Doomsday Clock #1 İnceleme



DC'nin son zamanlarda başlattığı Doomsday Clock oldukça bir ses getirdi. Sadece çizgi roman olarak demiyorum, politik açıdan da minik bir sorun yaşadı. Çizgi roman tarafında iki ayda bir çıkarılmaya başlarken politik hayatta gerçekte olan kıyamet saatinin geceye iki dakikaya gelmesi minik bir problem yaratmadı değil. Bu konuları çok uzatmayacağım o yüzden Watchmen karakterlerinin DC evreni ile iç içe girdiği serinin incelemesine başlayalım.


Doomsday Clock #1 İnceleme

Watchmen karakterlerinin yaşadığı evrende kıyamet kopmakta. Dünya kargaşa içinde ve insanlar ölüyor. Kahramanlarımız ise beklenildiği gibi herkesi kurtarıyor ve birlikte savaşıyorlar derdim ama pek öyle bir olmuyor. Kahramanlarımız tüm insanlığı kıyametin ortasında terk edip başka bir evrene gitmeye çalışıyorlar. Hikaye ilgi çekici başladı ve benim olmayan beklentimin üstüne çıktı. Biraz yavaş başladı ama onu söylemeliyim.

Ana karakterlerimiz Rorschach ve Ozymandias. Tanıdığımız karakterler bunlar. Onun dışında iki yeni karakterimiz var. Kendileri Joker ve Harley Quinn ama pandomimler. Yeteri kadar göremediğimiz için o kadar konuşamam ama konuşmayan ve çalışan gerçek olmayan bir silah yapan adamı baya ilginç buldum. Yazdıklarım okununca garipseneceğini biliyorum ama çizgi romanı okurken de garipsiyorsunuz. Karakterler bence herkesi mutlu ve tatmin edecek.


Sayıda 9 veya 12 panel düşüyor bir sayfaya çoğunlukla. Watchmen tarzını yakalamaya çalışmış. Yaklaşmış diyebiliriz. Sayının çizer koltuğunda Gary Frank oturmakta. Güzel ve detaylı bir iş çıkarmış. Üzerine renklendirme de güzel gitmiş. Şehrin ayrıca atmosferi tutturulmuş. Herkesin çaresizliği güzelce verilmiş. 

Kısacası, Doomsday Clock temiz ve merak ettirici bir başlangıç yaptı. Çoğu kişinin aksine beni tatmin etti. Diyalog ve detaylar anlamında da fena değil. Önümüzdeki sayıları iple çekiyorum.  Sonraki sayılarda ve haberlerde görüşmek üzere. Hoşçakalın...

Notum: 8.6

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.