Biz Sorduk, Rıza Türker Yanıtladı! Çizerlik ve Çizgi Romanlar Üzerine...



Beğenerek takip ettiğimiz, başarılı bir çizer olan Rıza Türker ile kısa ve hoş bir söyleşi gerçekleştirdik. Kendisinin çalışmalarına rizaciziyor Instagram hesabı üzerinden, Tweetar'da ise RizaTurker adresinden ulaşabilirsiniz. Bizimle bu güzel söyleşiyi yaptığı için kendisine tekrardan teşekkürlerimizi sunuyoruz...

1- Çizim yapmaya kaç yaşında başladınız? Sizi çizime yönlendiren şey nedir?

80'lerin başında doğan pek çok işçi/memur çocuğu gibi; boş vakitlerimizi değerlendirme adına yapabileceğimiz şeyler oldukça kısıtlıydı. Babaannemin bir şeyler karalayarak anlattığı bir hırsız-bekçi öyküsü vardı. İlk ışığı o yaktı kafamda. Sonrasında TRT'de yayımlanan çizgi filmlere olan sevgim ve gazetelerdeki -ne yazdığını okuyamadığım- bant çizgi romanlar, hevesimi devam ettirdi. Çok erken yaşta tanıştığım Conan ve Kızılmaske çizgi romanları ise hem okuma-yazmayı sökmemde, hem de çizim yapmanın bir aşka dönüşmesinde büyük pay sağladı.


2- Yayıncılardan bağımsız olarak hazırladığınız birbirinden hoş varyant kapaklar var, özellikle Action Comics #1000 kapağını biz pek beğendik, günün birinde resmi olarak yayıncılardan birine kapak çizmeyi düşünüyor musunuz? 

Farklı düşünmek, konuyu farklı ele almak hoşuma gidiyor. Özellikle seneler önce başladığım "When We Were Kids" adlı seriye yeni işler eklemek beni mutlu ediyor. Varyant kapaklar da çizimin eğlendiğim, kaçıp saklandığım gizli bir yeri gibi. Malum, insanın hobisi de sevdası da işi de çizmek olunca, bazen bu tarz kaçamaklar şart oluyor. Fakat biraz sessiz oluyor paylaşımlarım ve bu nedenle de iş imkanı yaratacak kişilere pek ulaşmıyor. Bu nedenle şu ana kadar bir teklif almadım. Bir teklif gelirse, elimden geleni yapar, yine çizerken eğleneceğim bir şey ortaya koymaya çalışırım elbet.

3- Genellikle ne tür çizgi romanlarla ilgileniyorsunuz, en sevdiğiniz 3 çizer kim?

Her ne kadar süper kahraman ekolü ile büyüdüysem de biraz daha karanlık, gerçeğin hayalgücü ve yer yer absürtlükle harmanlandığı, sadece bir çizgi roman değil, bir edebiyat eseri olarak da bakılabilecek çizgi romanları daha çok seviyorum. The Sandman, Preacher, 100 Bullets gibi. Tabii Hellboy'un da benim için yeri apayrı. Bir de genel anlamda bakarsak soruya, kesinlikle Japon mangalarını da es geçmemek gerekiyor. En sevdiğim 3 çizer diye bir sıralama yapmam zor, zira çok fazla isim var.  Mike Mignola, Humberto Ramos, Skottie Young, Bill Sienkiewicz, gönlümüzün birincileri Yıldıray Çınar ve Mahmud Asrar ve ustalardan Jack Kirby, Ernie Chan, John Buscema benim için önemli isimler.


4- Çizimlerinizde sosyal olaylara, özel günlere ve günümüzün sorunlarına değindiğiniz zamanlar da oluyor, bu çizimlere insanlar nasıl tepkiler veriyor?

Destek olan insan sayısı, köstek olanlara göre kat kat fazla. Bir sürü güzel yorumun yanında, tek tük de olsa saçma yorum gelebiliyor. Fakat bu tarz paylaşımları bir süre önce yoruma kapatmaya başladım. İnsanların, bir çizimin altında birbirini yemesi bir hayli saçma. En sıkıldığım insan tipi ise tabii ki, "A olayı için çizdin, B olayı için neden çizmiyorsun?" diye hesap sormaya kalkanlar. Kendilerine, Yiğit Özgür'ün, "Çünkü" diye başlayan, eşeklerle ilgili o meşhur karikatürüyle cevap veriyorum genelde.

5- Çizime yeni başlayan okurlara neler önerirsiniz? Nelere dikkat etsinler?

Bir gecede mükemmel bir çizer olamazlar. Bazen bir ömür harcamak bile gerekebilir bunun için. Bu yüzden asla ve asla "Olmuyor" fikrine saplanıp kalmamalılar. "Olacak" diyerek içlerindeki ateşi harlamalı, vazgeçmemeyi bilmeli ve her fırsatta bol bol pratik yapmalılar. Bir de ellerinin altında internet denen bir derya bulunmakta. Her şeyi sorabilecekleri, google gibi bir platform var sonuçta. Ayrıca, Nasreddin Hoca'nın, "Keramet kavuktaysa, al buyur sen oku." fıkrasındaki gibi, kerametin kullanılan kalemde, kağıtta, grafik tablette olduğunu düşünmesinler. Bir çizere "Kullandığınız kalemin markası ne?" demek gerçekten hiçbir işlerine yaramayacaktır. Dediğim gibi buna gerçekten meraklı olan, arar, bulur, gerekirse kendi kanıyla duvarlara çizer... Ehm. Tamam, abarttım biraz.

 

6- Çizim yapmaya başlamadan önce nelerden ilham alıyorsunuz?

Bu da oldukça kapsamlı bir konu aslında ama kısaca cevap vermem gerekirse, gördüğüm an içimde çizim yapma isteği uyandıran her görsel, bir kenara not aldığım her fikir ve bazen spontane gelişen bir muhabbette geçen tek bir cümle, kocaman bir ilhama dönüşebiliyor. Hâlen öğrenme ve gelişme aşamasında bir çizer olarak, usta bir çizerin işini görüp, "Ben de yapabilir miyim bunu?" diye deneme çizimleri yaparken, "Kolu öyle değil de şöyle dursa?", "Bacağı böyle önde olsa?" gibi alternatif kurgularla, bir anda kendimi örnek aldığım çizimden bambaşka bir şeyi çizerken bulabiliyorum.

7- Çizimlerinizi hazırlarken, yayınlanırken veya pazarlarken yaşadığınız zorluklar nelerdir? İçinizi dökebilirsiniz :)

Gerçek bir cevap ile en az 10 sayfa yer işgal edecek bu soruya, ülkemizdeki pek çok freelance çizer adına kısa bir cevap veriyorum.

Öncelikli problemimiz, sosyal medyanın yarattığı, yazışma nedir, nasıl yapılır haberi olmayan; herkesi kendi ahbabı sanan, derdini anlatmaktan aciz, laubali tipler. Karşımızdaki insanın bizlere, "Hacım, hocam, koçum, biraderim, kanka" ya da "Tatlım, güzellik, fıstık, ablası" gibi yakıştırmalarda bulunması, otomatikman irrite olmamızı sağlıyor. Bu şekilde gelen maillerin pek çoğuna geri dönüş yapmıyorum şahsen. Bir de "Çizim kaça?" diye pazarda limon fiyatı sorduğunu düşünenler var ki onlar da gayet damarımıza basan bir güruh.


8- Takipçileriniz arasında en çok ilgi gören çizimleriniz hangileri? Bizim favorimiz insanları Rick and Morty tarzında çizmeniz... 

Rick & Morty'ye aşığım. Baştan sona 3 defa izledim. Genel olarak insanları olmak istedikleri yerde çizmeyi seviyorum ve çizgi filmler/animeler bunun için biçilmiş kaftan. Kendini, Gumball ile otururken görmekten mutlu olan da var Luffy ya da Naruto ile yan yana savaşırken görmekten hoşlanan da. Fakat insanlar, müzisyen dostlarım için yaptığım çalışmalara ve Atatürk çizimlerime çok daha fazla ilgi gösteriyor ki ikinci kısımdan çok memnunum. Kalbinde Atatürk sevgisi olan kişilere selam olsun.

9- Son olarak ülkemizde çizgi roman ve çizim piyasasının geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz?

Çizgi roman yayıncılığı son 10 yılda inanılmaz bir ivme kazandı. Vaktinde, yayın tarihi belirsiz, oldukça düzensiz çıkan çizgi romanlar için her gün mahalleyi nasıl tavaf ettiğimi düşünüyorum da şimdiki çocuklar ve gençler çok daha şanslı. Hollywood'un da etkisi büyük tabii. Ülkemizde çok güzel işler yapılıyor. Pek çok şehirde, ardı ardına çizgi roman mağazaları açılmaya başlandı. Getirisi olan bir sektör ve gelişmeye açık. Yerli yapımlar konusuna gelirsek, destek gören birkaç iş var fakat bana göre bu tarz yerli işlerin ilgi görmesine, alıcı bulmasına bir 3-5 sene daha var. Aslında bazı yayın evi ve çizgi roman mağazası sahiplerini yakinen tanıyorum. Bir dokunup bin ah işiteceğiniz hikayeleri var. Siteleri üzerinden doğrudan satıştan gelen meblağ, kitabevi ve bazı zincir mağazalardan alacaklarının yanında devede kulak kalıyor. Bunu bilerek bu işe girmek büyük cesaret. Bu nedenle yeri gelmişken kendilerini tebrik ediyor, gençlere çizgi roman sevgisini aşılamak adına yaptıkları için teşekkürü bir borç biliyorum. Ayrıca bu fırsatı verdiğiniz için, tüm Geek Ekranı ailesine de şükranlarımı sunuyorum. 

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.