Bumblebee İncelemesi | Bize Bunlarla Gelin!

               BUMBLEBEE

 Transformers serisinin 6. filmi olan ve Travis Knight tarafından   yönetilen Bumblebee filmini ön gösterimde izledik. Film bugün vizyona girdi ve artık özgür bir şekilde film hakkında konuşabiliriz. İlk defa Micheal Bay'in yönetmen koltuğunda olmadığı bir Transformers filmimiz var. Bu sefer yönetmen koltuğunda değil, yapımcı koltuğunda oturuyor kendisi.

Film ilk açıklandığında, diğer filmlerle bir bağlantısı var mı? Zaman olarak nerede geçiyor? Seriyi tekrar mı başlatıyorlar? Gibi sorular aklımıza takılmıştı. Film 1980'lerde geçiyor. Daha spesifik bir cevap vermek gerekirse, Transformers: Last Knight filminde bulunan 2. Dünya savaşındaki kısımlar ile ilk Transformers filmi arasında geçiyor. Filmin sonu ise Transformers'ın ilk filmine güzel bir şekilde bağlanıyor.


bumblebee movie ile ilgili görsel sonucu

Transformers evreninde en sevdiğim karakter olan Bumblebee'nin filminin baş rolünde Spiderman Into Spider Verse filminde Spider-Gwen'in sesinden aşina olduğumuz Hailee Steinfeld var. Film, ilk fragmanda olduğu gibi aksiyondan daha çok karakterler üzerinde duruyor. Bumblebee ve Charlie Watson karakterlerinin gelişimi üstünde sık sık geçiyor. Bumblebee'nin ismini nasıl aldığı veya neden diğer otobotlar gibi konuşamayıp radyodan konuştuğunu film güzelce anlatılıyor. Bunları görürken bir gram sıkılmıyorsunuz, tam tersine karakteri daha da yakından tanımaya başlayarak film daha da eğlenceli bir hal alıyor. Bumblebee ile Charlie Watson arasındaki ilişki çok başarılı. E.T filmindeki ilişkiyi sanki tekrar görüyormuşuz gibi bir hava var. Tabii ki, o kadar etkileyici ve destansı değil ama iki kendini yalnız hisseden bireyin arkadaşlığını anlattığından dolayı, ister istemez E.T geliyor akıllara. Klasik, ama çok güzel işlenmiş.


Aksiyon sahneleri üzerinde özellikle durmak lazım. Filmin baş kötüleri 2 tane Decepticon. Aksiyon sahneleri önceki Transformers filmleri gibi değil kesinlikle. Hani şu gözümüzün içinde savaşır gibi oldukları sahneler var ya, kimin kime vurduğu belli olmayan, kimin kolu kimin neresinde falan... Onu düzeltmişler bu filmde baya. Yönetmen değişikliğinden dolayı mı bilmiyorum ama değişmenin nedeni neyse, koca bir alkışı hak ediyor. Eski, yorucu ve ne olduğu belirsiz aksiyon sahnelerinden eser yok.


John Cena ise filmlerdeki klasik, ilk başta yakalamamız lazım diye düşünüp, sonrasında düşünceleri kaçmanız lazıma dönüşen karakter modelini canlandırıyor. John Cena'nın oyunculuğunu beğendim veya beğenmedim diyemeyeceğim. Komedi sahnelerinde beklediğimden çok daha iyi görünse de, ciddi sahnelerde oyunculuğu çok basit geldi. Kendisi için kararsız kaldım, kimi zaman tatmin edici iken, kimi zaman yetersiz kaldı.

Filmin girişinden itibaren Transformers çizgi filmlerindeki tadı alıyoruz ve sonuna kadar damağımızda kalıyor o tat. Transformers'ın ilk filmindeki tadı da alabilirsiniz aynı zamanda. Bu film gelecekteki Transformers filmlerine de oldukça umut veriyor. İzlemekten çok keyif alabileceğiniz bir Transformers filmi olmuş. Ne gereksiz uzun ne de çok kısa, tam olması gerektiği gibi. 80'li yılların şarkılarının verdiği keyifle birlikte, sinemada izlemenizi öneririm. Aquaman filmini de sizler için önümüzdeki hafta basın gösteriminde erkenden izleyip spoilersız bir şekilde görüşlerimizi paylaşacağız. Çarşamba günü tetikte olun, görüşmek üzere!

7.7/10

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.