Glass İnceleme | Spoilersız


18 Ocak'ta vizyona girecek ve tartışmalı M. Night Shyamalan tarafandan hem yazılıp hem de yönetilen Glass'ı dün basın gösteriminde izleme şansına eriştik. Oyuncu kadrosunda James McAvoy, Bruce Willis, Samuel L. Jackson ve daha birçok ünlüyü bulunduran filmi spoilersız bir şekilde anlatmaya başlayalım.

Glass, bir üçlemenin sonu. 19 yıl önce çıkmış Unbreakable'ın ve 2 yıl önce çıkmış Split'in devamı olan filmde ana karakterlerimiz önceki filmlerde de bulunan David Dunn, Kevin Wendell Crumb ve Elijah Price. Bu karakterler bir şekilde aynı noktada buluşur. Bir akıl hastanesinde. Filmde bu karakterlerin burada yaşadıkları olayları ve içinde bulundukları büyük planı izliyoruz. Bunu izlemeden önce ilk iki filmi izlediğinizden ve yeterince şey hatırladığınızdan emin olun çünkü öncekilerle baya bağlı. Ayrıca ilk bakışta film biraz farklı bir süper kahraman filmi gibi gözükebilir ki öyle pazarlandı. Hatta başlangıçları biraz öyle ama bunun karakter odaklı bir film olduğunu bilerek gidin.



Olay örgüsü daha çok Unbreakable'a yakın diyebiliriz. Olay çoğunlukla yavaş ilerliyor ve büyük son için sizi hazırlıyor. Bu durağan kısımları herkesin seveceğini düşünmüyorum ama benim için bir sorun yaratmadı ve sıkılmadan izledim. Film sizi ekrana bağlamayı güzelce başarıyor ve ileride ne olacak diye merak ettiriyor. Tabi büyük aksiyon sahneleri de beklemeyin. Aşırı hareketli ve hızlı aksiyon sahneleri bekliyorsanız biraz yanlış geldiniz. Benim için filmin asıl sorunu olan kısım son parçası. Shyamalan filmlerinde artık vazgeçilmez bir şey olan seyirciyi şaşırtan plot twist(ler) bu filmde de yer alıyor ve ilginç kararlar olduğunu belirtmek isterim. Klişelerden uzakta kalmaya çalışıp biraz kendini fazla zorlamış gibi. Bu son kısım bence insanlar arasında kargaşa yaratacak gibi. Ya çok seveceksiniz ya da nefret edeceksiniz. Ben beğenmeyen taraftayım burada. Ayrıca filmde birkaç tane gereksiz bulduğum doldurma sahne var ama çok büyük bir sorun diyemeyeceğim.



Karakterlere gelirsek filmin en sevdiğim kısmı olabilir. Karakterlerini önemseyen bir film olarak herkesi beğendiğimi belirteyim. Tabi bazılarını diğerlerinden daha az beğendim. Filmin ismini taşıyan Glass karakteri dışında hepsine yeterli zaman verildiğini de düşünüyorum ama burada en çok övgüyü hak eden kişi James McAvoy. Kendisi 23 kişiliğe sahip Kevin'ı oynuyor ve gerçekten başarılı bir iş çıkarmış. Neredeyse her kişiliğini gördük ve hepsini çok güzel canlandırmış. Kendisinin sahnelerini izlerken çok eğlendim ve beğendim. Zaten filmde de en çok onu izliyoruz.

Teknik kısımlara gelirsek filmin çekim teknikleri çoğunlukla güzel ve ilgi çekici ama bazı kötü anlar da bulunuyor. Müzik olarak pek bir şey diyemeyeceğim. Atmosfere uyan ve o sahnede dinlerken güzel gelen müzikler var ama bunlar arada açıp dinleyeceğim müziklerden değil. Horde'un bulunduğu kısımlarda giren müzikler ise gerçekten ilgi çekici idi.

glass movie horde ile ilgili görsel sonucu

Sonuca gelirsek Glass bir üçlemeyi biraz hayal kırıklığı bir son ile bitirdi. Keşke içinde sahip olduğu potansiyeli güzelce kullanabilseydi dediğim ve beğenmediğim için çok üzüldüğüm filmlerden oldu bu. Yönetmenin kafasında birçok birleşmeyen fikirden oluşan bu film kimilerini çok tatmin edecek ve sevdirecek, kimilerini ise nefret ettirecek ve Shyamalan'a Avatar'dan sonraki gibi sinirlenecek. İçinde çok güzel fikirler ve kısımlar bulundursa da güzel bir sonuca getirelememiş Glass'ı önceki filmleri izleyenler kesinlikle kaçırmasın. Belki de filmi çok beğenirsiniz.

NOTUM: 6.5

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.