Justice League Odyssey #3 ve #4 İnceleme




Joshua Williamson'ın JL'li uzay macerası hız kesmeden devam ediyor. Çizer değişikliği dışında bahsetmem gereken birkaç şey olduğunu düşünüyorum bu iki sayı hakkında ki bunlar benzer şeyler. O zaman hikaye ile başlayalım.

Önceki sayıda olan bolca açıklama ve olay sonrası büyük bir noktada hikayeyi bırakmıştık. Karakterlerimizin bulunma amacı netleşti ve seri daha da ilgi çekici bir hal aldı. Bu iki sayı da farklı yerlerde geçiyor. Yeni karakterler tanıtılıyor, yeni yan hikayeler başlatılıyor. Sorun şu ki iki sayı için çok fazla fikir var. İlkinde biraz daha karakterlerin arasındaki ilişkileri okuyoruz ve sayı tamamen boş geçiyor. Hikayeyi ileriletebilecek yerlerde duruyorlar. İkinci sayıda ise çok fazla şey ver. Cyborg'un Tanrı olarak görüldüğü gezegeni ve sırlarını keşfetmemiz yanında Darkseid'in hikayesi devam ediyor ve ortaya Azreal'ın yeni olayı ortaya koyuluyor. Sayıya yeni olaylar ve karakterler koyuyluyor ki biraz sıkıştırılmış hissettiriyor. Bu olaylar biraz daha yayılabilirdi.


Bakın bu fikirler kesinlikle kötü değil. Hatta hepsi çok hoşuma gitti temelinde. Azreal'ın istediğim gibi hikayede daha büyük bir olaya sahip olması mutlu etti. Ana sorun ise bu olayların yeterince iyi güçlendirilip gösterilmemesi. Mesela Cyborg gezegeni aslında baya ilginç bir şey ama orada yeterince zaman geçiremedik. Bu olaylar daha büyük yerlere bağlanacak ama yeterince güçlenilmeden büyütülürse istenilen etkiyi bırakabileceğini düşünmüyorum. Hele bu hızla giderse asla istediği etkiyi bırakamayacak. Belki boş geçen üçüncü sayıyı biraz bu olaylarla doldurabilirlerdi.

Son olarak karakterlerimizden bahsedeyim. Sanırım artık hepsine yeterince ısındım ve Jessica Cruz dışında hepsinin bir nedeni olduğuna inanıyorum. Starfire olayının gerektiğinden daha kısa süre verildiğini düşünsem de ileride yeniden bu olayın karşımıza çıkabileceğini düşünüyorum. Yeni katılan karakterlerde ise Azreal'a baya benzeyen Rapture baya ilgimi çekti ve ileride onla neler yapacaklarını merak ediyorum. Ayrıca 4.sayıda pek beklemediğim sürpriz bir karakter seriye katılıyor. Karakteri sevenlerin mutlu olacağını düşünüyorum.


Sanırım bu iki sayı hakkında en üzüldüğüm şey çizer değişikliği oldu. Stephan Sejic gerçekten muhteşem bir iş çıkarmıştı. Bu iki sayıyı ise Philippe Briones çiziyor. Kendisi kötü bir iş çıkarmış diyemem ama Sejic'in yarattığı atmosferin yerini tutamamış. Olay şu ki sonraki sayı yine çizer değişecek. Bu iki sayıda bir çizer değişimi beni sinir etmiyor değil. Çizere alışmamız için yeterli zaman verilmiyor ve alıştığımız an değişiyor. Sonraki sayının çizeri Flash'ta çok gördüğümüz Carmine Di Giandomenico. Kendisini sevdiğimi söylemeliyim ve seriye yakışacağını düşünüyorum.

Seri ilk iki sayıdan sonra bir düşüşe uğrasa da ileride baya heyecanlanacağımı düşündüğüm şeylere yer veriyor. Kendi içlerinde ortalama olsalar da bu büyük hikayenin içinde özel bir yer sahip olacaklarını düşünüyorum.

#3'e Notum: 6.7
#4'e Notum: 7.5

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.