Oscar Dosyaları #1 BlacKkKlansman | Çok Yaşa Amerika (!)


İlgili resim

Oscar Dosyaları Yazı Serisi Nedir?

Her ne kadar adayların büyük bir kısmını daha önce sitemizde vizyona girdikleri zaman, adaylar açıklanmadan önce incelemiş olsak da; bu yazı serisinde filmlere daha çok Oscar organizasyonu üzerinden yaklaşacağız. Aday olduğu kategorilerden giderek, bizce hak edip etmediğinden tutun, hangi özelliklerin bu filmlerin aday olmasını sağladığına, filmlerdeki detaylardan tutun, ödülü kazanmalarını sağlayacak olan artılara veya kaybetmesine sebep olacak olan eksilerine değineceğiz. Her yazının sonunda da aday olduğu ödülü kazanma yüzdesini sizlerle paylaşacağız.

Cannes film festivalinde Büyük Ödül'e layık görülen ve tam 6 Oscar adaylığı bulunan Spike Lee'nin son filmi Blackkklansman 28 eylül tarihinde ülkemizde vizyona girmişti ve biz de sıcak sıcak film hakkında görüşlerimizi incelememizde aktarmıştık. Buradan o yazıya ulaşabilirsiniz. Ancak şimdi işler değişti, sizlerle Oscar adayları hakkında görüşlerimizi ifade edeceğimiz bu yeni yazı serimizde, film hakkında değinmek istediğimiz önemli noktalar var. Öncelikle filmin konusunu hatırlamakla başlayalım.

Ron adında bir Afro-Amerikan polis ile Yahudi ortağı Flip'in Klu Klux Klan örgütünün şehirde yapacakları eylemleri engellemek için bir arada çalışmasını konu alan film, tıpkı bu yıl en iyi film oscarına aday olan diğer 6 film gibi, bir gerçek hayat uyarlaması. 8 Oscar adayının 6'sı gerçek hayat uyarlaması. Filmin ana karakteri olan Ron Stallworth'un kendi yaşadıklarını anlattığı kitaptan uyarlanıyor film. Başta ana rolde Denzel Washington olması düşünülse de, yaş farkından dolayı oğlu John David Washington role uygun görülmüş. Adam Driver ise Ron'un ortağı Flip rolünde.İlgili resim


Film hakkında detaylara girmeden önce yüzeysel bir yorumda bulunmak gerekirse; akıcı, izleyiciyi kendine çeken, hem gerilime hem mizaha hem de aksiyona tam da olması gerektiği oranda yer veren, basit ama güzel ve zevkli bir film. Verdiği mesajla diğer ırkçılık karşıtı filmler gibi gözükse de, bu filmde işler biraz daha farklı. Filmi izlerken her ne kadar, hepimiz eşitiz ve aynı haklara sahibiz mesajı veriyormuş gibi gözükse de, son 3 dakikada film tüm mesajını yıkıyor, değiştiriyor. Gelin bu konuyu biraz daha açalım.

Filmin ilk sahnelerinde siyahilere 'bazı' beyazların davranış biçimlerini görüyoruz. Karakterin polisliğe kabul edilme sahnesinden tutun, arşiv bölümünde çalıştığı anlara kadar siyahilere insanların bakış açısı yansıtılıyor. Zaten henüz filmin açılış sahnesinde tamamen izleyicilerin yüzüne yüzüne siyahilerle ilgili görüşler, açık ve net, 'Bilal'e anlatır gibi' sunuluyor. Ardından karakterimizin iş gereği siyahilerin düzenlediği gizli bir konuşmayı dinlemesiyle, siyahların dönemle ilgili görüşlerini izliyoruz. "Çok Yaşa Siyahi Güç" Son olarak ise Klu Klux Klan konuşmalarında beyaz tarafının siyahilere böyle davranma sebepleri kendi açılarından yansıtılıyor. "Çok Yaşa Beyaz Güç" Film, güç kavgası sonucu yaşanan kutuplaşmayı anlatırken, kendi kendini kutuplaştırıyor aslında. Başta filmi izlerken, iki tarafı da dinleyip birini haklı bulacakmışsınız gibi hissediyorsunuz. İki tarafın da görüşlerine yer veriliyor: Dinleyin tarafınızı seçin. Siyahiler mi haklı beyazlar mı? Yoksa ikisi de mi haksız? Ancak işler öyle de ilerlemiyor. Son 3 dakikada her şey yerle bir oluyor. Bu yıkımın sebebi ise, filmin size bir seçim hakkı vermeden kendi seçimini size dayatması.

charlottesville car attack ile ilgili görsel sonucu

Son dakikaları hatırlayalım, Charlottesville olayları sonrası Trump'ın açıklamalarına ve ardından filmde yer alan insanlardan biri olan David Duke'ün Trump'tan aldığı gaz sonucu yaptığı açıklamalara yer veriliyor. Bu sahnelerde aslında film insanlara burada tek bir suçlu var diyor: beyaz taraf ve onları destekleyenler. Bütün film boyunca iki tarafa da konuşma hakkı tanıyıp masumiyetini korusa da, son hamlesini yaparak insanları yönlendiriyor film. Eşitlikçi ve kutuplaşma karşıtı yapısını alt üst ediyor. 2 saat 13 dakika boyunca tarafsız kalıp, son 3 dakikada izleyicilere kendi fikrini dayatıyor. Bu fikirde haklı olup olmaması bence durumu değiştiren bir şey değil. Diğer filmlerden farklı olarak mesaj verme çabasına körü körüne girmeyerek iki tarafa da söz hakkı tanıyan bir film olmuşken, son dakikalarda hem güncel Amerika siyasetine yer veriyor, hem de iki taraftan hangisini seçmesi gerektiğini izleyiciye açık açık söylüyor. Kutuplaşmanın insanlara olan kötü etkisi anlatılırken, aniden izleyicileri kutuplaştırma gibi bir yola giriyor film. İki taraftan birinin suçlu olduğuna, orta yolun olmadığına ve suçlu tarafın beyazlar olduğuna yönlendiriyor izleyiciyi. Keşke hiç böyle bir yola girmeseydi ve kararı tamamen izleyiciye bıraksaydı. Herkese söz hakkı tanımış, isteyen siyahileri haklı bulur isteyen beyazları isteyen de herkesi haksız bulur. O zaman tarafsız ve izleyiciyi bilgilendirip gerisini kendisine bırakan bir film olmayı başarabilirdi. Tercihini, kendi düşüncelerini söyleyerek tarafsızlığını yitirmekten yana kullandı.

Son 3 dakikadan devam edelim. Elindekilerle gayet başarılı bir film yapmışsın, tamam hikayeyle yakından bir ilgisi olmasa da sonuna ırkçılık karşıtı bir gösterinin ortasına arabayla dalan bir psikopatın yarattığı Charlottesville olaylarını eklemek istedin, bunda da sorun yok, Trump'ı eklemek zorunda mıydınız? İnsanları bir tarafa yönlendirmek için en güzel seçim Trump olurdu zannımca. Hem güncel siyasette olduğu için herkesin adam hakkında bir düşüncesi var, hem de söyledikleriyle zaten büyük bir kesimden tepki toplayan bir siyasetçi. Trump'ı kullandığı an bence zaten film bütün tarafsızlığını bozmuş oldu. Ardından hemen bir sonraki sahnede ise David Duke ile Trump'ın birbirlerine destek çıkışını izlemiş olduk. Ancak her şeye rağmen bunlar benim şahsi düşüncelerim olmaktan öteye gidemez, çünkü film tamamen taraflı bir film de olabilir, diğer pek çok film gibi. Ancak büyük bir potansiyele sahip iken, son dakikalarıyla beslediği ve izleyicilere sunduğu tüm mesajı bozarak, farklı ve kötü bir yola girdiğini düşünüyorum. Sonda çıkan Amerika bayrağına ise değinmenin gereği olmadığını düşünüyorum. Keşke hiç kullanılmasaydı; kutuplaşma karşıtı, eşitlik ve kardeşlik mesajı bulunan (en azından bu gayeyle yola çıkan) bir filmin sonunda bir ülke bayrağı çıkmasının nasıl bir açıklaması olabilir merak ediyorum açıkçası.

blackkklansman final america flag ile ilgili görsel sonucu

Aday Olmasını Sağlayan Unsurlar

Yazının başında da dediğim gibi Blackkklansman iyi bir film, ancak yine de ben kesinlikle Oscar'lık bir film olduğunu düşünmüyorum. Hele yılın en iyi filmi hiç mi hiç değil. Tamam ama o halde ne işi var burada sorusu geliyor akıllara. Öncelikle Blackkklansman akademinin çok hoşuna giden bir konuya sahip. Kendilerinin bu tarz filmlere olan ilgisini zaten son 3 yılın adaylarından ve kazananlarından anlamak mümkün. Aynı zamanda bu yılın diğer adaylarına bakınca ilk gözünüze çarpan şey bu durum olacaktır. Bu açıdan Blackkklansman zaten yarışa bir sıfır önde başlıyor. Yeterli düzeyde mizahı ve aksiyonu basit bir şekilde akıcılıkla harmanlamasıyla beraber gücüne güç katıyor. Son sahnelerde değindiği güncel siyasi olaylar ve Amerika bayrağıyla da son vuruşunu yapıyor ve topu ağlara göndermeyi başarıyor. Evet aday olmayı başarıyor, ama ödülü kazanmayı başarır mı? Bizce kesinlikle hayır. Ancak yine de buralara gelmesi bile, bu saydığım unsurlar sayesinde olmasına rağmen büyük bir başarı ve takdiri hak ediyor. İyi bir film, ama bazı özel yerlerde Oscar'a oynamasa kesinlikle burada olamayacak bir film.

Kazanır mı?

En iyi filmi bir kenara bırakıp diğer adaylıklarına bakacak olursak, Adam Driver iyi bir performans sergiliyor ancak ödülü alması için yeterli değil. Keza ondan daha üstün performans sergileyen başka yardımcı erkek oyuncular bulunuyor. Spike Lee iyi bir iş çıkarmış olsa da filmi yönetmenlik açısından öne çıkaran pek fazla öge olduğunu düşünmüyorum. Çok daha güçlü ve yönetmenliğiyle öne çıkan adaylar bulunmakta. Son olarak en iyi uyarlama senaryoyu hak ettiğini düşünmüyor olsam da bu ödülü kazanma olasılığı en iyi film, en iyi yardımcı erkek oyuncu ve en iyi yönetmen ödüllerini kazanma olasılığından çok daha yüksek. Aralarından birini alacaksa eğer bu en iyi uyarlama senaryo ödülü olur, olmalı. Yine de bence bu ödülü alma olasılığı da yüksek değil, sadece diğer adaylıklarına göre daha fazla.

Ee Spike Lee, yazı mı tura mı?

Oscar dosyaları serimizde ilk dosyamızı kapattık. Blackkklansman hakkında değinmek istediğim tüm noktalara açık açık değindiğimi düşünüyorum. Spike Lee iyi bir iş çıkarmış ve eğer son dakikalar olmasaydı benim için kesinlikle çok daha iyi bir film olmuş olacaktı. Siz de film hakkında görüşlerinizi yorumlarda belirtebilirsiniz. Diğer adaylar için de yazılarımız gelmeye devam edecek. Ödül gecesine kadar her filme dokunmaya çalışacağız. Sonraki filmlerde görüşmek dileğiyle...

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.