Oscar Dosyalar #6 The Favourite | Kapalı Kapılar Ardındaki Absürtlükler!


Oscar Dosyaları Yazı Serisi Nedir?

Her ne kadar adayların büyük bir kısmını daha önce sitemizde vizyona girdikleri zaman, adaylar açıklanmadan önce incelemiş olsak da; bu yazı serisinde filmlere daha çok Oscar organizasyonu üzerinden yaklaşacağız. Aday olduğu kategorilerden giderek, bizce hak edip etmediğinden tutun, hangi özelliklerin bu filmlerin aday olmasını sağladığına, filmlerdeki detaylardan tutun, ödülü kazanmalarını sağlayacak olan artılara veya kaybetmesine sebep olacak olan eksilerine değineceğiz. Her yazının sonunda da aday olduğu ödülü kazanma yüzdesini sizlerle paylaşacağız.

Yıl boyunca neredeyse tüm festivalleri gezen ve Venedik'te Gümüş Aslan Büyük Ödülü'nün sahibi olan The Favourite, Oscar'da tam 10 kategoriye aday! Bir Lanthimos Aristokrasisi olarak bahsedilen yapım 26 Aralık 2018 tarihinde vizyona girmişti.

Başrolünde performansı ile Altın Küre kazanan Olivia Colman bulunurken oyunculukları ile Oscar'da  'En iyi Yardımcı Kadın Oyuncu' kategorisine aday gösterilen Rachel Weisz ve Emma Stone kendisine eşlik ediyor.

Dogtooth, The Lobster, The Killing of a Sacred Deer gibi hayvan temalı yapımları ile tanınan, Yunan Yeni Dalga akımının başarılı yönetmeni Yorgos Lanthimos tarzı dışında bir işe imza atarak absürtlüğün sınırlarını zorluyor. İlk defa başkasının senaryosu ile çalışan Lanthimos, zaman ve mekan sınırlarını aşarak, edepsiz, absürt, komedi ve gerilim öğelerini taşıyan, şiddeti ve cinsel fanteziyi göndermeleri ile aktaran kara-komik bir filme imza atıyor. Kendisi kadar içe kapanık ve bunaltıcı bir tema ile tarihi ve kapalı kapılar ardındaki fanteziyi izleyicilere aktarmayı başarıyor.

Film, normal ilerleyiş kuralları dışında bir seyire sahip. Lanthimos, entrikanın ve yükselişin yoğunluğu sebebi ile bölümlendirmeye gitmiş. Her bölümü içerdiği diyaloglara göre adlandırarak seyircinin filme bağlı kalmasını hedefliyor ve tahminde bulunmasını sağlıyor. Bu şekilde seyirci ekranda kalarak dinamikliği hissedebiliyor.


18. Yüzyıl İngiltere'sinde geçen film kraliçe Anne ve iki kuzenin hikayesini anlatır. 3 kadının çevresi iktidar mücadelesi veren erkekler ile çevrilidir. Obur, ve geçmişte çok acı çeken kraliçe Anne, gut hastalığı sebebi ile elden ayaktan düşer ve siyaset ile ilgilenemez hale gelir. Anne'ye çok yakın olan Leydi Sarah, kraliyet ile ilgili kararlarda öncülük eder ve kraliçesi Anne'ye yardımcı olur. İngiltere, Fransa ile savaş halindedir. Çiftçilere yönelik vergi artırımı gündemdeyken Leydi Sarah kendi çıkarınca hareket eder. Sarah'ın kuzeni Abigal, saraya gelir ve aralarındaki rekabet alevlenir. Düşmüş bir leydi olan Abigal, saraya yalnızca sığınmak maksadıyla gelmemiştir. Temizlikçi olarak sarayda yer edinen Abigal pozisyonunda yükselir ve Sarah'ın yakın hizmetlisi olur.  Sıfırdan zirveye yükselen Abigal artık "sarayın gözdesi" olmuştur. Gözde olduktan sonra kraliçe Anne'nin ilgisini çeken Abigal, Anne ile yeni bir yolculuğa adım atar ve Sarah'ın pozisyonu gün geçtikçe sarsılmaya devam eder.

Şımarık ve aciz görüntüsü ile akıllarda canlanan ciddili, kaliteli eğitime sahip aristokratların tersi olan Anne, çocuklarını kaybetmesi sebebi ile fazla asabi ve travma halinde. Gittikçe çocuklaşan Anne kendisini duygusal ve cinsel açıdan dayanağı Sarah'a bırakmakta. Sarah erkeksi tavırları ile iktidarı ve Anne'yi elinde tutuyor. Abigal ile sürtüşen ve ilerleyen bölümlerde her şeyini kaybedecek olan Sarah, Abigal ile birlikte Anne'nin zaman zaman arkadaşı, eşi, dostu, sevgilisi ve daha nicesi rolünde.

Film hakkındaki eleştirimize gelirsek, öncelikle sahne ve kostüm seçimlerinin oldukça başarılı olduğunu söylemek gerek. Dönem objelerle çok iyi yansıtılmış. Kostümlerin içine çeken bir havası var. Filmin bölümlere ayrılmış oluşu bahsettiğimin aksine bence can sıkıcı. Farklı bir teknik ile izleyiciyi olayda tutmak istenmiş fakat sürekli başlıklarla bölünüyor olması odaklanmayı engelliyor. Absürtlüğü, cinselliği ve kendi tabiri ile edepsizliği iktidar ve iktidarsızlık çatışması bir bütün halinde verilmiş. Ciddiliğin içinde komikler, bazı simgeleştirmeler çok fazla. Örnek vermek gerekirse 18 tavşan, kraliçe Anne'nin çocuklarını ve cinselliği simgeliyor. Çirkinlik, çamur ve kir karakterlerin dönüm noktalarında gösterilerek yorumlayabilmenize zemin hazırlıyor. Bunu dışında aristokratlar da alışılmışın dışında gördüğümüz kostüm-makyaj durumu, onların saklamak istediği veya saklamak zorunda kaldığı yaraların, travmaların, acıların ve edepsizliklerin bir göstergesi.

Tarihi derinden konu alması sebebi ile bilginiz olmadığı taktirde odaklanamayacağınız bir film. Karakterleri normal yapımlarda gördüğümüz için tanımamıza zaman vermiyor. İroniktir ki, Anne'nin kraliçe Anne olduğunu ve Sarah'ın aslında dostu olduğunu filmin son 30 dakikasında anladım. Filmin simgelediği ve anlattığı çoğu olguyu anlayabilmek için sonrasında Anne ve tarihi hakkında araştırma yapmam gerekti. Fazlasıyla sanatsallık ve absürtlük içeren bir film kısaca.


Aday Olmasını Sağlayan Unsurlar

91. Akademi Ödülleri'nin 10 adaylığı ile adeta gözdesi olan The Favourite, 'En İyi Film' , 'En İyi Yönetmen',  'En İyi Senaryo', ' En İyi Kadın ve 'Yardımcı Kadın Oyuncu' gibi birçok kategoride aday. Filmin teması ve işlenişi sebebi ile senaryo konusunda gayet güçlü. Olivia Colman'ın oyunculuğu oldukça başarılı. Kadınların simgelenişi ve mücadelesi izleyicileri şaşırtıyor ve adeta delirtiyor. Dar bütçesi olmasına rağmen kostüm açısından öne çıkıyor olması da taktiri hak ettiğini gösteriyor.


Kazanır Mı?

'En İyi Film' kategorisinde aday olan film, çoğu eleştirmenin favorisi. Asıl ödülünü 'En İyi Kadın Oyuncu' kategorisinde, Olivia Colman'ın performansı ile alabileceğini düşünüyorum. Yardımcı Kadın Oyuncu kategorisinde hali hazırda iki adayı bulunurken alma olasılığı da bir hayli yüksek gözüküyor. Çoğu kategoride kazanma olasılığı ilk üç ile yarışır halde. Bu kadar adaylığı bulunurken hiç Oscar almadan dönmesi aptallık olur. The Favourite mutlaka hak ettiğini alacak gibi gözüküyor.




Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.