Umbrella Academy 1.Sezon İnceleme- Netflix'in Yeni Kahraman Dizisi


Netflix'in Marvel dizilerinin fişini yavaş yavaş çektiği bu dönemde yayın servisi bu sefer bir başka süper kahraman çizgi romanı uyarlaması çıkartıyor. Gerard Way ve Gabriel Ba'nın Umbrella Academy çizgi romanının uyarlaması geçtiğimiz günlerde Netflix'e geldi. Peki dizi bu kadar çok süper kahraman işinin arasından sıyrılıp kendini gösterebilmiş mi?

1984'ün bir gününde 43 kadın aynı gün doğum yapmıştır. Bunun tuhaf yanı ise bu kadınların bir önceki gün hamile olmaması. Çocukların ise özel güçleri vardır. Bu olayın ardından zengin bir adam olan Sir Reginald Hargreeves bu çocuklardan 7'sini evlat edinmiştir ve güçlerini daha iyi kullanmaları ve bir takım olabilmeleri için onları büyütmeye başlamıştır. Yıllar sonra Reginald ölür ve aile yeniden bir araya gelir. Bunun üzerine olaylar gelişir ve kardeşler kendilerini yaklaşacak bir kıyameti durdurmaları gerekecek halde bulur.


Dizi hikaye olarak ilgi çekici ve güzel. Her bölüm yeni şeyler katılıyor ve arada güzel şekillerde klişelerden kaçınılıyor ama tabii ki arada bulunduğu türün kafesine kapılıyor. Taze ve orijinal fikirler bulunuyor ama bazılarının potansiyellerini yeterince kullanamıyor. Yine de izlerken verdiği his güzel. 10 bölüm olsa da bölümler 1 saate yakın uzunlukta ve çoğunlukla sıkmasa da ve hikaye güzel yayılmış olsa da arada çoğu Netflix dizisi gibi diyalog ağırlığına kapılıyor ve arada bir olay yaşanmasını isteyebiliyorsunuz.

Serinin baz aldığı çizgi romanı okumadığımı söylemeliyim o yüzden ne kadar iyi bir uyarlama olduğunu söyleyemeyeceğim ama diziyi izledikten sonra çizgi romanı okumak için bir istek doğdu içimde. 3 cilt olan serinin ilk iki cildi zaten JBC tarafından basıldığından ulaşmam da kolay olacak.

Dizi aslında birçok türü içinde barındırıyor. Ne kadar süper kahraman dizisi gibi gözükse de bu bazen bir aile draması, aşk hikayesi, suç dizisi olabiliyor. Biraz aşırı dolu olsa da anlarda bazen bu parçaları çok güzel şekilde kullanabiliyor ama bulundurduğu bir sürü türdense dizi karakterleri ile öne çıkmayı başarıyor.



Hikayede 7 ana karakter bulunuyor. Bazıları baya ilgi çekici ve başarılı, bazıları ise daha çok geliştirilmesi gereken karakterler. Yine de bu 7 karakter arasındaki etkileşim güzel yapılmış ve hepsi hakkında bir düşünceye sahip olabiliyorsunuz. Ayrıca herkesin oyunculuğunu başarılı buldum. Yan karakterler de dahil. Hadi her karakterden kısaca bahsedeyim. 1 numara, Luther babaya en yakın kişi ve insan üstü güce sahip. Serinin başında iyi bulsam da sonlara doğru karaktere verdiğim önem azaldı. 2 numara, Diego'nun özelliği bıçaklarla arasının iyi olması. Sanırım dizi içinde tek ilgimi çekmeyen karakterdi.

3 numara, Allison söylentileri gerçeğe çevirebiliyor. Gücü çok enteresan olsa da karakter istediğim kadar parlayamadı. 4 numara, Klaus ölülerle iletişim kurma özelliğine sahip olan bir uyuşturucu bağımlısı ve sanırım dizideki en sevdiğim karakterlerden biri. 5 numara ise 13 yaşındaki bedenin içinde bulunan 58 yaşında ve ışınlanabilme özelliğine sahip birisi. Yine ilgi çekici ve dizi boyunca sevdiğim bir karakter kendisi. 6 numara, Ben hakkında çok bir şey diyemeyeceğim çünkü kendisi ölü ama burada gücünü söylemeyeceğim çünkü gerçekten tuhaf ve ilgi çekici. 7 numara, Vanya ise hiçbir güce sahip olmayan bir müzisyen. Ailenin kara koyunu gibi ve aslında hikayenin en önemli noktaları bu karakter etrafında dönüyor. Düşüncelerimin en karışık olduğu karakter.



Gelelim yan karakterlere. Aslında çoğunun gerçek bir hikayesi yok o yüzden burayı biraz daha kısa tutup önemli olanlardan bahsedip geçeceğim. Ana düşmanın kim olduğunu söylemeyeceğim ama kendisinin güzel bir arkaplan hikayesi olsa da seri boyunca daha iyi işlenebilirmiş dedirtiyor. Ayrıca Hazel ve Cha-Cha adlı iki tane kiralık katilimiz var ve Cha-Cha karakterini ne kadar sevmesem de Hazel gerçekten iyi olmuş ve karakterin seri boyunca ki hikayesini hoş buldum.

Hikaye dışında kurgu olarak da enteresan bir seri Umbrella Academy. Gerçekten enteresan ve eğlenceli çekilmiş anlar var. Kurgu olarak kendi formülünü geliştirmiş ama tüm seri boyunca aynı şeyi görünce size olan etkisi azalıyor. Mesela aksiyon sahneleri çoğunlukla hızlı, kreatif ve müzik dolu oluyor. Arkada popüler veya eğlenceli bir müzik olurken bol aksiyonlu bir çatışma görebiliyorsunuz. Aksiyon olarak gerçekten beğendim.



Az önce aksiyon sahnelerinin arkasında bulunan müziklerden bahsettim. Dizinin en öne çıktığı kısım gerçekten burası. Kullandığı müzik ve çeşitliliği. Arada bu sahneyle alakası ne bu müziğin desem de eğlenceli ve aksiyonun hızına yakışır müzikler var. Zaten ilk bölümün sonunda “I Think We’re Alone Now” çalarken olan sahne seride neler beklemeniz gerektiğini güzelce gösteriyordu. Kullanan müzikler güzel dedim ama dizinin kendisine olan müziklerinde çok özel bir şey yok. Aklımda kalan herhangi güçlü  bir melodi yoktu. Daha çok kullanılanlara güvenilmiş.

Sonuca gelirsek Umbrella Academy eksikleri olsa da kesinlikle izlerken eğlendiğim bir çizgi roman uyarlaması bir dizi oldu. Karakterleri ve hikayesi olsun gerçekten ilgi çekici bir iş çıkartılmış. İleride gelecekleri de merakla bekliyorum. Umarım yanlışlarından ders çıkaran ve artık yapısını oturtmuş bir dizi olarak karşımıza en yakın zamanda yeniden çıkar.

Notum: 7.2

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.