Young Justice #1 İnceleme - İŞTE BU

Sonunda. Bu seriye gelişimizi nasıl özetleriz bilmiyorum. Şu nasıl; sevdiğiniz bir karakter takımı düşünün, öyle bir takım ki harika seriler çıkarmış (Young Justice, Teen Titans) ama DC'nin New 52 Rebootu sonrası kendini kaybetmiş, sevdiğimiz karakterler hiç tanımadığımız tipler olarak önümüze konmuş, yıllarca kendilerine gelmelerini beklemiş ve hepsinde hüsrana uğramışız. Son 1 yıldır ipuçları geliyor diye beklediğimiz şey oldu. Young Justice GERİ DÖNDÜ.


Brian Michael Bendis'in gençleri çok iyi yazdığı bir gerçek ama YJ gibi önemli bir ekibi hem eski okuyucuların seveceği hem de yeni okuyucu dostu bir seri olarak çıkarmak pek de kolay değildir. Ki Bendis bunu kesinlikle başarmış. Normal karakter tanıtımlı bir sayı yapmaktansa direk tam gaz bir hikaye ile karşımıza çıkmak cesaret ister.

Hikaye: Görünüşe göre Gemworld'de (Ki Bendis burada uzun işler yapacak gibi.) Dünya'nın başına gelen 7 Crisis'in kendilerini habersizce etkilediğini fark eden Lord Opal ve askerleri bu konuda harekete geçmeye karar veriyorlar. Ama Metropolis yani Dünya'nın şampiyonu Superman'in evine geldiklerinde karşılarında ekip olduklarını bilmeyen ama harika bir ekibe dönüşecek bir ekip potansiyeli olan genç kahramanlar ile karşılaşıyorlar. (Sanırım bu özetler.)

Baş karakterlerimiz yanlış zamanda doğru yerde olmuş olması, her karakterin yeni bir başlangıç arayışında olması vs. biraz klişe tabi ama bu yine de keyifli bir hikayeden bizi alıkoymuyor. Bendis zaten heyecanlı bir okuyuşla bu sayıyı eline alanları 'Hadi başladık.' dercesine duraklamadan enerji yüklü bir yolculuğa çıkarıyor. Hatta o kadar hızlı ki bazı detayları kaçırdığınız da oluyor(Notlar da). Ama sanırım Bendis'in bunu iyi yapabilmesinin sırrı herkesin tanıdığı, Robin, Wonder Girl, ve Superboy'un yanına tamamen yeni karakterler koyması. Jinny Hex hakkında onun büyük büyük dedesi Jonah Hex olması dışında bir bilgimiz yok. Teen Lantern kim mi? Bilmem o sayıya daha gelmedik. Görünüşe göre her karakter için ayrı bir plan var ve Detective Comics ile Tim'i saymazsak bu karakterler ilk defa Rebirth sahnesine çıkıyor.


Lord Opal'ın askerleri bana eventlerin açılış sayısında gördüğümüz çerezlik kötüler gibi gelse de bu ekibin arka plan hikayesine şahit olacağımız belli. Ana kötümüz Opal ise daha önceden kısa süreli olarak görülmüş bir karakter ama Bendis'in Gemworld ile ilgili daha büyük planları olduğu için onu nasıl göreceğimizi zaman gösterecek. Game of Thrones havası kadar olur mu bilemem.

Çizim: Patrick Gleason'dan inanılmaz enerjik bir sayı. Kendisi zaten diyaloğa ihtiyaç duymadan sadece çizim ile size tüm hikayeyi anlatabilir. (En harika bulduğum tek sayılardan biri her zaman Batman and Robin #17 olmuştur.) Üstüne birde istediği gibi şekil vereceği yeni karakterler ve kayıp olan klasikler eklenince sırf çizimi için alabileceğiniz bir sayı oluyor. Ciddiyet ile animasyon tarzını çok iyi bir şekilde karıştırmış. Muhtemelen Gleason'ın elinden yeni bir Gemworld de ortaya çıkacaktır. Yani bu seri kesinlikle emin ellerde.

Notlar: Hem heyecanla olan 1. okuyuşum da hem de keyifle yaptığım 2. okuyuşta ilginç bir şekilde Bendis'in ilk DC hikayesi (Yeni kontrat ile yani.) Action Comics #1000'den olan bu ikiliye inceleme için yaptığım 3. okuyuşta gözüm takıldı. Bart belli ki Marvel evrenine gitmiş, Avengers'a hayran kalıp, Alpha Force'a katılmaya karar vermiş ve yolda bizim takım ile karşılaşmış olabilir ama easter egglerden bu daha çok hoşuma gitti.


Genel Sonuç: Sonunda favori takımlarımdan biri geri döndü. Biraz yavaş ama güzel bir geri dönüş. Eğer Bendis hareketlerini doğru yapar ise 2019'un gizli şampiyonu bu seri olabilir. Bunlar bile yeterli gelmediyse easter egg ile dolu keyifli bir okuma için kesinlikle okuyun. Ama sırf Conner için;

10/10

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.