Silver Surfer: Black #1 İnceleme


Silver Surfer hiçbir zaman aşk ile okuduğum bir karakter olmadı. Okumaya çalıştım, olmadı. Bu seriye de minik bir ön yargıyla başladım o yüzden. Ön yargım hikayeyle ilgili değildi. Cates yazdığından zaten ortalama üstü bir şey okuyacağımdan emindim ama çizim tam benim tarzım değildi. Tabii o taraf hakkında daha sonra konuşacağım. İlk olarak biraz hikayeden bahsedelim.

Hikaye Guardians of the Galaxy #1'in sayfalarından fırlama. Kara deliğe yakalanan kahramanların da içinde bulunan Silver Surfer bir kısmını kurtarabilmişken kendisini zaman ve uzayda kaybolmuşken bulur. Surfer zamanda geriye atılır ve bir uzaylı gezegenine düşer. Oradan sonrasını çok anlatmayayım ama baya havalı. Hikaye son derece keyifli ve gayet akıcı bir şekilde ilerliyor.

Bu sayıyı sevmemin sebebi kesinlikle akıcı olmasıydı. Önceki Silver Surfer serilerinin biraz daha diyalog ağırlıklı olduğunu düşünürsek ben de bunun öyle olmasından korkuyordum ama gayet hızlı ilerliyor olaylar. Biraz böyle bir seride olmasını beklemediğim giriş beni korkuttu aslında. Nedeni ise çoğu Silver Surfer hikayesinde birçok kez gördüğümüz karakterin suçluluk duygusunu yeniden göstermiş olması ama o kısımdan sonra hikaye açılıyor ve Cates'in diğer serileri ile de ilişkilendirilerek güzel bir kozmik macera yaratıyor. Sayı daha önceden neler olduğunu ve seride neler olacağını güzelce harmanlıyor. Guardians of the Galaxy ile bağlantısı yanında sayı diğer Cates serilerini okumuş olduğunuzu varsayıyor. Çizgi roman okuyucularının şok olmayı beklediği son sayfa eğer Cates'in bir diğer yazdığı serisini okuduysanız sizi çok sevindirebilir ve serinin ilerisi için heyecanlandırabilir benim gibi ama okumadıysanız öylesine koyulmuş, şok ettirmeyen bir parça olabilir. Cates o kadar güveniyor ki bu seriyi okuyorsanız mutluka onun diğer işlerine baktığınızı düşünüyor.


Yazımı da çok beğendiğimi söyleyebilirim. Sayıda Surfer'ın konuşabileceği çok bir karakter olmadığından daha çok kendi düşüncelerini okuyoruz ve güzel yansıtılmış. Kısa cümlelerle karakterin bu yolculuğu içindeki acıları, çaresizliği ve kaybolmuşluk hissini güçlü bir şekilde göstermiş yazar. Ayrıca harflendirme olarak mı çevireceğimizi düşündüğüm "lettering" de gayet başarılı. Clayton Cowles uzaylıların konuştuğu dile hoş bir görünüm katmış.

Gelelim en çok bahsetmek istediğim yere. Çizimlere biraz ön yargılı yaklaştığımı söylemiştim ama sayı gerçekten güzel gözüküyor. Biraz karmaşık olsa da yaratıcı şekilde hareket eden Tradd Moore'un çizimlerine bayılmadım ama nefret de etmedim. Aksiyon sahnelerini baya akıcı yapmış ama söylemeliyim ki bu tarz çizimleri sevmiyorsanız ve sayıda kullandığım paneller hoşunuza gitmediyse uzak durmanızı önereceğim çünkü çizim serinin biraz daha öne çıkan bir kısmı. Son olarak ise çizimlerdense daha çok beğendiğim Dave Stewart'ın renklendirmesinden bahsetmek isterim. Renkler gerçekten çarpıcı ve sayıya hem enerjik hem de canlı bir görünüm vermiş. Çizimlere biraz daha alışmamı sağlayan renkler olabilir aslında.


Sonuca gelirsek, Silver Surfer: Black hem karakteri hem de Marvel'ın kozmik tarafını güzelce yansıtarak hoş bir hikaye yaratmış. Bazı eksileri olsa da okuyunca hayal kırıklığına uğramıyorsunuz. Sayının çizimi ve renklendirmesi de pastanın üzerindeki akıcı ve görüntüsüne renk katan süs. Sayı beklentimin üstüne çıkarak seriye olan ilgimi arttırdı ve sonraki sayıyı heyecanla beklememe sebep oldu.

Notum:8.6

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.