Superman: Year One #1 İnceleme


DC'nin Black Label adı altında çıkardığı seriler artmaya devam ediyor. Daha önceden incelediğimiz Last Knight on Earth ardından sırada Superman: Year One da başlamış oldu. Dark Knight Returns gibi popüler bir hikayeyi yazmış Frank Miller bu sefer Superman'in hikayesine el atıyor. Kötü serileri güzel serilerinden fazla olan ama yine de güzel olan serilerinin kötüleri örttüğü bir yazar olsa da kendisini çok beğenmiyorum. Yine de bu seriye ön yargımı en düşüğe indirerek okumaya başladım.

Dediğim gibi bu bir Superman hikayesi. Her şeyi en baştan alan hikayede Clark'ın yavaşça güçlerini öğrenmesini ve bu hayata alışmasını okuyoruz. Sayı 60 sayfa bunu anlatıyor diyebiliriz. Oysaki benim bu seriden beklediğim bildiğimiz Superman hikayesini Black Label etiketine uyarlayarak belki biraz daha karanlık bir şekilde anlatan alternatif evren hikayesiydi. Tam düşündüğüm gibi çıkmadı ama.


Sayıda tamamen bildiğimiz bir Superman hikayesi okuyoruz. Ne karanlık bir olay ne de hikayeyi çok fazla değiştiren bir nokta var. Superman klasik bir şekilde dünyaya geliyor daha sonrasında klasik büyüşünü okuyoruz. Arada okul hayatı biraz daha uzatılmış minik bir farklılık olsun diye ama farklılık yapalım diye gereksizlik olmuş. Bu okul olayları baya klişe geçiyor ve bundan dolayı da gereksiz hissediyor. Clark okulda dışlanır ve dışlanan çocuklarla birlikte dolaşır ama kabadayılar onlara sataşmaya devam eder derken Clark minik atarlanmalar yaşar. Bunun bir sürü farklı şekilde uyarlanışını gördük hatta filmlerde bile gördük. Bunu biraz değiştirerek ve daha klişe yaparak gereksiz hissettirmiş. Yine de sonraki sayıda biraz değişik bir yön alacağını düşünüyorum. Clark'ı iş hayatına sokmak yerine önce biraz bekleterek başka bir yöne sokmak yine biraz gereksiz bir adım olsa da belki iyi anlatılır. Ayrıca Clark'ın bu sayıda yaşadığı olaylardan yavaşça ders alışını ve gelişimini görmek de güzeldi.


Bu seride de niye Black Label etiketi kullanıldığını anlamadım. Evet uzun ama onun dışında çok karanlık hissettirmiyor. Bir sayfada neredeyse bir kız tecavüze uğrayacağından bu etiket kullanılmışsa baya gereksiz. En azından Last Knight on Earth'de arada küfür ve rahatsız edici bir atmosfer görüyorduk. Bunda o da yok. Belki sonraki sayıda olur.

Bu sayıda en çok korktuğum şey çizimlerdi çünkü John Romita Jr. çok da sevmediğim bir çizer ve kapak çok kötü gözüküyor. Yine de sayıda çizerin önümüze sunduğunu fena bulmadım. Evet bazı sahnelerde karakterlerin yüz ifadaleri ve haraketleri tuhaf oluyor ama bazen de duygular çok güzel ifade ediliyor. Ayrıca sayının başında uzayda sürüklenirkenki çizimi baya beğendim. Renklendirme olarak da güzel bir sayı.


Sonuca gelirsek Frank Miller üzse de beni şaşırtmadı ve bildiğimiz Superman hikayesini minik değişiklilerle anlatmaya başladı. Benim gibi farklı, karanlık ve yeni bir şey arıyorsanız American Alien okuyabilirsiniz ama eğer Superman'i hiç bilmiyorsanız bir göz atın ki bu orijin hikayesini de anlatan çok daha güzelçizgi romanlar var. Normalde bu seriyi üç sayı olduğundan okumayı planlıyordum ama bu sayıdan sonra düşündüm de bitince okusam daha mantıklı.

Notum: 5.5

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.