Living With Yourself 1.Sezon İnceleme



Netflix'in yeni orijinal dizisi "Living With Yourself", 18 Ekim günü 8 bölümüyle birden yayınlandı. Yaratıcı koltuğunda Timothy Greenberg'in bulunduğu dizinin kadrosunda Paul Rudd, Aisling Bea, Desmin Borges ve Paul Rudd gibi isimler var. Bu dizide iki tane Paul Rudd olduğunu söylemedim mi yoksa?

Miles, orta yaşlarında hayatı her gün daha da boğucu gelen depresif bir adamdır. Kendisini yenileyeceği bir spa'ya gittikten sonra ise işler tamamen değişir. Ortaya her şeyde daha başarılı, yaratıcı ve mutlu Miles ortaya çıkar ama kimsenin bilmediği şey bu Miles'ın aslında bir klon olduğu ve bizim gerçek Miles'ın da ortalıkta dolaştığı. İki Miles da hem aynı hayatı yaşamaya çalışıp hem de paylaşabilecek mi yoksa işler daha da mı karışacak? Dizinin vaat ettiği şey kısaca bu. Çok orijinal bir konu değil ama bazı etkenleriyle kesinlikle izlenilesi kılınıyor.



Dizi 30'ar dakikalık 8 bölümden oluşsa da 1'er saatlik 4 bölümmüş gibi hissettirebiliyor. Nedeni ise her bölüm başka bir Miles'ın bakış açısından izlememiz. Çoğunlukla bölümler şaşırtıcı bir son ile bitiyor ve bir sonraki bölümde diğer Miles'ın o kısma kadar geçirdiklerini izleyebiliyorsunuz. Hikayeyi biraz uzatıyormuş gibi hissettirebilir bazılarınız için ama iki kişinin de bakış açılarını dengeli bir şekilde görmemiz güzel olmuş. Zaten iki karakter de sevilebilir olduğundan izlerken sıkılmıyorsunuz.

Karakterlerden bahsetmeden önce hemen dizinin tonundan bahsetmek istiyorum. Living With Yourself, hem drama hem de komedi bulunduran bir dizi. Daha çok drama ağırlıklı olsa da gerçekten güldüğüm anlar oldu. Ayrıca bu klonlamalardan dolayı biraz bilim kurgu kısımları da var ama daha çok komedi için kullanılıyor. 8 bölüm boyunca dizide birçok konu oluşuyor ve bunlar bazen felsefik sorular oluşturabiliyor ya da önemliymiş gibi gösterilebiliyor ama bazıları sonraki sezona itekleniyor, bazıları ise bir bölümde kayboluyor.



Karakterler kesinlikle dizinin parladığı nokta diyebilirim. İki Miles da muhteşem hazırlanmış ve birbiri ile etkileşimleri çok güzel gösterilmiş. İkisinin de aynı anda bulunduğu sahneler her zaman diğerlerinin bir tık önüne çıkıyor. Ayrıca Paul Rudd iki hali de aşırı iyi oynamış. Bu role başka kim uyabilir deseniz bir cevabım olamaz çünkü tam Rudd'a göre hazırlanmış karakterler. Miles'ların karısı Kate de öne çıkan ve başlangıçta öylesine varmış gibi hissettirse de dizideki rolü daha da büyüyen bir karakter. Başta çok hoşuma gitmedi ama sezon sonunda gayet alışmış ve sevmiştim.

Diğer bahsetmek istediğim küçük şeyler ise yan konular. İki tane Rudd'ın olduğu sahnelerde çok nadiren efekt kullanılmış ve daha çok eski teknikler kullanılmış ki hiç göze batmıyor. Müziklerde çok aklımda kalan bir şey yoktu ama ana müziği baya enteresan ve duyulduğunda içine çeken bir parça olmuş.



Living With Yourself bu tarz komedi konularının dramada da güzelce ve zekice yazımla kullanılabileceğini gösteren bir dizi olmuş. Paul Rudd'ın olması ise diziye ayrı bir tat katıyor. İzlemenizi kesinlikle öneririm, zaten bölümler 30 dakika olduğundan güzelce akıyor. Gelecek sezonda ne gibi durumlar göreceğimizi şimdiden merak ediyorum.

Notum: 7.5

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.