Sevginin En Acı Hali, Bir Ayrılık Hikayesi: Marriage Story I İnceleme


"...aslında yaşama dönen ben değilmişim. Onun yaşam enerjisini beslemişim."

Yılın dramı diyebileceğimiz kadar iddialı hikayesi ile Marriage Story, 6 Aralık tarihinde Netflix Platformu üzerinden izleyicilere sunuldu. Dünya prömiyerini, 76. Venedik Film Festivali'nde yaptıktan sonra Toronto ve New York gibi önemli festivallerde de boy gösteren yapım, daha şimdiden Altın Küre'de tam 6 dalda aday gösterildi.

Amerikan bağımsız sinema kuşağının önemli isimlerinden olan ve Oscar'a aday gösterilen Noah Baumbach, kendi hayatından izler taşıdığını düşündüğümüz Marriage Story'nin yönetmenliğini yapıyor. Dağılan bir evliliğin dokunaklı hikayesinin anlatıldığı filmde başrollerde Scarlet Johansson ve Adam Driver gibi iki başarılı isim bulunuyor.

Duygu yoğunluğunu içten hissettiğimiz bu boşanma hikayesini peki bize neler anlatıyor dersiniz? Açılış ikilinin birbirini neden sevdiğine dair sözleri ile başlıyor. İçlerine dönüp saf sevgilerinin nedenlerine yoğunlaştıkları bu bölümde birbirlerine asla söyleyemedikleri ve aslında film boyunca da bunlardan haberleri olmayacakları nedenleri bizler ile paylaşıyorlar. Bu süreçte karakterleri geçmişleri ile de bağlantılı olarak derinden tanıma fırsatımız oluyor. Sevgilerinin nedenlerini bilerek bu seyrin tadını çıkarmaya yeni başladığımızı anlıyoruz.


Karakterleri tanımamız ardından bu sancılı ayrılık sürecine nihayet konuk oluyoruz. Sanat yönetmenliği yapan Charlie, New York'ta kendi tiyatro topluluğunun sahibidir. Hoş bir topluluk içerisinde ciddiyetle sanatını icra eden Charlie, Nicole ile evlidir. Nicole, geçmişte birkaç sönük ve heyecanlı dizide yer almış, aileden de oyunculuğun içerisinde yer alan bir oyuncudur. Charlie ile evlendikten sonra ailesinin yer aldığı LA'dan New York'a taşınarak, oyunculuğuna eşinin tiyatrosunda başrol olarak devam etmektedir. Charlie'nin fikirlerine kendini kaptıran ve ölesiye destek veren Charlie, eşinden bu desteği asla göremediğini iddia etmektedir. Charlie ise paspal ve bazen sorumsuz olabilen karısına adeta katlanarak bu ilişkideki dengeyi sağlamaktadır.

Birbirlerini bu kadar sevmelerine rağmen ayrılmalarına sebep olan şeyin ne olduğunu tüm film boyunca kendinize soruyorsunuz. Neden? Bana kalırsa Marriage Story, ayrılığında bu sevda sürecinin nasıl bir parçası olduğunu, Charlie ve Nicole üzerinden seyircilerine gösterme imkanı tanıyor.

Filmin diğer kısmında meşakkatle geçen tüm o boşanma sürecine tanık oluyoruz. Avukat olmadan bu işi halletelim sözü veren ikiliden Nicole, Los Angeles'ın gözde boşanma avukatını tercih ederek Charlie'yi bozguna uğratıyor. Charlie ise başlangıçta aklı havada bir avukata teslim ediyor kendini. New York'tan LA'a oğlunu görmek için seyahat etmek zorunda kalan Charlie, olayların gittikçe hiddetlenmesine karşında kendisine daha hırslı bir avukat seçerek bu oyuna dahil oluyor.


Birbirlerini kırmak istemeyen ancak büyük oyunu sonunda fark eden ikili, LA'da yüzleşme imkanı buluyorlar. Yapımın neredeyse en hiddetli sahnelerinden olan kısımda kimileri Adam Driver'ın çok kötü oynadığını söylerken kimileri de muazzam bir iş çıkardığından bahşediyor. Beni yorumum ise burada Adam Driver'ın sınırları içerisinde iyi bir iş çıkardığıdır. İkilinin sinirlenerek içlerindeki bütün öfkeyi kustuğu ve sonunda beraber ağlaşarak sarıldıkları an, sevginin nasılda kırılgan olduğunu bizlere gösteriyor.

Filmde en etkilendiğim sahnelere gelirsek, Charlie'nin boşandıktan sonra tiyatro topluluğu ile birlikte bir barda bulundukları sahne. Sarhoş olduğunu düşündüğüm Charlie, Nicole'un onu nasıl boşadığını anlatarak bir anda sahneye çıkıyor ve Spethen Sondheim'dan Being Alive'ı söylüyor. Bu anlamlı şarkının sözleri ise kısaca şöyle;

Someone to hold me too close. / Someone to hurt me too deep. / Someone to sit in my chair, / And ruin my sleep, / Somebody need me too much./ Somebody know me too well. / Somebody pull me up short, / And put me through hell. / For being alive. / Being Alive. / Being alive.



Bir diğer etkisinden çıkamadığım sahne ise Nicole'un avukatı ile görüşmek gittiği ve her şeyi baştan sona anlattığı an. Mutluyken bir anda ağlamaya geçtiği, bir anda kahkahalar atarak monolog gerçekleştiren Scarlet Johansson'un performansı oldukça ilgi çekiciydi.

Marriage Story'de beni şaşkına uğratan nokta ise kesinlikle bitiş sahnesi. Belkide klasik bir son bekledim bilmiyorum ancak zaman zaman patlamalarla izleyiciyi elinde tutan yapım, sonda tamamen bir sessizliğe bürünüyor. Sonun geldiğine dair bir heyecan içimi kaplayamadı. Yönetmenimiz Noah Baumbach sönük ve durağan bir kapanış ile hikayeyi noktalamayı tercih ederek sessiz sedasız bir ayrılığı gözler önüne seriyor.

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.