Star Wars: The Rise of Skywalker Spoiler'lı İnceleme



Bir son yapmak zordur, hele bu 42 yıldır süren bir hikaye içinse daha da zordur. Herkesi tatmin etmeye çalışmanın verdiği yükle karakterlerin hikayelerine kapanış yapacak bir son vermek kesinlikle kolay değil. Her Star Wars filminde olduğu gibi bunda da bir çatışma oldu tabi. Yine çok seven bir de nefret eden bir grup oldu. Filme laf yağdırıp en kötü Star Wars filmi diyen de var, tatmin olarak ayrılan da. Fikirlerimi belirtmeden önce bu yazıda diyeceğim her şeyin sonuna kadar spoiler dolu olacağını yeniden söylemek isterim. Aynı zamanda bu filmde çok eleştireceğim şey var ve bilin ki bu seriden nefret ettiğim için değil aksine çok sevdiğim ve bu filmin daha iyi olmasını istediğim için. Film ne yapabilirdi yönünde olacak. O zaman daha da uzatmadan incelemeye geçelim.

Hikayenin burada bir özetini yapmayacağım çünkü bu yazıyı okuduğunuza göre mutlaka filmi de izlemişsinizdir o yüzden genel düşüncelerimden daha detaylı eleştirilerime doğru bir yolculuğa çıkalım. İlk olarak filmi beğendim mi? Evet beğendim. Belki de bu üçlemenin en iyi filmi olabilir ama eksikleri olmadığını söyleyemeyeceğim. Filme beklentisiz bir şekilde gittim ve beklentimin çok üstünde gidiyordu, ta ki son 30 dakikada çok da hoşuma gitmeyen şeyler olana kadar. Çok dolu bir iki buçuk saat izliyoruz ve çoğunlukla zevk alıyorsunuz ama hikayede iki büyük sorunum var.


İlki kesinlikle çok dolu olması. Filmde o kadar çok olay ve konu var ki hep bir yerden bir yere atlıyoruz ve bir sürü şey yaşanıyor. Bir olayın etkisini atlatamadan yenisi yaşanıyor. Rey birden Force Lightning atıyor ve ardından da Chewbacca öldü deniliyor. Sonra iki dakika sonra Chewie geri dönüyor. Tabi o sırada ne düşüneceğinizi şaşırıyorsunuz. Bana sanki Rebels veya Clone Wars çizgi filminin bölümlerini arka arkaya x2 hızda izliyormuşum gibi hissettirdi ve nedenini daha sonra biraz daha detaylı açıklayacağım.

Diğer bir büyük sorunum ise bir sürü çıkan yeni olay ve hepsinin düzgünce açıklanmaması. Bunun nedeni aslında çoğunlukla sekizinci film ama köküne ineceksek bu serinin plansız bir şekilde ilerlemesi. Kathleen Kennedy, film işlerinin üstündeki kişi, Kevin Feigi gibi bir planlayıcı zihniyete sahip olmadığından seri tutarsızlık içinde gitti. Normalde her filmi başka birisi yönetiyor ve yazıyordu, bu yapımcı akıllı olduğu sürece sorun çıkartmazdı ama Kennedy'nin yönetmenlere fazla özgürlük tanıması çok sorun oluşturmuş bu film için. Yedinci filmi Abrams yönetmişti ve bu üçleme için gereken tüm temeli atmıştı. Rian Johnson'a tanınan özgürlükten dolayı ise yönetmen bu temeli tamamen parçalamıştı ve izleyen kitlenin büyük bir bölümü nefret etmişti bu durumdan. Bu filmde ise işleri düzeltmek için Abrams döndürülmüş ama düzelteceğim derken yine bir sürü olay çıkarmış. Kırılan temelin üzerine hem yeni bir temel dökmüş, hem üzerine inşa etmiş hem de yapıyı tamamlamış. Hepsini aynı film içinde yapmaya çalışmış. Rose'un arkaplana atılması gibi doğru kararlar verilmiş ama plansızlıktan dolayı ve Snoke öldüğünden dolayı acelece Palpatine hikayeye sokulmuş. Ne kadar baştan beri onun planıymış gibi gösterilse de belli ki son anda eklenmiş ama bundan dolayı da bir sürü sorun oluştu. Palpatine hakkında yine daha detaylı bahsedeceğim ama demek istediğim eğer bu seride Abrams, Lucas gibi sadece ilk filmi yönetip sonra diğerlerinde de onun planı üzerinden ve Abrams'ın eli daha çok değecek şekilde gitse bunlar yaşanmazdı.


O zaman büyük iki sorunu söylediğimize göre şimdi biraz daha detaya inebilirim. Dürüst olmak gerekirse konuya nereden gireceğimi bilmiyorum o yüzden direk Rey ile başlayalım. Bu film neden Rey'in bu kadar güçlü olduğunu aslında düzgünce açıklıyor ve karakteri biraz daha önemsememizi sağlıyor. Geçmişini öğrenme olayı daha detaylı işlenmiş ve cevapları vermek için de çok bekletmemiş. Karakterin filmde gelişimi ekran dışında değil ve düzgünce anlatılmış. Palpatine'nin torunu çıkması hanginizi mutlu etmiştir bilmiyorum ama filmin başında biraz ipuçlarını alsanız da yine de öğrendiğinizde kaşlarınız azıcık havaya kalkıyor. Nedeni ise bunun hakkında daha önceki filmlerde bir ipucu verilmedi ve yine Abrams'ın son anda hikayeye koyması gereken bir olay oldu. Yine de Rey'i bu filmde diğer hallerinden daha çok beğendim. Diğer bir beğendiğim şeyi ise Kylo ile ilişkisi oldu.

Önceki filmde ilgimi çeken nadide şeylerden biri Rey ile Ben'in etkileşimi idi ve bu filmde onun daha çok üzerine yoğunlaşmışlar ve enteresan anlar yaşanmış. Mesela etraflarını bilmeden kapıştıkları an baya heyecanlı hazırlanmış. Aynı şekilde Death Star'ın üzerindeki dövüşleri gerici ve güzel kurgulanmış. Tabii burada Adam Driver'ı da övmek isterim çünkü çok iyi bir iş çıkarmış filmde. Yine de sonlara doğru etkisini azalmış buldum. Ayrıca Reylo'cular gözünüz aydın öpüştüler filmde ama kesinlikle filmin en kötü anlarındandı. Sizi bilmem ama öpüşmek yerine karakterlerin kazandığı duygusu ile birbirlerine bakması ve ardından Rey'in Ben'in fedakarlığını görüp bir göz yaşı dökmesi ile Ben ölse çok daha etkileyici olurdu. Birbirleri sevdikleri duygusunu öpüşmekten daha iyi verirdi. Mesela Poe ile Zorii arasındaki ilişkiyi kısa ve güzel şekilde sonda göstermişler hem de  sadece mimikler ile. Yani film bunu yapabiliyor ama yapmamayı tercih ediyor. 


Gelelim Palpatine'e. Hikayeye birden eklenmesi belli olsa da baya korkutucu yapılmış. Hele sonlarda yeniden ayağa kalkıp o gözlerinin parlamasıyla yeni ve kırmızı giysisi çok iyi durmuş. Karakterin planı ise ikide bir değişip duruyor. İlk Rey ölsün diyor sonra hop Rey beni öldürsün diyor sonra yok ben herkesi öldüreyim diyor ve bunlar çok hızlı değişiyor. Yine de ellerinden geleni yapmışlar çünkü Snoke öldükten sonra her şeyi ona bağlamak gerçekten zor. Filmin başında zaten direk Snoke olayı devreden çıkarılıyor ama daha sonra bir Sith olayı işin içine giriyor. Palpatine'in bildiğiniz kendi koskoca ordusu ve etrafında da ona tapan adamları var. İşte bunlar bana çizgi filmlerden çıkma hissettirdi. Zaten enteresan yan karakter kişilikleri animasyonumsu ama bu Sith Temple, Sith Holocronu zannedip daha sonra pusula çıkan şeyler Rebels'ın son sezonunu hatırlatmadı değil. Ne yazık ki Rebels bunu daha iyi anlattı. Film bu Temple ne, Palpatine'in etrafındakiler kim ve ne yapıyor, böyle bir ordu nasıl ve ne zaman kuruldu, Palpatine bunca zamandır ne yapıyordu gibi soruları asla cevaplamadı ve bu da benim çok sinirimi bozdu. Karakter havalı ve korkutucu ama dönüşü ile ilgili bir sürü boşluk var.

Birazcık bu güç olaylarından da bahsedip bu karakterleri kapatalım ne dersiniz? Film güç hakkında daha önce görmediğimiz yeni şeyler göstermeye çalışıyor ve bazı kişilerin hoşuna gitmeyebilir çünkü açıklaması bile yok. Mandolorian'da Bebek Yoda'nın yaptığı güç iyileştirmesi bu filmde bolca kullanılmış o yüzden çok zoruma gitmedi ama diziyi izlemeyenler ilk biraz afallamıştır. Ayrıca artık gücün sadece itme ve çekme değil ama aynı zamanda teleport etme gibi bir özelliğini de gördük ve tuhafıma gitmedi diyemeyeceğim. Film bunun gibi şeyler yapıyor ama sanki karakterler bunu 5 yıldır yapıyormuş gibi gösterdiğinden sadece soru işareti oluşturuyor.


Şu anda daha diyeceğim çok şey olduğunu ama aynı zamanda yazının ne kadar uzadığını fark etmeye başladım o yüzden biraz daha hızlanmaya çalışacağım.

Takım dinamikleri çoğunlukla güzeldi. Hele Finn ve Poe her zamanki Bromance'i ile doluyor ama kim kime çakmak istiyor belli değil. Sanki film bizden Finn ve Poe'yu ship'lememizi istiyor gibi ama aynı zamanda Finn, Rey'e, Rose'a, Jannah'yla ilişki kurmak istiyor gibi göstermiş. Zaten karakterin kafa ayrı yerlerde ikide bir saçma hislerinden bahsediyor ama asla Rey'e ne demek istediğini söylemiyor ki bu baya sinirimi bozuyor. Poe ise Zorii ile minik ve gayet eğlenceli bir ilişki içerisinde. Onların sahnelerinden gayet zevk aldım ve keşke daha çok görseydik dedim. Zori ve Jannah çok yan karakter olsa da baya ilgi çekiciler. Belli ki Jannah'ya ileride Lando ile bir seri hazırlamayı düşünüyorlar ve ne kadar filme birden sıkıştırılmış hissettirse de ben varım. Diğer yan karakterlere gelirsek C3PO'nun filmdeki yeri hoştu, Chewie gayet iyiydi ve sonunda madalya alışı tatlıydı. Lando eğlenceli olmuş ve daha fazla görmek istediğim karakterlerden yine. Leia'yı ise ellerinden geldikçe iyi bir şekilde kullanmışlar ama bazen gerçekten tuhaf gözükmüş. Ren Şövalyeleri ise gelmiş geçmiş en gereksiz asker grubu olabilir. Filmde gerçekten hiçbir şey yapmıyorlar ve sadece etrafta dolaşıp arkadan tesbih sallıyormuşçasına bakıyorlar. Yan karakterlerden daha fazla konuşmak isterdim ama sizi gerçekten yormak istemiyorum yoksa demek istediğim çok şey var.


The Rise of Skywalker bir saga'nın sonu olduğu için olabildiğince epik ve Endgame'imsi olmaya çalışmış. Son savaş tam bir "assamble" teması içeriyor ve neredeyse o etkileyiciliği sağlıyor. Harbiden film etkileyici ve aksiyon sahneleri de bir o kadar güzel. Film baştan sona durmayan bir aksiyon ile dolu ve çoğunlukla güzel bir şekilde sunulmuş. Evet etkileyici dedim ama bazı utanç verici sahneler anların etkileyiciliğini aşağı çekiyor. Palpatine ile son kapışmada Rey'in tüm Jedi'lara birden bağlanması ne kadar hoş gözüken bir sahne olsa da ardından gelen "Ben tüm Jedi'larım" o muhteşem anın elinden tutuyor ve bir uçurumdan atlıyorlar. O kısım sessiz olsa ve sadece bir bakışla Palpatine'i yense daha karizmatik olurdu. Bu tarz an bozan anlar filmde birkaç tane daha var ve gerçekten can sıkıcı olabiliyor. 

Son olarak ise filmin müziklerinden bahsetmek istiyorum. Yazıyı yazdığım süre boyunca tamamen albümü dinledim ve gerçekten inanılmaz. John Williams her zamanki gibi döktürmüş. Hele bazı anlarda Kylo Ren'in tema müziği ile İmparator'luğun müziğinin harmanlanışı çok güzel olmuş. Exegol'da çalan müzikler de ayrı güzel. Bu seri hakkında en çok özleyeceğim şey kesinlikle müzikleri olacak.


Dediğim gibi bu yazıda bahsetmemiş olduğum kesinlikle bir sürü şey var ama bahsetmem de muhtemelen çok zor. Belki bir gün canlı yayında daha da detaylı konuşuruz bilemiyorum. Sonuca gelirsek, ben tatmin oldum. Beklentimin üstünde çıksa da bir sürü hatası vardı. Star Wars'un geleceğini merakla beklemekle birlikte bu saga'nın gerçekten sona erdiğine inanarak bu yazıyı sonlandırıyorum. Peki siz The Rise of Skywalker'ı nasıl buldunuz? Düşüncelerinizi paylaşmayı unutmayın.

Notum: 6.5

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.