Control İnceleme | Remedy Bu Sefer Başarabildi Mi?


Remedy yıllar boyunca çok fazla oyun çıkarmış olmasa da Max Payne, Alan Wake gibi güzel Third Person Shooter oyunlara imza atmış başarılı bir firma. Fakat 2016 yılında çıkardığı Quantum Break ile beklentimizin çok altında kalmıştı. E hal böyle olunca E3 2019'da Control'ü gördüğümüzde beklentimiz çok yüksek olmamıştı.Görsel tarz olarak da Quantum Break'i andırdığı için belki düşmüştü bile diyebiliriz. Gelin hep birlikte Quantum Break'in ağzımızdaki bıraktığı acı tadı unutup Control'e bakalım.


Hikaye

Hikayemiz yıllar yıllar önce gizemli bir olay ile kardeşini kaybeden Jesse Faden'ın kardeşini bulma amacıyla Federal Bureau of Control(FBC)'e gelip, birdenbire yönetici ilan edilmesiyle başlıyor. FBC doğaüstü olayları ve objeleri araştıran bir devlet kuruluşu. Oldest House ise FBC'nin merkez karargahı. Jesse Oldest House'a girdiğinde içeriyi ismini The Hiss verdiğimiz gizemli bir şey ele geçirmiş ve Oldest House karantina altına alınmış.The Hiss insanların akıl sağlığına zarar veriyor ve mekanı farklı şekillerde büküyor. Oyun boyunca amacımız ise kardeşimizi ararken bu Hiss adı verilen illetten FBC'yi kurtarmak.

Oyunda Altered Object yani değiştirilmiş nesneler denilen, farklı boyutlar ile aralarında bağlar olan nesneler var ve bu nesneler FBC'nin kontrolü altında çünkü bu nesneler kontrol altında tutulmaz ise çok korkunç şeyler olabiliyor. Şeyler diyorum çünkü Control de bize hiçbir zaman ne olacağını söylemiyor. Her nesnenin kendine has özellikleri ve oluştaracağı tehditler var. Bu gizem öğesi oyun boyunca sürüyor ve de gergin bir ortam sunuyor. Bunun yanında Object of Power nesneler de var. Bunlar ise oyunda aynen şöyle açıklanıyor "Bir tür Altered Object fakat daha güçlüsü". Control hikaye anlatımında çok nadiren size doğrudan bir şeyler anlatıyor. Sürekli bir gizem ve bilinmezlik hakim.


Mekanikler

Oyunun en güçlü yanı ise mekanikleri. Girişte de bahsettiğim gibi oyunu ilk gördüğümüzde Quantum Break'i andırıyordu, bunun en büyük sebebi güç kullandığınızda ortaya çıkan efektler sanırım. Fakat güçlerden önce bir TPS oyunun en temel mekaniği olan çatışma mekaniklerine bakalım.

Oyunda bir önceki FBC yöneticisinden kalan bir silahı alarak oyuna başlıyoruz. Fakat bu silah normal kurşun değil bir çeşit enerji kullanıyor. Fakat ben de hikayede nasıl bir açıklama getirdiklerini anlamadım, hatta getirmemiş bile olabilirler ama konumuz bu değil. Bu silahta kurşun olmaması sınırsız ateş etme özelliğimiz olduğu anlamına gelmiyor elbette. Hemen crosshair'ın altında bir bar var ve bu barı bitirirseniz geri şarj olmasını beklemeniz gerekiyor. Fakat barı bitirmeden bırakırsanız daha çabuk doluyor. Oyun boyunca tek silah kullansak da aslında modifiye edebiliyoruz. Hem pasif güç veren modlar ile silahı güçlendirebiliyor veya ekstra özelliklere sahip silahlar oluşturabiliyoruz. Örneğin sadece iki enerjisi olan fakat belli bir süre tetiğe basılı tutup güç toplayıp daha fazla hasar veren bir silah veya çok daha seri atışlar yapabilen bir silah kullanabiliyorsunuz. Çeşitlilik fena olmamış ama benim oynanış tarzıma normal silahla oynamak daha uygun geldiği için en çok onu kullandım. Ekstra takılan modlar ise, verdiğiniz hasarı, canınızı veya silahın geri tepmesini azaltmak gibi özellikler verebiliyor.

Şimdi güçlere geri dönme zamanı geldi.Peki nedir bu güçler ve nasıl kazanılır ?


Hikaye kısmında Objects of Power ya da kısaltmasıyla OoP'lerden bahsetmiştim. Jesse her bir OoP'yi kontrol altına aldığında yeni bir özellik kazanıyor. İlk kazandığımız özellik ise telekinezi veya oyundaki ismi ile Launch. Bu yetenek etrafınızdaki objeleri veya etrafınızda obje yok ise yerdeki betonu duvardeki demiri düşmana fırlatıp kalkanlarını kırmaya veya büyük hasarlar vermenize yarıyor. Hem ses efektleri hem de patlamalarla çok güzel desteklenmiş. Özellikle etrafınızda obje yokken bile sağı solu parçalayıp düşmanlara fırlatmak çok eğlenceli. Oyun boyunca en çok kullandığım ve geliştirdiğim özellik bu oldu açıkçası. İkinci özelliğimiz ise etraftan moloz kaldırıp kendimizi korumamızı sağlayan Shield yani kalkan özelliği. Sıradan düşmanlara karşı çok etkili olmasa da özellikle mini-bosslara karşı çok etkili. Üçüncü özellik Evade yani havada veya yerdeyken ileri, sağa veya sola hızlıca atılmak. Bu özellik de zaten bir çok oyundan alışık olduğumuz bir özellik hem de Control'ün çok katmanlı bölüm tasarımlarında platforminglerde yardımcı oluyor. İkinci favorim ise Levitation yani havada uçma gücü. Bu güç sizi belli bir seviyeye kadar yukarı çıkartabiliyor daha sonra ise süzülebiliyorsunuz. Aynı zamanda bazı yetenekleri birlikte de kullanabiliyoruz. Levitation'u Launch ile birlikte kullanarak havadayken yerdeki çaresiz düşmanlarınıza hasar yağdırmak çok zevkli. Son özelliğimiz ise Seize. Bu özellik canı azalan düşmanları kendi tarafınıza çekmenize yarıyor. Kalabalık düşman gruplarında çok işe yarıyor. Bu kadar mekanik iyi hoş fakat açıkçası örneğini verdiğim Levitation ve Launch dışında diğer yeteneklere çok ihtiyaç duyduğum söylenemez. Yine de bu oyunun kolaylığından değil. Oyunun zorluk dengesini çok iyi buldum. Günümüzdeki neredeyse ekrana bakmadan oynanacak seviyede oyunlar ile kıyaslandığında çok iyi bir zorluğu var fakat sorun Launch'un diğer yetenek ve silahlardan çok daha etkili olması. Bu yetenekleri kullanmak enerji barınızdan götürüyor ve bu bar dolana kadar silah ile sıkıyor. Bar dolunca yine Launch ile adeta etrafı yakıp yıkıyorsunuz.


Oyunun ana hikayesinden bahsettik fakat Control sadece ana hikayede ilerlediğiniz lineer bir oyun değil. Bir metroidvania havası var bile diyebiliriz. Bazı bölgelere gitmek için hikayede ilerlemek gerekiyor elbette fakat daha önce uğradığınız yerlere gidip de erişiminizin dışında kalan şeyleri toplayabiliyorsunuz veya ana hikayeden sıkıldığınızda yapabileceğiniz yan görevler var. Bu yan görevlerden bazıları gerçekten çok ilginç ve güzel. Hatta birkaçını yaparken ana hikayeden bile daha fazla zevk aldığımı söyleyebilirim. Örneğin bir tanesi, Philip adında bir çalışana bir OoP'yi gözetim altında tutması için gözünü ondan ayırmamasını emrediyorlar. İşin garip kısmı bu OoP'ler sıradan nesneler, ve Philip bir buzdolabını izliyor. Jesse Philip'i bulduğunda ise Philip artık dayanamayacak seviyede olduğunu bir gündür gözlerinin nesne üzerinde olduğunu söylüyor. Bunun üzerine yetkililer ile konuşup Philip'i kurtarmaya çalışıyoruz fakat tam içeri girecekken Philip gizemli bir şekilde kayboluyor ve oturduğu yerde kan buluyoruz. Bunun üzerinde OoP'yi kontrol altına almaya çalışıyoruz ve de bir Boss savaşı karşımıza çıkıyor. Bunun gibi bir iki ilginç görev var fakat onun dışındaki görevlerin kalitesi ne bu kadar iyi ne de çok kötü. Öyle ya da böyle oynattırıyorlar kendilerini çünkü yetenek puanlarını bu görevlerden de kasabiliyorsunuz. Aldığınız yetenek puanları ile de yeteneklerinizi, canınızı ve enerjinizi yükseltiyorsunuz.

Teknik detaylara geçmeden önce bölüm tasarımı ve düşman çeşitliliğine değineceğim. Remedy oyunun hikayesinde değişikliğe gitmeden bir bina içerisinde ne kadar çeşitlilik yaratabiliyorsa yaratmış, takdir ettim fakat yeni bölgelere girdiğinizde özellikle sadece ana hikaye üzerinden ilerlersek bölüm tasarımı çok lineer. Kendiniz keşfe çıkmadığınız sürece sizi bir yere bırakıp yolunu bul demiyor. Bu bazı oyuncular için artı olabilir fakat benim çok hoşuma gittiğini söyleyemem. Beni biraz daha özgür bırakmasını tercih ederdim ama bunu opsiyon olarak bırakmış. Özellikle uçma özelliğini alıp kendiniz keşfe çıktığınızda daha katmanlı, daha özgür bir haritayla karşı karşıya kalıyorsunuz bu yüzden çok büyük bir eksi değil hikayedeki lineerlik. Düşman çeşitliliği ise hiç kötü değil fakat 2-3 düşman tipi daha olsa çok daha iyi olurdu. Çünkü sonlara geldiğinizde, Control size akın akın daha önce onlarca defa öldürdüğünüz düşmanları yolluyor ve bu durumdan sıkılmıştım.


Teknik Detaylar

Control'ün bir diğer başarılı olduğu kısım ise teknik detayları. Oyun tek kelimeyle muazzam gözüküyor. Hem foto-realistik olarak karakter modellemeleri ve çevre hem de doğaüstü güçler ve objelerin tasarımı çok orijinal ve göz doyurucu. The Hiss'in ele geçirdiği yerlerde olan kırmızı ışıklandırmalar ise oyuna farklı bir gizem katıyor. Aynı zamanda fizik motoru da gayet başarılı. Hem etraftaki objeleri kırmak, parçalamak hem de etraftaki kağıtların uçması gerçekçi bir ortamdaymış hissi uyandırıyor. Bunun dışında, eğer bir çekmecenin yanından dash yaparak geçerseniz çekmece açılıyor. Bunun gibi bir sürü ufak tefek detay var. Oyunun belki de en tatmin olmadığım yönü müzikleriydi. Oyunun sonlarına doğru bir sahne hariç hiç bir müzik aklımda kalmadı. Şu an dinlesem bile hatırlamam büyük ihtimalle. Ses tasarımı bu kadar başarılıyken müzikler ile destekleseler tadından yenmezdi fakat yapacak bir şey yok.

Özetlemek gerekirse Control eksilerine rağmen zevkli oynanış mekanikleri ve muazzam görselliğiyle 2019 yılının oynamanız gerek oyunlarından birisi.

Puan : 80

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.