39. İstanbul Film Festivali I #10 Söğüt

39. İstanbul Film Festivali Yazı Serisi Nedir?

39. İstanbul Film Festivali Yazı Serisi, bu sene 39.su gerçekleştirilecek olan İstanbul Film Festivali kapsamında oluşturduğumuz bir seridir. Covid-19 ile mücadele kapsamında etkinlik tarihi ertelenen 39. İstanbul Film Festivali, ilk 15 filmlik seçkisi ile 15-29 Mayıs tarihleri arasında "Çevrimiçi Film Gösterimi" ile gerçekleşecek. İKSV'nin katkılarıyla bu yılın ilk 15 filmlik seçkisini siz değerli okurlarımıza sunuyor ve detaylıca inceliyor olacağız.





Söğüt


Prömiyerini 2019 Roma Film Festivali'nde yapan Willow / Veba / Söğüt, üç kadının kahramanı olduğu üç farklı hikayeyi anlatıyor. Filmin ana konuları içerisinde yer alan gelenek-görenek, annelik ve güven, bu üç kadın tarafından "farklı bir biçimde" deneyimlemelerini konu alıyor.


Savaş dramı üzerine yönetmenliğini yaptığı Yağmurdan Önce ve Bikini Moon ile adı anılan Üsküp doğumlu Milcho Manchevski'nin düşünceli ve duygusal bir dönüş yaptığı Söğüt'te Sara Klimoska, Natalija Teodosieva, Kamka Tocinovski  gibi isimler yer alıyor.




Makedonca izlediğimiz ve üç farklı hikayenin anlatıldığı filmde öncelikle Orta Çağ esintileri göze çarpıyor. İlk hikayenin başrolü olan Sara Klimoska, Donka karakterine hayat veriyor. Donka eşi ile senelerdir evli olan ancak bir türlü çocuk sahibi olmayan hasretli bir kadındır. Bele ip bağlama, ay ışığına dönme, kurban kesme, söğüt ağacı dikmek gibi geleneksel yöntemleri deneyen çift son olarak bir cadıya gitme kararı alır. Yaşını alan bu cadı, çifte kaynanaları tarafından lanet edildiğini ve lanetin çözülmesi için dediklerini yapmaları ister. Çift, isteklerinin devamını getirmeyen teklifi kabul eder ancak cadının bir isteği, ilk doğan zürriyetinin kendisine verilmesidir. Bu can yakan teklifi, evlat hasretleri sebebi ile kabul eden çifti devamında çok daha hüzünlü bir hikaye beklemektedir.




İkinci hikayemizde ise gözlerimiz Natalija Teodosieva'nın başrol olarak yer aldığı Rodna karakterine çevriliyor. Hikaye bir taksicinin geçirdiği ani kaza ile başlıyor. Rodna fakir mahallesinde kendi halinde vakit geçiren ve yoldan gelip geçeni seyreden genç bir kadındır. Gerçek aşkı bulma hevesi içerisinde olan Rodna, dürüst ve saflığını test ettiği taksiciye aşık olur. Beraber yaşamaya başlayan ve aslında çok mutlu olan bu çiftin bir sorunu vardır. Emek verdikleri ilişkinin meyvesini isteyen çiftin çocukları olmamaktadır. Her türlü modern yöntemi deneyerek uzun bir soluk sonunda hamile kalan Rodna, bu seferde çocuklarının "anormal olma" tehlikesi ile karşı karşıyadır. Rodna ve sevgilisinin saf sevgiye dayanan ilişkisini seyrettiğimiz hikaye, alınan zorlu karar sonrası sekteye uğrayacaktır.




Kamka Tocinovski'nin hayat verdiği Katerina, zincirin son halkasında yer alıyor. Rodna'nın ablası olan Katerina -çok odaklanılmasa da- mutlu bir evlilik yaşamaktadır. Tedavilere yanıt vermemesi sonucu tedaviden vazgeçen çift evlat edinir. Katerina'nın karşılaştığı zorluk ise ilk iki hikayede gördüğümüz sadece çocuk edinme sorunundan ayrılarak çocuk büyütme ve aslında çocukla güvenli bir ilişki ortamı sağlayabilebilmesi yönünden farklılık gösteriyor. Üçüncü hikayede, Katerina'nın sessiz ve tepki dahi vermeyen sevgili oğluna güven verme sürecine ortak oluyoruz.


Söğüt metaforunun her hikaye içerisinde karşımıza çıktığı yapımda, bitkinin çokça üreyebilmesinden yararlanıldığını görüyoruz. Farklı çağlarda ve çevrelerde yetişen üç farklı kadının, paylaştıkları sorunu deneyimleri ve kültürleri neticesinde ele alan Söğüt, üzerine ne kadar düşünüldüğünü gözler önüne sererek taktiri hak ediyor.


İlk hikayenin vadettiği görüntü ve aslında olağandışılık izleyeni şaşırtıyor. Donka karakterine hayat vererek adeta filmin tüm ağırlığını taşıyan Sara Klimoska, sade ve duru tavırları ile dikkat çekiyor. Ciddiliği, hayattan bezmişliği ancak gerçek aşka hevesine şahit olduğumuz Rodna, hırçınlığı ile dikkat çekiyor. Katerina ise bitmek tükenmeyen sabrı ile izleyene iyi bir örnek oluyor.




Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.