39. İstanbul Film Festivali I #13 Martin Eden

39. İstanbul Film Festivali Yazı Serisi Nedir?

39. İstanbul Film Festivali Yazı Serisi, bu sene 39.su gerçekleştirilecek olan İstanbul Film Festivali kapsamında oluşturduğumuz bir seridir. Covid-19 ile mücadele kapsamında etkinlik tarihi ertelenen 39. İstanbul Film Festivali, ilk 15 filmlik seçkisi ile 15-29 Mayıs tarihleri arasında "Çevrimiçi Film Gösterimi" ile gerçekleşecek. İKSV'nin katkılarıyla bu yılın ilk 15 filmlik seçkisini siz değerli okurlarımıza sunuyor ve detaylıca inceliyor olacağız.





Martin Eden

Jack London'un aynı adlı 1909 yılında yayınlanan romanından uyarlama olan, Venedik Film Festivali'nde En İyi Erkek Oyuncu, Toronto Platform Ödülü, Ghent En İyi Yönetmen ve Sevilla'da En İyi Film ödülüne layık olan Martin Eden, 76. Venedik Uluslararası Film Festivali'nde Altın Aslan için yarışmak üzere seçildi.

Yönetmenliğini Fransız Yeni Dalgası ve 1970'lerin Amerikan sinemasından esinlenerek uyarlayan Pietro Marcello yaparken başrolünde Luca Marinelli yer alıyor. Marinelli'ye Jessica Cressy, Chiara Francini ve Denise Sardisco gibi isimler eşlik ediyor.



Jack London'un sevilen romanından uyarlanan Martin Eden, dünya edebiyatının en önemli isimlerinden olan bir yazarın kendini bulma sürecini anlatıyor. 16 mm ile çekilen film, ihtişamdan uzaklaşarak yoksulluk ve sefalet çeken Martin'in yine de hırsa kapılarak basamaklar birer birer çıkamayışını, bazen düşüşlerini ve birden parlayışına odaklanıyor.

Martin yıllarını dalgalı sularda harcamış genç bir denizcidir. İşçi sınıfı mensubu olan Martin bir gün San Francisco'da yaşayan burjuva genç Arthur Morse'nin hayatını kurtarır. Morse'nin hayatını kurtaran Martin, bir davet teklifi alır ve genç denizci bu teklifi geri çeviremez. Teşekkür amacı ile Morse'nin evine ziyarette bulunan Martin, evin genç hanımı Elena ile tanışır ve aşık olur. Bu imkansız aşk, Martin'i hırslandıracak ve yeni bir dünyaya adım atmasını sağlayacaktır.



Elena ile yakınlaşan Martin, sevgilisinin sosyal statüsüne ulaşmak üzere her daim çalışır. Ona duyduğu aşk ile öncelikle eğitimine ve edebiyata sarılır. Gittikçe kendini ve ufkunu geliştiren Martin'in sonunda istediği "statüye" erişerek bir hayat sürdüğünü görüyoruz.

Yönetmen Pietro Marcello'nun imzası bulunan yapım, şu ana kadar yapılan en iyi uyarlama yapımlardan biri olarak gösterilirken başrol Luca Marinelli'nin performansı da es geçmemek gerekiyor. Martin'in yaşanmışlığını dolu dolu hissettiren ve hayata karşı olan tavrının başarılı tasvirini yapan Luca, adeta karaktere bürünmüyor, karakterin kendisi oluveriyor.

İnsana ve gelişime aman vermeyen bir ortamda yükselmeyi amaç edinmiş bir adamın, eski kimliğini terk edişi ve sonunda ulaştığı kimlik ile "kimliksizleşisi". Tutkunun gözleri kör edişi veyahut kibirden gözlerin birbirlerini göremeyişi. Geçmişe hissettiği bağlılık sebebi ile gönlünde biraz da olsun vicdan olan Martin'in sırtına saplanan hançerleri unutmuyor olması... Etkileyici bir uyarlama, etkileyici bir performans ile Martin Eden'de.



Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.