Dark Nights: Death Metal #2 İnceleme | Ne Olduğunu Bilememek


Scott Snyder hakkında bir sıkıntım var. Kendisini ve fikirlerini çok severim. Öyle çılgınca fikirleri vardır ki başka bir yazar DC'ye sunsa editörler kabul etmez ama Snyder sunsa tabii ki izin verirler. Asıl sıkıntım yazar hakkındaki, bu fikirleri geçirişi. Kendisi bazen çok çılgınca fikirlere sahip olabiliyor ve düşündükçe komik ve saçma geliyor ama bu komik fikri alıp aşırı ciddi geçirince kağıda, sorunlu bir hikaye çıkıyor. Bu Metal'de yaşanmış bir şeydi ve giderek burada da gözüme batmaya başladı.

Wonder Woman, geçen sayı yaptığı büyük hamleden sonra, Batman'i aramaya çıkar. Batman artık daha farklı bir durumdadır ve kaybettiklerini geri kazanmak için savaşmaktansa elindekiler ile kurtulmaya çalışmaktadır. Wonder Woman ise Batman'i takımı yeniden toplamaya ikna etmelidir ki Batman Who Laughs'ı son kez durdursunlar. Batman Who Laughs ise çok daha güçlü bir hale gelmiştir ve daha planları yeni başlamaktadır.


Dediğim gibi bu sayı bir karmaşa içinde ama ne olduğuna karar veremiyor. Ciddi bir atmosfere sahip olsa da son zamanlarda çizgi romanlarda gördüğüm en gülünesi ve saçma olayları bulunduruyor. Saçmalığını benimsemiyor ve ciddiye almaya çalışıyor, heyecanlanmamızı istiyor. Bu Metal'de yaşandı, hatta Last Knight on Earth'te de birazcık oldu ama daha ciddi bir hikayeydi. Çizgi romanda komediye kesinlikle hayır demem ama bu olay aşırı ağır ve herkesin kaybettiği bir atmosferde olunca biraz canımı sıktı. Bu durumun dışında sayı güzel aksiyon anlarına ve diyaloglara sahip tabii ama bunlar ilk sayıda da olduğu için çok tekrar etmek istemiyorum.

Bir de kısacık yan karakterlerden bahsedebilir miyiz? Ana kadronun dışında bir sürü yan karakter barındıran bir seri bu. Çok özlediğim karakterleri yeniden görmenin yanında Wally West'in yeniden düzgünce kullanılması memnun etti. Muhtemelen bir süre hiçbir işe yaramayacak ama ana olayda daha büyük bir yere sahip olmasına sevindim. Umarım daha fazla görebiliriz.

Geçen sayı çok az bahsettim ama Batman Who Laughs'tan sıkılmaya başladım. Artık suyu iyice sıkıldı ve bu sayıda gözüme vuran bir olay oldu. Karakter artık nasıl bir hale geldiyse çok klişe bir kötü adama dönüştü. Hala tehditkar, hala çok güçlü, hala korkunç ama hep tekrara giriyor. Her yenilgisinden sonra bu sayıda da dediği gibi "Hahahaha aslında başından beri planım buydu!" demesi artık yormaya başladı. Bu karakteri kadrajdan çıkarmak istemiyorlar. Yine de bu karakterin son oyununu merak ediyorum.


Çizimler ise bir önceki sayıda da dediğim gibi çok güzel. Baya yaratıcı dizaynların yanında karakterlerin duruşları gerçekten hoş. Bir de artık gücü yerine geldiğinden ve arttığından mıdır bilmiyorum ama korkunç tanrıça Perpetua hiç de fena gözükmüyor ;). O kadar gücün nereye gittiğini görmüş olduk. Neyse bu saçma ama muhtemelen bazılarınızın garipçe ilgisini çeken konudan sonra kısaca bahsetmem gerekirse çizim ve renklendirme baya iyi. Capullo hiçbir işinde beklentinin altında kalmıyor.

Şimdi ben bu serinin ilk sayısına 9.3 gibi baya yüksek bir puan verdim. Tabii ki o puanın içine biraz hype serpiştirilmişti. O hype gittiği ve bazı kara noktalar gözüme çarptığı için direkt ikinci sayıdan puanı aşırı azaltmak istemiyorum. Dediğim gibi ne de olsa daha ikinci sayıdayız. Ne kadar bu seri "limit" kavramının ne olduğunu bilmeyen bir AI tarafından yazılmış olsa da gayet eğlenceli. Hatta DC'nin patlamış mısır yerken okumalık serisi bile diyebiliriz.

Kısaca sayının özeti;
"İnsanlar Wally West özlemiş koyalım mı? Koyalım abi. Watchmen'in son yıllarda popülaritesi arttı ve gereksiz şekilde DC'ye bağlandı, biraz daha sömürelim mi? Sömürelim abi. Batman Who Laughs kapakları da iyi satıyor, onu daha güçlü ve daha farklı bir kostümle gösterip son üç yılda 5-6 hikayede kullandığımız karakteri bir kez daha kullanalım mı? Kullanalım abi."

Notum: 7.0


Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.