Hawkeye: Freefall İnceleme


Marvel'ın geçtiğimiz zamanlarda bazı serilerini dijitale geçirdiğinden bahsetmiştim. Bunun nedeni düzgün bir plan hazırlamamışlardı bu dönem için ve bir hafta fiziksel, bir hafta ise dijital çıkarma tarzı bir düşünceye girmişlerdi. Hawkeye: Freefall da bu dijitale yollanan serilerdendi ki geçişi en üzen seri buydu benim için çünkü çok güzeldi. Hatta ilk sayıları o kadar sevilmişti ki mini seri tam bir devamlı seri olacaktı ama dijitale dönünce yeniden mini seri yapılmaya karar verildi. Geçtiğimiz hafta ise seri sonlandı. Hadi bu popüler seri hakkındaki düşüncelerimize geçelim.

İlk olarak hikayeden bahsedelim. Clint Barton artık baya zengin birisi ve bu parayı harcamaktan da kaçınmıyor. Artık gıcık ve kahramanların çocuğunun pek de sevmediği bir kişiye dönüşen Clint ise bunu takmamaktadır. Kendisinin gidip gelen bir aşk hayatı, bolca parası ve uğraşması gereken kahramanlık işleri var. Seri boyunca Hood adlı büyük mafya başını çökertmeye çalışmaktadır ama bu sürede karakterin önüne baya engeller çıkacaktır. Bunlardan birisi ise Hawkeye'ın eski Ronin kostümü ile dolaşan ve mafya adamlarını öldüren gizemli kişi. Hawkeye hem Ronin hem de Hood meselesiyle uğraşmaktadır.


İlk olarak 6 sayılık bu seri baya akıcı. Matthew Rosenberg'in eğlenceli, hızlı diyaloglarından mıdır yoksa çizimden midir bilmiyorum ama sayıların ne zaman bittiğini anlamıyorsunuz. Üstüne sayılar da hep aynı hissetmiyor. Her sayı Hood ve Ronin ile uğraşıyor ama hiçbir zaman tekrar etmiyor. Bunun nedeni ise kahramanlar eklentisi olabilir. Her sayı farklı kahramanlar görüyoruz ve bu hem okuyucuyu sevindiriyor hem farklılık katıyor hem de Hawkeye'ın ilişkilerini gösteriyor. Hikaye kısmında bahsettiğim gibi kahramanlar Hawkeye'a gıcık oluyor ama bu yolda ona saygı duyanları da görüyoruz. Bizim için de başta ne kadar Hawkeye gıcık ve yürüyen bir şaka olsa da seri ilerledikçe ve durumlar ciddileştikçe karakterin de ciddileştiğini, hatta sona geldiğimizde artık ne kadar farklı birisi olduğunu görebiliyorsunuz. Yine de hikaye akıcı ve farklı olsa da son sayıda bazı olayların çabuk çözüldüğünü söylemek mümkün. Baya çözülmemiş düğüm de kaldı hatta ama bunun nedeni serinin mini seriye geri dönüştürülmesinden de dolayı olabilir.


Bir Hawkeye serisinde ise Hawkeye'dan bahsetmesek olmaz. Zaten karakterin seri boyunca değişiminden azıcık yukarıda bahsettim ama biraz daha detaya girmek isterim. Karakterin kahramanlarla ilişkisi dışında aşk içeren bir ilişkisi de var. Night Nurse ile olan ilişkisini gayet beğendim. Tam Clint bu sefer başardı diyorsunuz sonra her şey yine karakterin eline yüzüne bulaşıyor ki serinin ana noktalarından birisi de bu. Hawkeye hep kontrolün onda olduğunu düşünüp her şeyini yoluna sokabileceğini düşünüyor ama her şey güzel giderken yine bir şekilde batıyor. Bu da seriye ayrı bir gerginlik hissi veriyor.

Diğer bir Hawkeye olunca bahsetmemiz gereken yan ise komedi. Matt Fraction'ın serisi sağ olsun Hawkeye çevresine ağır bir komedi girdi ve bu beni hiç sinir etmiyor. Neden bilmiyorum ama karakter ciddi olurken ne kadar seviyorsam komikken de çok yakışıyor. Bu tabi yazara bağlı bir olay. Rosenberg de bu seriye baya komedi katmış. Hem durum komedi hem de söz komedisi bulunan seride bazen komik gelmese de çoğunlukla güldürmeyi başarıyor. Çoğu Marvel serisinden daha iyi bir iş çıkarıyor bu konuda.


Dediğim gibi seri iki düşman üzerine kurulu. İlki Hood ki söylemem gerek ne kadar iyi aksiyon sağlasa ve tehditkar olsa da klasik bir mafya düşmanından fazlasına çok nadiren geçiş yapıyor. Diğer bir düşman olarak gösterilen kişi ise Ronin. Kimliğinden spoiler olduğu için bahsetmek istemiyorum ama seri erkenden size söylüyor ki tüm serinin dengesini değiştiriyor ve bir sürü yeni olay çıkarıyor Hawkeye'ın başını. Ronin olayı gerçekten hoşuma gitti.

Çizim olarak ise Otto Schmidt bulunuyor ve kendisi harika. Tam benim sevdiğim bir tarza uygun ve bu tarz herkese hitap etmese de bana göre inanılmaz. Kendisi daha önce DC'de Green Arrow'da bulunmuştu ve şimdi de "tesadüfen" Hawkeye'da çalıştı. Çizgi filmimsi stili aksiyonları daha akıcı ve hareketli hale getiriyor. Karakterlerin ifadelerini de çok güzel göstermiş kendisi. Böyle biraz daha hareket içeren serilere daha uygun olduğunu hissetmekle beraber umarım yakın zamanda yine bu çizeri iş başında görebiliriz.


Sonuca gelirsek Hawkeye: Freefall, ne kadar basit bir konuyu ele alsa da bunu çok başarılı bir şekilde ele almış. Hikayeye kafa karıştırmayacak ama aynı zamanda baya şey içerecek bir hale sokmuş. Hiç sıkılmadan ve elimden bırakmadan okuduğum seriyi kesinlikle öneririm. Son zamanlarda okuduğum en iyi ve en eğlenceli serilerden olabilir. Cilt haline getirildiğinde rafıma eklemek istediğim bir seri. Sizin de eklemenizi öneririm. Umarım bu ikiliyi ileride bu seriyi devam ettirirken görebiliriz.

Notum: 9.0

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.