TENET Spoilersız İnceleme | Ölüm Riskine Değer Mi?



Pandemi mandemi dinlemeyen Warner Bros ve Nolan bu kötü dönemde vizyona giren ilk büyük filmin Tenet olmasında karar kırdığından dolayı dayanamayıp tüm riskleri üstlenerek, vakaların son zamanlarda çok fazla arttığı ülkemizde basın gösterimine katıldım. Kendim için olmasa da sevdiklerimi riske atmak istemediğimden dolayı normal bir film vizyona girse hiçbir şekilde sinemaya gitmeyi göze alamazdım; ancak Tenet normal bir film değildi. Öncelikle gösterimi düzenleyen WarnerBros. Türkiye'ye teşekkür ederim, önlemlerini alarak gösterime davet ettiler ve sorunsuz bir şekilde izledik. Ancak maalesef filmin sorunsuz olduğunu söyleyemeyeceğim.

*Öncelikle filmi Imax'te maskelerimizi hiç çıkartmadan izledik, yazıyı okurken lütfen bunu göz önünde bulundurunuz çünkü bu detayların filmin seyir zevkine olan etkisi çok büyük.

İlk olarak film hakkında genel yorumumu yapmak, ardından memnun kalmadığım birkaç konuya değinmek istiyorum. Tenet benim Nolan'ın en beğenmediğim filmlerinden biri olabilir, kesin konuşmak istemiyorum çünkü bir kez daha izlemek şart. Film boyunca Nolan özgünlüğünü ve  etkileyiciliğini bulamadım. Teknik olarak yine deneysel şeyler denemiş olsa da diğer filmleri kada yenilikçi bir film değil. Kesinlikle keyifli ve güzel bir film, ancak Nolan seviyesinde bir film değil. Nolan bu filmde kendi yükselttiği çıtanın altında kalmış kısacası. Ayrıca filme gitmeden önce beklentinizi ayarlamanızı ve imkanınız varsa Imax'e gitmenizi öneririm.



Tenet'in altında yatan fikir çok ilgimi çekse de filmin bunu kullanmada eksiği olduğunu düşünüyorum. Diğer filmlerinden dolayı şahsen ben Nolan filmi dendiği zaman yenilikçi ve etkileyici yapımlar beklerim; bu adam Memento'yla sinema sektörüne kurgu konusunda muazzam yenilikler katmış, vizyon getirmiş bir adam. Ancak Tenet'te böyle bir durum hiç göremedim, yapmaya çalışılmış ama bence başarılamamış; James Bond, Mission Impossible gibi popüler aksiyon filmlerini ileri taşımaktan daha öteye gidememiş.

Filmin altında yatan fikri kötü kullandığını düşünme sebeplerimden biri de karakterler. Bir tane güzel yazılmayı geçtim, klişe olmayan karakter yok filmde. Fikir orijinal fakat karakterler buram buram klişe kokuyor. İzlerken çok canımı sıkan karakter anları oldu, hayal kırıklığı yaşadım. Üstelik daha sağlam ve yaratıcı karakterlerle hem seyir zevki hem de akıcılık üst seviyeye taşınabilirdi, ben özenilmemiş buldum. Ayrıca senaryoda tıpkı Dunkirk'te olduğu gibi bu filmde de Jonathan Nolan'ın eksikliği hissediliyor.

Aynı zamanda Tenet çok hızlı ve çok yorucu bir film olmuş, gitmeden önce herkesin buna hazırlıklı olması lazım. İki buçuk saat boyunca tempo neredeyse hiç düşmüyor ve takip ederken ister istemez yoruluyorsunuz. Şahsen ben birkaç sahnenin gereksiz uzatıldığını düşünüyorum, yorumlarını aldığım birkaç eleştirmen de bu konuda bana katıldı; bazı sahneler izleyiciyi bayan uzunluğa sahip. Bu durum aslında filmin izleyiciyi gereksiz yere yormasına, hırpalamasına yol açıyor. İzlerken ben yer yer filmin yok yere beni yorduğunu hissettim.





Oyunculuklar için bence söylenebilecek fazla bir şey yok. Robert Pattinson ve David Washington ortalama bir oyunculuk sergilemiş bence, filmde bu ikiliden büyük oyunculuklar gördüğümüzü söyleyemeyeceğim. En çok öne çıkan oyunculuklar ise bence Kenneth Branagh ve Elizabeth Debicki'ye ait. Ayrıca Nolan'ın hemen hemen her filminde rol verdiği Michael Caine'i ise bu filmde de görmek beni sevindirdi.

Filmin müziklerini Hans Zimmer yapmasa da, koltuğu devrettiği yetenekli meslektaşı Ludwig Göransson onun yerini aratmamış. Black Panther'la Oscar'a layık görülen besteci, artık Oscar'ların Panten Altın Kelebek ödüllerinden farkı kalmasa da, aynı zamanda Mandalorian'da yaptığı bestelerle de güzel bir iş ortaya koymuştu. Bu filmde de duyguları çok güzel veren, başarılı besteleri bulunmakta. Aynı zamanda Dunkirk'te olduğu gibi bu filmde de ses miksajı çok üst seviyede. Dunkirk kadar iyi olmasa da Imax'te izlerken gerçekten hayran kalıyorsunuz.



Bütün bunlara rağmen film yine de bence güzel, izlenmesi gereken, keyifli bir film olmuş. Ancak yazının başında belirttiğim gibi en kötü Nolan filmi olmaya aday. Aksiyon severlerin kaçırmaması gereken bir fırsat, hem temposu hiç düşmeyen hem de gördüğüm en güzel aksiyon sahnelerine sahip. Biraz James Bond, biraz Mission Impossible, finaliyle ise buram buram Doctor Who kokan bir film olmuş. Nolan filmi olduğu için yükselen beklentinizi düşürerek izlerseniz bence kesinlikle memnun kalırsınız. Ülkemiz koşullarında ise gitmeye değer bir film olduğunu düşünmüyorum, sağlık her şeyden önemli ve iki buçuk saatlik bir aksiyon filmi için canınızı riske atmanızı tavsiye etmem. Tüm önlemlerimi aldım gitmekte kararlıyım derseniz ise imkanınız varsa Imax salonlarında izlemenizi şiddetle tavsiye ederim. Film üzerinde spoilersız bir şekilde değinmek istediğim başka bir şey yok. Üzerine uzun uzun konuşulabilecek bir film olmasına rağmen hem henüz birkaç saat önce izlediğim için hem de spoiler vermekten kaçındığım için daha fazla uzatmak istemiyorum. Kesinlikle bir kez daha izlenmeyi hak eden bir film olduğu kanaatindeyim. Sizin de görüşlerinizi merak ediyorum, yorumlara yardırabilirsiniz!

Notum: 7.3

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.