Dark Nights: Death Metal: Trinity Crisis İnceleme | Böyle Başlık Olmaz Olsun


Öncelikle bu sayının isminin ne kadar uzun olduğundan bahsedebilir miyiz? Neden 3 başlık içeriyor ki? Dark Nights: Death Metal'i ayrı tutup bunu Death Metal: Trinity Crisis yapabilirdiniz. Ha daha da çıldırmak istiyorsanız size yardım edebilirim. Dark Nights: Death Metal: Trinity Crisis: The Story of the Trinity: The Unlimited Prime. Bir şey değil DC. Neyse bu başlangıçtan sonra hadi Death Metal'in bana göre ilk büyük ara sayısı hakkında konuşalım.

Bana göre diyorum çünkü önceki Legends of the Dark Knights ile Guidebook hiç umurumda değildi. Peki bu sayıda neler yaşanıyor? Direkt olarak 3.sayının kaldığı yerden alıyor hikaye. Trinity ve ekibi Yarasa Kulesine sızmak için yola çıkıyor. Asıl hedefleri ise Perpetua'yı güçlendiren ve kalenin içinde bulunan, tekrar tekrar yeniden oluşan, DC'nin en büyük krizlerini durdurma. Sayı karakterlerin bu krizlere girmek için geçtikleri engelleri anlatıyor.


Daha önce ara sayıları incelemem dememe rağmen incelememin sebebinin sayıyı sevmem olacağını düşünüyor olabilirsiniz. Yani bir nevi haklısınız, sayıyı sevdim ama sayı iyi olduğu için sevmedim. Güncelde çıkan ara sayıların kalitesini düşününce bunun ne kadar yukarıda olduğunu görüp sevdim. Ana sayılarda hızlıca anlatıp geçilebilecek bir şeyin böyle yapılmasını takdir ettim. Birden sıfır zorluk ve fedakarlık ile sayının başında girselerdi saçma olurdu, ne de olsa bu yerin ne kadar korunaklı olduğundan daha önce bahsetmişlerdi. 3. sayıda bahsetmiştim ki seri Apokolips'e sızışı direkt atlamıştı ve bunda da böyle yapmamalarını takdir ettim. Ara sayıların da gerçekten bir işe yarayabileceğini, bir önemi olduğunu gösterdi.

Sayı hakkında konuşacaksak yazım ve aksiyon iyi diyebilirim. Hele Jonah Hex ile Harley Quinn arasındaki diyaloglar hoşuma gitti. Bunun yanında riskleri de gayet iyi göstermişler ama birkaç sevmediğim taraf da oldu. Dediğim gibi sayının akışı ve aksiyonu güzel ama çok bir şey olduğunu söyleyemeyeceğim. Sayının son çeyreğine kadar hikayeye bir ilgim yoktu ve sadece aksiyon için yapılmış bir sayı olduğunu düşünüyordum. Bunun yanında saçma konseptler ve hala nefret ettiğim Robin King'i görmek biraz gözümü çevirmeme neden oldu. Yine de dediğim gibi sonlara doğru yaşananlar beni hikayeye yeniden bağlamayı başardı.


Francis Manapul'a bayılıyorum. Stili o parlaklığı kaldırabilecek bir yapıya sahip. Adamı hiç karanlık bir sayıda görmedim. Bu sayıda da onu korumuş diyebilirim. Ian Herring'in parlak renklendirmesi Manapul'a çok katkı sağlıyor. Adamı sevme nedenim olan renk patlamalı sayfalarının yanında yeraltı gibi karanlık bir yerde bile rengi canlı bir şekilde ortaya çıkarması çok hoşuma gitti. Dizayn anlamında da güzel şeyler bulunsa da bazen kolaya kaçmış diyebilirim. Bir sürü havalı Batman dizaynı görüyoruz ve sonra sadece Batman maskeli bir Solomon Grundy görünce basit geliyor.

Trinity Crisis bir ara sayının da önemli olabileceğini gösteren bir sayı oldu. Sıkıntıları olsa da boşlukları dolduran ve sonunda önemli şeyler gösteren bir sayı oldu. Marvel konu ara sayı olunca buradan biraz ders olabilir. Çizim ve renklendirme alanında da çok güçlü bir sayı olmuş. Okumanıza aşırı gerek yok ama bir şeyler kaçırmak istemiyorsanız bakmalısınız. Eğer bir sonraki birkaç önemli denilen ara sayı da böyle olursa onları da inceleyebilirim. Sırada sanırım Dark Nights: Death Metal: Speed Metal: The Unlimited Race of Wally West: Run Flash Run var. Adı böyle bir şey olabilir bilemiyorum.

Notum: 7.8

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.