Venom #29 İnceleme | Nedir Bu Acele?


Bir sürü DC sayısının ardından sonunda bir Marvel sayısı ile yeniden karşınızdayız. Bu sayı da Venom'dan geliyor. Belki de güncelde en heyecanla okuduğum seri. Yine de son zamanlardaki yorumları anlamakta zorlanıyorum. Hem çok az yazı var hem de olumsuz yorumlar artmaya başladı. Nedenini ise anlayamıyorum. Herkes birden Venom konuşmama kararı mı verdi? Neyse, biz kendi halimizde King In Black yaklaşırken Venom konuşmaya devam edelim. 

En son kaldığımızda artık bazı cevaplara erişmiştik. Virus'un da Codex'in de kimliği açıklanmıştı. Bu sayı ise bunlara odaklanmaya çalışmış. Sayının büyük bir çoğunluğu bu evrenin Dylan'ının nasıl kötü yollara düştüğünü ve annesi Anne Weying'in neler yaşadığını anlatıyor. Eddie kendi oğlunun asla tüm dünyayı ele geçireceğine inanmasa da işler değişebilir. Bunun yanında eski Scorpion, eski Virus, yeni simbiyot Scorpion, Mac Gargan saldırıyor üsse. Venom son raund için hazır mı?


İlk olarak Dylan olaylarından konuşarak başlayalım. Sayının ilk yarısı gerçekten güçlü. Bu evrendeki Anne'in oğlu ile olan ilişkisi, diğer kahramanlarla olan ilişkisi güzel gösterilmiş. Bunun yanında Dylan'ın dönüşümü de baya ilginç olmuş. Hem enterasan seçimler gösteriyor hem de aklımızda yatan bazı soruları açıklıyor. Aynı yapması gerektiği gibi. Ne kadar güzel de mi? Yine de sayı bunları fazla hızlı geçiyor. Keşke biraz daha bu Dylan olaylarına odaklansalar ve bir yandan Codex'in de neler yaptıklarını görsek dedim. Daha olgun halinin gözünden de görmek enteresan olurdu. Sayı buna biraz daha yoğunlaşabilirdi ama neden odaklanmadığı biraz belli.

Bir diğer sıkıntım ise Virus mevzusuydu. Aksiyon hoştu ve sonunda Eddie ile olan konuşması güzel ama her şey 4 sayfada mı ne gerçekleşiyor. Neden bu kadar acele ettiniz ki? Dediğim gibi bu sayı Dylan'a harcansa, gelecek sayıda da Scorpion ile kapışıp onla sohbet etse daha güzel olurdu. Böyle tadını alamadım ve büyük bir hayal kırıklığı yaşattı. O istediğim epikliği alamadım. Oysaki güzel anlar var ve sondaki konuşmada söyletilmek istenen güzel. İstenen diyorum çünkü dediğim gibi tek bir sayfada oluyor bunlar. Yazım güzel ve yapılmak istenilen çok iyi ama bu yapılmak istenenleri çok hızlı yapmaya çalışmışlar.


Anlayacağınız bu sayı hakkındaki en büyük eleştirim hızı. Anlıyorum, büyük bir event yaklaşıyor ve ondan dolayı hızlıca yetiştirmeniz gerekiyor hikayeyi. O zaman hikayenizi ona göre planlasaydınız olmaz mıydı? Asıl korkum biz bu sayıda böyle bir olumsuzlukla karşılaştıysak gelecek sayıda neler olacağı. Hikaye hala Codex'in kendisi ile düzgün bir tanışma sunamadı. Bunun üstüne karakterlerimizle karşılaşmasının etkileyici olması için de zaman harcanması lazım. Üstüne büyükçe bir kapışma da olacak. Bunların üstüne karakterler evrenlerine dönmek için bir yol arayacak ve veda edecekler. Peki bunların hepsini tutarlı bir şekilde yapabilmeleri için zaman var mı? Sanmıyorum. 

Sayının çizeri ise Luke Ross. Serinin çizerleri de aynı hikayenin hızı gibi tutarsız. Yine de Ross'un Juan Gedeon'dan daha iyi olduğunu söylemek mümkün. Kendisini bu seride ilk gez görüyoruz ve hiç de fena olmayan bir eklenti. Güzel anlar sunmayı başarıyor. Gedeon'un tarzına yine yakın bir çizer, sadece ifadelerde bir gelişme var. Aşırı iyi diyemeyeceğim ama göz yormuyor ve sayıdan bir şey götürmüyor. 


Sonuca gelirsek bu sayı büyük bir hayal kırıklığıydı. Kötü demiyorum, hayal kırıklığı. Ne yapabileceklerini anlıyorsunuz ama her şey çok hızlı gelişiyor. Bir sürü büyük puan verdikten sonra böyle bir puan verecek olmam hem şaşırtıyor hem de üzüyor. Umarım gelecek sayı hikayeye iyi bir nokta koyar da tatlı ayrılırız ve bu sayı sadece aradaki bir takılma olarak aklımızda kalır. 

Notum: 7.0

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.