Batman #103 İnceleme


 Tynion’ın bağımsız işlerini gerçekten seviyorum. Something is Killing the Children güncelde okuduğum en sürükleyici serilerden ve The Departmant of Truth da bir o kadar ilginç bir seri. Nedense konu DC serilerine gelince yazar tam bir karmaşa. Eskiden çok takmazdım ama son zamanlarda nereye baksam olduğundan daha dikkat etmeye başladım. Batman serisinde yeterince iyi bulurken ise Death Metal ara sayılarındaki içeriklerinde acı verici bir şekilde ortalama buluyorum. Belki oralarda sınırlandığı için öyle olmuştur bilemiyorum ama Batman serisinde de artık serbest olacağını düşünürken şüphelerim artmaya başladı. 


En son kaldığımızda Batman’in genç zamanlarından kalma rakibi Ghost Maker’ın Gotham’a geldiğini görmüştük. Ghost Maker ise Gotham’ın berbat bir yer olduğunu düşünen ve bunun için tüm kötülükleri temizleneceğine inanan birisi. Temizliğindeki yeni hedefi ise Joker adamlarını öldüren Clownhunter’ı öldürmek. Güzel mantık. Kısaca sayıdaki genel hikaye, Harley Quinn’i öldürmeye çalışan Clownhunter’ı öldürmeye çalışan Ghost Maker’ı durdurmaya çalışan Batman. Böyle ilerlemeye devam ediyor. 



Öncelikle bu sayıyı beğendim ama ortalama geldi. Hatta Joker War’dan sonra sönük bile diyebiliriz. Bilmiyorum belki yazar çoğu önemli şeyi 2021’e aktarıyordur, Punchline sayısında gördüğümüz gibi, ama bu Future State’ten önceki son hikayesini yavaş yapacak demek değil. İlk olarak sayının sevdiğim taraflarından bahsedeyim. Aksiyon sağlam ve akıcı. Sayının çoğunda ilerliyor ve sıkmıyor. Diğer bir sevdiğim konu ise Batman ile Ghost Maker arasındaki ilişki. Ghost Maker karakteri ortalama gelse de aralarındaki rekabet bağı güzel yansıtılmış. Ghost tüm sayı boyunca neden kahramanlık işini Batman’den daha iyi yapacağını açıklıyor ve bunun üstüne Batman’in verdiği cevap çok tatmin ediciydi. Bu konuya odaklı kısımları gerçekten beğendim ve ileride de görmeyi umuyorum. 


Gelelim sevmediğim konulara. Harley Quinn ve Clownhunter. Hadi Clownhunter’a olan ilgisizliğimden daha önce bahsetmiştim ama Harley’i bu zamana kadar seride baya sevdiğimden bahsetmiştim. Sorun sayıdaki konumu veya yazımı değil. İkisi de gayet iyiydi ama asıl sorun kapladığı kısım. Bolca aksiyon devam ederken birden Harley’nin bir bitkiye hislerini anlatması 2-3 sayfa boyunca sayıda iki soruna sebep oluyor. İlki akışı bir sürü diyalog ile baya bozuyor ve yavaşlatıyor. Diğeri ise bizim Harley’nin hislerini ve durumunu zaten bilmemiz. Tüm Joker War boyunca neler yaşadığını hem gördük hem de o da anlattı. Bunların üstüne tekrardan okumak sıkıyor. Sanki artık Harley Quinn serisi olmadığı için oraya konulabilecek şeyleri buraya koymuşlar. Ki bu da hikayenin ilerleyişini çok yavaşlatıyor. 



Bu sayıda ise çizer olarak Carlo Pagulayan’ın yanına Guillem March katılıyor. İki çizer de detaylı ve akıcı. Aksiyon sahnelerini hareketli ve güzel çiziyorlar. March’ı sanırsam ilk kez bu kadar aydınlık sahnelerde okuyorum ve ilk tanımakta zorlandım açıkçası. Sayının ikinci yarısında çizer değişimini fark ediyorsunuz ama March olduğu geç yatıyor. Pagulayan ise bence hikayeye biraz daha uyuyor. Yine de tüm bu çizer değişiklikleri hikayeye zarar veriyor. Joker War’da Jimanez’in hepsini çizmesi gibi bir sürekliliği tercih ederdim ama muhtemelen öyle bir şeyi ancak 2021’de Jimanez dönünce göreceğiz. 


Sonuca gelirsek Batman #103 iyi bir sayı ama bir önceki hikayeden sonra beklentimi karşılayamıyor. Daha kısa bir hikaye için yavaş ilerliyor ve Batman’dense Harley Quinn ve diğer yeni karakterlere odaklanması sayıya olan zevkimi azaltıyor. Yine de Batman ve Ghost Maker rekabetini gerçekten beğeniyorum ve umarım ileride buna daha çok odaklanırlar. James Tynion’ın tatmin edici bir şekilde hikayeyi devam ettireceğini umarak bu incelemeyi de kapatıyorum.


Notum: 7.5

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.