Dark Nights: Death Metal: Infinite Hour Exxxtreme! İnceleme

 


İlk olarak bu başlık ne? İlk Trinity Crisis incelemesinde dalga amaçlı yazdığım birkaç başlık vardı ama şaka niyetindeydi. Ciddiye alıp yapacaklarını düşünmemiştim. Neyse bir diğer başta beklentim olmayan bir sayı ile birliteyiz. Birden fazla yazar ve çizer olduğundan ne göreceğimizi bilmiyordum. Hatta en başta yine sevmeyeceğim birden fazla hikayeli bir sayı olacağı korkum vardı ama gördüklerim biraz şaşırttı. Bunun yanında Death Metal'in ana serisinin aşırı abartılı ve saçma olduğundan bahsediyordum ya, yanılmışım. Bu sayı çitayı aştı.


Sayı Lobo üzerine kurulu. Ana seride arada ne yaptığını bilmeden görüyorduk ve bu sayıda onun açıklamasını okuyoruz. Lex Luthor, bir yandan Justice League'de gördüğümüz yaralı keltoş, Lobo'ya bir görev veriyor. Bu görev ise Lobo'nun kullananın istediği şekilde evreni değiştirebilecek bir metali bulup getirmesi. Bu sırada ise Lobo'yu farklı bir karanlık evrenden gelen Batman-Lobo hibridi bir karakter kovalamaktadır. Bu hikayeyi ise 3 farklı parçada okuyoruz. Hepsi birbirini takip ediyor ve hepsinin ayrı bir yazar-çizer takımı var. 



Bu hikayeyi tek bir şekilde ele alıp değerlendirmek biraz zor. Her biri bana farklı bir his verdiğinden teker teker konuşacağım ama genel olarak hikaye ortalamaydı. Bazı tarafları gerçekten beğendim ama ilerledikçe sayıya olan puanım azaldı. Hikayenin ilk parçası Frank Tieri’den geliyor ve burası gerçekten iyiydi. Sayının geri kalanına güzel hazırlık yapan eğlenceli bir kısımdı. Çok bir şey yapmıyor ama yaptığı şeyleri gerçekten iyi yapıyor. Burada aynı zamanda sayının düşmanı Lobo Batman’i görüyoruz ve geçmişi baya basit olsa da görünüş olarak çok iyi. İkinci parça ise Becky Cloonan’dan geliyor. Açıkçası kötü değildi ama ilk parçanın taşıdığı gücü devam ettiremiyor. Hikayeyi devam ettiriyor ve birkaç eğlenceli an sunuyor ama yeterince ilgi çekemiyor. Hawkman gibi beklemediğim bir karakter getiriyor ama işlevsiz kalıyor. Hikayenin bu parçası aksiyon olarak da etkileyicilikten çok uzak.


Gelelim son ve en manyak parçasına. Sam Humphries hikayeyi çılgınca bir şekilde kapamayı planlamış ve başarmış. Hatta o kadar çılgınca ki raydan çıkıyor ve ben de sayıdan kopuyorum. Lobo olduğu için çok ciddiye almak istemiyorum ama eğlenemiyorum da. Mutlaka aranızda eğlenebilen çıkacaktır ama bence hoş başlayan bir hikayeyi beklenti altında bitirdi. Fazla zorlama hissettirdi. 


Gelelim çizimlere. İlk bölümü Tyler Kirkham çiziyor ve sağlam bir iş çıkarmış. Detaylı ve güzel bir stili var. Lobo-Batman dizaynı da havalı. Hikayenin en iyi kısmına en iyi çizer koyulmuş. İkinci bölüm Rags Morales’den geliyor ve yine güzel bir çizim. Bulunan alan güzel yapılmış. Özellikle Andrew Dalhouse’un renklendirmesini beğendim. Son hikayemizi ise Denys Cowan çiziyor ve diğerlerine göre daha kirli buldum. Bunun yanında ifadeler de çok hoşuma gitmedi. Nasıl hikaye yavaş yavaş düşüşe geçtiyse çizim de aynı şekilde ilerledi sayıda.



Bir ara sayının sonuna gelirken yine yorulmuş hissediyorum. Bu sefer sinirlenmedim ama sayıyı kaldıramadım. İlerledikçe gözlerimi devirdiğim bir sayı oldu ama kötü demek de zor. Çoğu sayıdan daha çok eğlendim. Sadece ilk başları çok güçlü olup sonları çok ortalama kalınca yamuldum. Lobo’nun Death Metal’deki işlevini merak etmekle beraber bu ara sayıların daha ne farklı şeyler göstereceğini iple çekiyorum.


Notum: 7.0

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.