Justice League #55 İnceleme



Death Metal ara sayılarını konuşmaya kaldığımız yerden devam ediyoruz! Bilmiyorum belki de her üç incelemeden birinin Death Metal'den gelmesi sinirinizi bozuyor olabilir ki beni biraz sıkmaya başladı. Başlangıçta atladığım ama daha sonra konuştuğum ara sayılar gayet iyiydi ve beni heyecanlı bırakmayı başarıyordu ama son Robin King sayısı gerçekten yordu konuşurken. Öyle bir etkide bıraktı ki devam edesim gelmedi. Peki Justice League'in yeni sayısı bu heyecanı geri döndürebildi mi?


Hikayeyi en son bıraktığımızda karakterler Starro dolu bir yoldan geçiyordu ve bu deniz yıldızları Nightwing dışındaki herkesi ele geçirmeyi başarmıştı. Nightwing'in ise arkadaşlarını bu durumdan kurtarması için en az güvendiği kişi ile çalışması gerekecektir. Bu kişi Lex Luthor'dan başkası değildir. Peki kahramanımız arkadaşlarını kurtarabilse bile yolun ilerisinde neler olacak? Martian Manhunter'ı kaybetmeden önce ona ve dalgayı diğer yöne çevirebilecek kişilere ulaşabilecekler mi?



Bu sayıyı diğerleri kadar olmasa da beğendim. Bu biraz daha köprü sayısıydı ve sonraki sayıda olacak büyük şeyler için yol yapıyordu. Sadece bunu yapsa çok beğenmezdim ama sayının ilk yarısında hikayede bahsettiğim takım içindeki kavga sayıyı taşıdı. Karakterler arası diyaloglar ve ilişkiler çok güzel hazırlanmıştı. Baştaki kavga olsun, sonraki konuşmalar olsun, biraz daha takıma odaklı kurulmuştu. Geçtiğimiz sayılar daha Nightwing odaklıydı ve bu beni ne kadar memnun etse de diğer karakterlerin severlerinin eli biraz daha boş kalıyordu. Bu sayıda diğer karakterler de öne çıkmayı başarıyor. Hele Detective Chimp'i baya beğendim. Williamson, bu karakterlerden her birinin hikayede bir parçası olmasını istemiş ve başarmış. Bunun yanında fikir olarak da sayıyı güçlü buldum. Starroların karakterleri en büyük korkuları ile yüzleştirmesi biraz klişe olsa da bunun ardından gelen Starro olayları hoşuma gitti. Dediğim gibi bu sayı bir köprü sayısı olduğundan konuşulabilecek çok da fazla şey yok ama elimizdekileri de genellikle beğendim.



Sayının çizeri ise Robson Rocha. Kendisini Xermanico'dan biraz daha aşağıda buldum açıkçası. Çizim kötü değil hatta gayet iyi. Eylemler, aksiyon ve ifadeler başarılı çizilmiş. Sadece renklendirmeden midir yoksa bilmiyorum ama Xermanico farklı bir his veriyordu. Tarz meselesi olabilir ama benim gözümde bir önceki sayılara göre azıcık düştü çizim. Dediğim gibi, çok düşmedi, hala kaliteli.


Diğer ara sayılara göre Justice League'i daha kısa yazdığımdan artık mini inceleme mi dersiniz bilmem ama bir sayının daha sonuna geldik. Hikayenin diğer sayılarına göre biraz daha güçsüz ama hikayeyi ilerlettiği yer gerçekten umut verici ve büyük. Hikayenin ilk sayısının sonunda vaat edilen büyük olaylara artık geleceğiz gibi. Umarım tatmin eder. Merakla beklemekteyim.


Notum: 7.7

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.