Justice League #57 ve The Multiverse Who Laughs İnceleme


Bu sefer bir farklılık olarak bir değil, ama iki tane Death Metal incelemesi ile karşınızdayım. Biri bir süredir Justice League serisinde ilerleyen Doom Metal hikayesinin sonu ve diğeri de bolca hikayeden oluşan bir sayı. Bu sayıları birlikte incelememin nedeni biraz geride kaldığımdan değil kesinlikle. İki sayı hakkında da kısa bir inceleme yazacak şeyim olduğunu söyleyemem. Birisi hakkında zaten diyeceklerimi dedim ama diğeri hakkında konuşmak bile istemediğimden düşüncelerimi olabildiğince kısa tutacağım.


Justice League #57


En son kaldığımızda ekibimiz Legion of Doom’u kurtarmayı başarmıştı ama büyük bir sorun var. Bu kişiler dünyanın en korkunç kötüleri ve çıktıkları an herkesle iyi geçinmeyecekler. Lex Luthor’u ise öldürmek istiyorlar ama daha da büyük problemler ortaya çıkmaktadır. Omega Knight hala ayaktadır ve kahramanlarımızın bu koca şeyi durdurması gerekmektedir. Sonu direkt olarak Death Metal #5’e bağlanan bu sayı hikayede önemli bir yer taşıyor.



Bu sayıyı baya beğendim. Hikayenin bu kısmına tatmin edici bir son getiriyor ve ana olaya güzelce bağlanıyor. Ne kadar fazla şey yaşanmasa da olanları güzel bir şekilde kapatıyor. Sayı hakkında en beğendiğim şey ise karakterlerin ele alınışı oldu. Her bir karakter iyi yazılmış ve takım dinamikleri çok güzel gösterilmiş. Benim hikayedeki favori karakterim ise Nightwing idi. Zaten kendisine baştan beri bir odak vardı ve bu sayıda da zirveye taşımışlar. Bir lider konumuna koyuyorlar ve benim buradan çıkarımım Joshua Williamson’ın benim gibi bir Nightwing hayranı olduğu. Keşke serisini o yazsa. Sayıdaki tek büyük eksiğim bu Omega Knight olayının çok hızlı bitiyor olması. Bittiği an bize Death Metal #5’den anlar göstermeye başlıyorlar. Yani zaten göreceğimiz şeyleri farklı bir çizimle göstermektense Omega Knight meselesini birkaç sayfa daha uzun anlatabilirlerdi. Bunun dışında bir sorunum olduğunu söyleyemem.



Sayının çizeri olarak ise Xermanico geri dönüyor ve büyük anlar sunuyor. Savaş alanının içerisindeki tüm bir sayfaya yayılan paneller falan çok güzel ve karakterlerin duruşları, hareketleri çok iyi. Aksiyon da hızlı ve güçlü. Renklendirme olarak da çok başarılı. Sadece arada sırada göze batan minik şeyler oluyor. 


Dediğim gibi Doom Metal çok dolu bir son getirmese de yapması gerekeni tatmin edici bir şekilde yapmayı başarıyor. Death Metal’in nadir rastlanan iyi taraflarından oldu.


Notum: 8.3

Hikaye Ortalaması: 8.1


Dark Nights: Death Metal: The Multiverse Who Laughs


Bu ara sayı ise bir sürü “karanlık” evrenden mini hikayeler barındırıyor. En azından başta bunların anlatılacağı söyleniyor Robin King tarafından. Karakter başlangıçta bir sürü fikir söylüyor ki bazıları gerçekten güzel ve ilginç ama okuduklarımız rezalet. Bazılarında düzgün bir hikaye bile yok. En ilginç kısmında kesildiği oluyor veya direkt olarak düzgünce bir şey anlatılmıyor. Başlangıçta Robin King’in tek panelde söylediği alternatif hikayeler diğer uzun hikayelerden daha kaliteli olunca bir sorun oluşuyor. Daha yaratıcı şeyler beklerdim. Bir sürü Batman’in anlatıldığı ve yine sevmediğim sayı bile bir tık fazla yaratıcılık barındırıyordu. Zaten karanlık denen hikayelerin korkutucu bir yanı da yok. Okurken o kadar sıkıldım ki anlatamam. Artık bitsin istedim. Çizim olarak da ortalama ama hiçbir şeyi kurtaramıyor. Eğer Death Metal’de bir sayı atlamak istiyorsanız, bu sayı o sayı okurlar. Bu event umarım bundan düşük bir nokta görmez.


 Notum: 4.7


Bu sefer bir eventin en zıt noktalarına baktık. En başarılı bulduğum sayılardan birine bir de en nefret ettiğim sayıya. Ki nefret ettiğim sayı hakkında çok yüzeysel konuştuğumu biliyorum. Sadece ben uzunca konuşmak istemiyordum. Bu incelemede benden bu kadar. Sırada Death Metal #5 var...

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.