Şimşek Turu #1

 


“Şimşek Turu” serimize hoş geldiniz. Bu inceleme serisinde birkaç hafta aralığında çıkmış bazı sayılardan kısaca bahsedeceğim. Bu sayılar ne ilk sayı dedektifi ne de inceleme yazmaya zamanım olmadığı sayılar olduğundan biraz daha yüzeysel konuşacağım. Dediğim gibi birkaç hafta içinden seçtiklerimi konuşacağımdan normal incelemelere göre daha az gelecek ama bu bölüme özel çoğu sayılar aynı hafta içinden çıkmış olacak. O zaman daha da uzatmadan sayıları konuşmaya geçelim.


Symbiote Spider-Man: King in Black #1



Bu ara sayı, sayılar arasındaki en eskisi aslında. Daha önceki mini serilerini okumasam da King In Black ara sayısı olduğu için okumaya karar verdim. Diğer ara sayıları okumuş biri olarak söyleyeyim bu geçmişte geçse de aynı zamanda en event ile içli dışlı olan seri olabilir. Havalı aksiyonu ve güzel bir hikayesi var ama daha fazlası olduğunu söyleyemem. Daha önceki mini serilerle karşılaştırmayacağım ama hikayeye güzel bir temellendirme bulundurmanın yanında Spider-Man’den daha büyük bir olay içermesi ve bir sürü karakter görmemiz mutlu etti. Sayı hakkında iki büyük sıkıntım var. İlki kapak. Kapakta sayının en başından en sonuna kadar gözüken tüm karakterler var ve kapakta olmadan gösterseler çok daha enteresan olurdu. Diğer sorun ise çizim. Bu kişisel bir zevk ama Greg Land’i gerçekten sevmiyorum. Sonuca gelirsek, sayı hiç fena değildi. 


Notum: 7.3


Batman/Catwoman #1



Konu Tom King ve Batman olunca bir ön yargım oluşmadığını söylesem yalan olur. Bu sitede yazarla sorunumdan baya bahsettiğim için o kısmı geçeceğim ama kendisi aynı hataları yapmaya devam ediyor. Öncelikle sayı beklediğim kadar kötü değildi. İlgi çekici kısımları bulunuyor ve üç zamanda geçmesi de farklı şeyler vaat ediyor. Yine de bazı diyaloglar baya sinir bozucu olabiliyor karakterler arasında. Sayının en büyük sorunu ise kopukluğuydu. Dediğim gibi üç farklı zamanda geçiyor ama yazar bunları o kadar kötü planlamış ki çamurumsu bir etki yaratıyor. Hep bir zamandan bir zamana hızlı geçişler yaşıyoruz. Keşke daha düzenli olsaydı. Clay Mann’ın çizimleri ise inanılmaz. Sayıyı resmen okunabilir kılıyor. DC’nin en iyi gözüken çizgi romanı desem abartmam. Heroes In Crisis’da da inanılmazdı, burada da. O seride olduğu gibi burada da hikaye bu muhteşem çizimi hak etmiyor. Daha derdimi anlatırdım ama konuşacağımız çok sayı var.


Notum: 6.5


E-Ratic #1



Bu sayımız Awa Studios’dan geliyor. Spider-Man tarzı bir genç kahramanımız var ama gücünü sadece 10 dakika kullanabiliyor ve ardından uzun bir süre kullanamıyor. Hem yazar hem de çizer olan Kaare Andrews gayet güzel ve bağ kurulabilir bir karakter hazırlamış. Kahramanlıktansa biraz daha gençlik tarafına yöneliyor ve eğlenceli bir atmosfer sunuyor. İlerisinde neler olacağını gerçekten merak ediyorum. Çizim tarafında da gayet iyi buldum. Hele süper güçlerini kullanmaya başladığında renklendirme birden güçleniyor, hareketler güzelleşiyor. Eğer daha gençlere odaklanan ama üzücü taraflarının da bulunduğu bir kahraman serisi arıyorsanız bakabilirsiniz.


Notum: 8.2


Fantastic Four: Road Trip #1 



Christopher Cantwell tarafından yazılan tek sayılık hikaye aslında gayet düz. Bir eşya bulunur ve bu karakterlere kötü bir etki yaratır. Burada kesinlikle Flip Andrade’nin çizimleri öne çıkıyor. Vücuttaki değişimlerle alakalı bir korku hikayesi olduğundan çizim bunu aşırı iyi yansıtmış. Tabii eğer vücuttaki korku üzerine kurulu iğrençliklerden rahatsız oluyorsanız uzak durmanızı tavsiye ederim çünkü sayı aşırıya nasıl kayılacağını biliyor. Bu sayılar arasında en az konuşabileceğim ama farklı yönü ile de en zevk aldığım sayı oldu.


Notum: 8.5


Justice League: Endless Winter #1 



Endless Winter, DC’nin Aralık ayında her hafta ilerleteceği bir event. Tüm dünya karla kaplanıyor ve bir buz tanrısının tehdidiyle karşılaşıyor. Hatırlarsanız Marvel bir ara event yönünden berbattı. Monsters Unleashed’in çıktığı dönemlerden bahsediyorum, yani çok da eski değil. Bu arada dediklerimden Marvel’ın bu konuda düzeldiğini anlamayın, sadece biraz geliştiler. Bu hikaye bana onları hatırlattı. Muhtemelen hiçbir şeyi değiştirmeyecek ve birkaç aya unutulacak. DC’den çok da beklemediğim bir strateji, hele bir yandan Death Metal’i ilerletirken. Muhtemelen Future State öncesi bir şey çıkarmaları gerektiği için yaptılar. Genel eventten bahsederken tabi sayıdan bahsetmedim. Ortalama bir başlangıç ve güzel bir çizim. Pazar sabahı televizyonda izlenecek bir Justice League bölümünün hikayesi gibi hissettiriyor. Böyle bir şey arıyorsanız hoşunuza gidebilir.


Notum: 7.0


Knock ‘Em Dead #1



Son sayımız ise Aftershock’dan geliyor. Eliot Rahal’ın yazdığı hikaye komik olmayan bir komedyenin bazı karışık durumlardan geçmesini anlatıyor. Hatta Joker’den “toplum” öğesini çıkartıp olağanüstü olaylar koyabilirsiniz. Daha böyle bir fikre sahip olmam pek mantıklı değil aslında çünkü sayı çok az şey gösteriyor. Güzel yazılmış karakterler tanıtıyor ve sonunda sizin ilginizi çekip bitiriyor. İlerisini aşırı merak etmiyorum ama belki gün gelir bakarım. Mattia Monaco’nun çizimlerini de beğendim. Güzel bir iş çıkartmış. 


Notum: 7.8


Sayılar hakkında düşüncelerim kısaca bu kadardı. Dediğim gibi hepsi zamanım olsa özel olarak yazısını yazacağım sayılar. Belki bazılarına çok sonra genel bir inceleme yapabilirim. Tekrardan hatırlatayım, bu yazı serisi uzun aralıklarla çıkacak ve bundan sonraki ele alacağım sayıların çıktığı haftalar biraz daha karma olacak. Sonraki incelemelerde görüşmek üzere...

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.