King In Black #3 İnceleme | Gök Gürültüsü

 


Marvel’ın konuştuğumuz sayılı işlerinden biri olan King In Black’in bir sayısı ile daha beraberiz. İlk iki sayısı ne kadar iyi olsa da ve son zamanlardaki çoğu Marvel eventinden daha iyi olsa da Cates’ten istediğimiz standartın bir tık altında kalmıştı. Hele bu eventin yazar için önemini düşünürsek. Şimdi ise serinin tam yarısına ulaşmış durumdayız. Peki bu sayı ile King In Black her zaman karşılaştığımız Marvel eventlerinin yanına mı girdi yoksa gerçek haline ulaştı mı? Hadi hep birlikte sayıda ne olduğuna göz atarak başlayalım. 


Kahramanlarımız artık kaybettikçe kaybetti ama pes etmeye vakit yok çünkü artık ellerinde Knull’a karşı kullanabilecekleri bir silah var. O da sinirden kudurmuş Dylan Brock. Artık dalgayı geri döndürmenin vakti geldi! Tüm bu sessizliği bozacak bir şey varsa o da gök gürültüsüdür. "Yıldırım Tanrısı" Thor artık seriye bu sayı ile adım atıyor ve "Karanlıkların İçindeki Kral" Knull ile büyük ve kaçırmamanız gereken karşılaşmasını yaşıyor. Tüm o beklediğiniz anlar bu sayı ile gelmeye başlıyor. Uzaklarda ise bir ışık var, giderek yaklaşan bir ışık... 



Bu sayıya bayıldım. Dediğim gibi sadece bu seriden değil ama uzun zamandır Cates’ten görmek istediğim anlar bulunduruyor bu sayı ama tüm o olaylara geçmeden önce söylemem lazım bu sayı gerçekten hızlı ilerliyor. Hiçbir sayfa boşa gitmiyor ve her panelde başka bir olay yaşanıyor. Biraz yorucu olabiliyor ama Cates muhteşem anları attıkça atıyor. Ayrıca her şeyin çok büyük hissettirmesine bayıldım. Sanki sondan bir önceki sayıymışçasına kocaman olaylar ve heyecan verici anlar yaşanıyor ama daha iki sayımız olduğundan Cates’in elinde daha bolca şey olduğunu tahmin ediyorum. 


Uzun zaman önce War of the Realms eventi sırasında bir eventin nasıl olması gerektiği hakkında birkaç düşüncemi vermiştim. İlk iki sayı bunları gayet iyi karşılıyordu ama üçüncü sayı hepsini resmen son seviyeye taşıdı. Büyük hissettiriyor, riskler var ve bir sürü de inanılmaz kahraman anı var (burada belirtmek istediğim bu eventin sadece Venom odaklı olmadığı). Daha ne isteyebilirsiniz ki? 


Gelelim sayının vaat ettiği en büyük şeye. Knull ve Thor’un kapışması uzun zamandır okuduğum en tatmin edici dövüşlerdendi ve tam da hayalini kurduğum gibi gerçekleşti. Cates ne kadar bir süredir Thor yazsa da tamamen o karakterin yanında durmamış ama eventin ana düşmanı Knull olduğundan tamamen ona da avantaj vermemiş. Bunun sonucunda da gerçekten heyecanlı ve sonunu merak ettiğiniz bir dövüş sunmuş. Karakterlerin aralarındaki diyaloglar da çok sağlam olmuş. İki karakterin de hem Tanrı hem de kral olmasının getirdiği konuşmalar olsun, Thor’un aşırı derecede yükseltilmiş havalılığı olsun kocaman bir gülümsemeyle okudum sayıyı. Seriye damga vuran bir kapışma oldu. 



Her zamanki gibi Ryan Stegman çok iyi bir iş çıkarmış sayıda. Büyük anları daha da büyük resmetmiş, her darbeyi daha da güçlü kılmış, tüm havalı anları daha da paylaşılası yapmış. Eskiden Ryan Stegman’ı çok takmayan birisiyken Venom sonrası artık günceldeki en iyi çizerlerden biri olarak görüyorum. Tek korkum çizimin her adımı çok detaylı ve çok yorucu gözüktüğünden bu hikaye sonrası Stegman’ı ne zaman görebileceğimiz. Muhtemelen kendisi büyük bir mola verecek ama en son verdiğinde koca bir sene boyunca görmedik. Umarım ki bu hikaye sonrası yakın zamanda yeniden görürüz. 


King In Black sonunda istediğim haliyle gelmeyi başardı. Muhteşem aksiyon ve büyük anlarla dolu bir sayı kesinlikle serinin şu anlık en iyisi. Tabii ki yine olabildiğince spoilersız şekilde anlattım sayıyı ama söylemeliyim ki sonunda inanılmaz ve uzun zamandır beklediğim bir an vardı. Zaten Cates’in artık izi olmuş son sayfayı yükseltme ve aşırı iyi bir an sunma işi burada da parlıyor. Sonraki sayıyı da heyecanla bekliyorum. Artık serinin ikinci yarısına girmiş bulunmaktayız ve umarım bu şekilde devam eder.


Notum: 9.0

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.