Gizemli Red X Kim? | Şimşek Turu #5 | FİNAL! |

  


“Şimşek Turu” serimize yeniden hoş geldiniz. Bu inceleme serisinde birkaç hafta aralığında çıkmış bazı sayılardan kısaca bahsedeceğim. Bu sayılar ne ilk sayı dedektifi ne de inceleme yazmaya zamanım olmadığı sayılar olduğundan biraz daha yüzeysel konuşacağım. Bu yazıda konuşacaklarım haftalar içerisinde çok değişti ve o haftalarda o kadar konuşmak istediğim bağımsız seriler çıktı ki Marvel ve DC’den biraz kısmam gerekti. Yine de konuşacağımız baya bir sayı var o yüzden hemen başlayalım. 


Ultramega #1



James Harren tarafından yazılıp çizilen bu seriyi kısaca anlatmam gerekirse vahşetli Ultraman diyebilirim. Büyük canavar vs büyük kahraman konseptini aşırı vahşi bir şekilde anlatıyor. Yani kolayca kandan rahatsız oluyorsanız bu seriden kesinlikle uzak durun. Serinin tek üzerinde durduğu sütun bu değil tabii ki. Karakterler gerçekçi ve depresif aktarılmış, hikaye baya üzücü ve beklenmedik yollara gidiyor. İlk sayısı biraz uzun ama sonuna geldiğinizde sebebini anlayacaksınız. Çizim de çok başarılı ve muhteşem anları çok iyi göstermiş. Klasik bir kaiju serisi için başladım ama gerçekten ilginç bir hikaye için kalacağım.


Notum: 9.5 (Yüksek başlayalım dedim)


Alien #1



Philip Kennedy Johnson tarafından yazılan ve Alien’ı artık bir Marvel başlığı yapan seri...fena değildi. Tüm Alien filmlerini izlemedim o yüzden değerlendirmem ne kadar doğru bilmiyorum ama beğendiğim şeyler de var beğenmediklerim de. İlk olarak atmosferi çok iyi sağlamışlar. Filmlerdeki gergin etkiyi güzel vermiş ve ne zaman işin içine Alien girse o zaman hikaye bir tık yükseliyor. İnsan karakterlerimiz için ise uğraşılmış ama ne yazık ki ilgi çekici olamamış. Umarım ileride daha geliştirebilirler. Çizer ise Salvador Larroca ve hem insan karakterlerde hem de Xenomorphlarda bol referans kullandığı çok belli. Xenolar aşırı iyi ve korkutucu dururken insan karakterler arada çok kötü gözükebiliyor. İnsanların yüzü eriyor panellerde. Eğer filmleri seviyorsanız bir göz atın derim. 


Notum: 7.3


Teen Titans Academy #1



Başta DC’nin Marvel’ın muhteşem Strange Academy’sine karşı tepki olarak çıkardığı seri olarak düşündüğüm ve Tim Sheridan’ın yazdığı seri beni karışık duygulara soktu. Future State hikayesi fazla karışık ve “öh” bulmuş birisi olarak bu seriyi okumaya korkuyordum ama Nightwing en sevdiğim DC karakteri olduğundan okumam gerekiyormuş gibi hissettim. Tüm Titans üyeleri bir okul açmaya karar veriyor ve bir sürü genç öğrenci alıyorlar. Bir sürü tanımadığınız karakter var ve hiçbiri ilgimi çekmedi. Eski karakterler bu seriye bağlanmamı sağladı çünkü onlara daha çok odaklanılıyor. Ayrıca ilk Titans üyelerine yaşlı bakılması beni üzen bir nokta. Görünen o ki bu serinin satmasına sebep olacak şey Red X karakteri ve umarım onun dışında da devam ettirecek şeyler bulabilirler. Rafa Sandoval’ın çizimleri ise inanılmaz. Sayının en iyi noktası diyebilirim. Bu serinin Strange Academy gibi olması için kırk fırın ekmek yemesi gerek.


Notum: 6.5


Shadecraft #1



Joe Henderson tarafından yazılan bu seri abisi komada olan bir kıza gölgelerin saldırmasını anlatıyor. Sayının çoğunda ortalarda hissetsem de sayının sonlarına geldiğinizde sizi başarıyla serinin içine sokuyor ve sonda da bağlıyor. Bu seri ile çok kolay bir şekilde CW dizisi yönüne gidebilirler ve sanırsam serinin dizisi geleceğinden korktuğum da bu. Baya bir drama ve genç olayları var ama şu anlık güzel işlediklerini düşünüyorum. Çizimde ise Lee Garbett bulunuyor ki güzel bir iş çıkarmış. İleriki sayılarda eğer sonundaki olaylara yoğunlaşırlarsa zevkle devam ederim. 


Notum: 8.2


Geiger #1



Doomsday Clock ekibinden bir Image serisi. Geoff Johns geri döndü! Artık nükleer savaş sonrası dünyada geçen hikayelerden sıkılmış olsam da Geiger çok iyi bir başlangıç yaptı. Karakterimiz patlamadan sağ kalmış birisi ve sayı bu adama iyi odaklanıyor. Tek sıkıntım düşman ekibi ki tüm serinin karşısında zayıf kalıyor. Gary Frank’in çizimi ise baya güçlü ve baya iyi anlar bulunduruyor. Başka ne diyeceğimi bilemiyorum, gayet iyi bir seri. Post apokaliptik hikayeler seviyorsanız bakabilirsiniz.


Notum: 8.5


Silver Coin #1



Açıkçası bu seriyi sayı hakkında konuşmaktansa olayını anlatmak için aldım. Silver Coin bir korku antoloji serisi. Her sayısı Michael Walsh tarafından çiziliyor ve yazar olarak da büyük isimler bulunuyor. İlk sayısını çok sevdiğim Chip Zdarsky yazarken ileriki sayılarda Jeff Lemire ve daha başka isimler yer alacak. Sayılardaki olaylar ise bir Monkey’s Paw hikayesi. Bir eşya vardır, sana bir şeyler kazandırır ama kötü sonuçları olur. Burada maymun pençesi yerine gümüş bir sikke var. İlk sayısı ise güzeldi. Öyle derinden etkilenmedim ama keyifli ve akıcı bir okuma oldu. Walsh’ın çizimi ise atmosfere çok yakışıyor. Önümüzdeki sayılarda ne olacağını merak etmekle beraber çok da büyük bir beklentim yok.


Notum: 7.8


Project Patron #1



Steve Orlando tarafından yazılan bu Aftershock serisini çıkana kadar hiç duymamıştım ama iyi ki gördüm. Hikaye Death of Superman’i ele alıyor ve “Superman öldükten sonra canlanmasa ne olurdu?” sorusunu soruyor. Sayı beklediğimden çok farklı şeyler gösteriyor ve kesinlikle sürprizi bozmak istemem. İlk sayı daha çok karakterleri tanıştırmaya çalışıyor ki asıl sorun da burada. Çoğu karakter aynı hissettiriyor. Umarım ileride daha geliştirirler bu kısmı. Patrick Piazzalunga’nın çizimleri ise böyle bir iş için yeterli seviyede. İnanılmaz bir sayı değil ama gösterdikleri ile takip etmeye hazırım. 


Notum: 7.5


Şimşek Turu serisinin bir yazısını daha böylece kapadık. Bir sonraki yazı artık ne zaman gelir, gelir mi, gelirse ne hakkında olacak bilmiyorum ama bu bağımsızlardan bahsetmeye bayılıyorum. Umarım siz de bu yazıdan ilginizi çeken seriler bulmuşsunuzdur. Yazının sonuna kadar başlangıcı unuttuysanız tekrar etmem lazım Ultramega inanılmaz iyiydi.

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.