Oscar Masası #5 Sound Of Metal | Sessizliğin Gürültüsü


Oscar Masası Yazı Serisi Nedir?

İki yıl önce yaptığımız ve hem sizin hem bizim çok memnun kaldığımız bir seri olan Oscar Dosyaları yazı serisi, 2021 Oscarları için Oscar Masası ismiyle sizlerle buluşacak. Bu yazı serisinde filmlere daha çok Oscar organizasyonu üzerinden yaklaşacağız. Aday olduğu kategorilerden giderek, bizce hak edip etmediğinden tutun, hangi özelliklerin bu filmlerin aday olmasını sağladığına, filmlerdeki detaylardan tutun, ödülü kazanmalarını sağlayacak olan artılara veya kaybetmesine sebep olacak olan eksilerine değineceğiz. Her yazının sonunda da aday olduğu ödülü bize göre kazanma yüzdesini sizlerle paylaşacağız. Ana sayfamızdaki etkinlikler kısmından diğer Oscar içeriklerimize ulaşabilirsiniz. 

Oscar Yemi olarak adlandırılan, kendine özgü tarzı ve başarılı başrol performansı ile Darius Marder'ın yönettiği "Sound Of Metal", sessizlik ve gürültü arasındaki benzersiz gerilimi yakalayarak 93. Akademi Ödülleri'nde 6 kategoride aday olmayı başardı. 

En iyi film, en iyi kurgu, en iyi erkek oyuncu, en iyi özgün senaryo gibi kategorilerde aday gösterilen, biraz dingin biraz da çatışmalı bir yapım olan Sound Of Metal'in senaryosunu Darius Marder ve Abraham Marder üstlenirken, filmin yönetmenliğini de yine Marder yapıyor. Başrolde ise Riz Ahmet'e Olivia Cooke, Paul Raci ve Lauren Ridrolff eşlik ediyor.


Sessizliğin İçindeki Gürültü

Bizce, iki farklı dünyayı bir çatışma ortamı içerisinde yansıtmayı başaran Sound of Metal'i iki perdeye ayırarak anlatmak  mümkün. Perde, müziğin yüksek desibelini bizlere hissettirerek başlıyor. Punk-metal grubunun davulcusu olan Ruben (Riz Ahmet), gerek müziğin doruklarını gerek de bağımlısı olduğu eroinin yüksekliğini ruhunun derinliklerinde hissetmektedir. Bir yandan yarı ayık hali ile müziğin ritmini bagetlerinden güç alarak yansıtmaya çalışırken aniden duyduğu seslerin gittikçe kaybolduğunu fark eder. Panikle sahneden ayrılarak dışarı adım atan ve derin bir nefes alan Ruben'in yeni hayatı aldığı o nefeste aslında çoktan başlamıştır.

Kız arkadaşı ve grubun solisti Lou (Olivia Cooke) ile büyük bir turne hazırlığında olan Ruben, hayatında neler olduğunu ve en önemlisi duyma duyusuna neler olduğunu anlamaya çalışmaktadır. Karavanında geçirdiği sayılı sabahların birinde yine duyma konusunda zorluk çekmeye devam eder ve bir sabah Ruben için tüm gürültü aniden dinginleşecektir.
 
Gerek Ruben'in gerekse Sound Of Metal'in ikinci perdesi sessizlik, işte tüm bunlardan sonra başlıyor. Kahramımız Ruben, kız arkadaşı zoru ile Vietnam gazisi olan Joe (Paul Raci) ile tanışır. Joe, sağır bireylerin bir arada olduğu bir topluluktan sorumludur. Bu topluluk hep birlikte, kilise tarafından finanse edilen bir evde yaşayarak yeni hayatlarına gerçekten sakinlik ve dinginlik ile devam etmeye çalışmaktadır. Fakat Ruben için tüm bu olanları kabullenmek kolay olmayacaktır.

Rubeni, hayatının ikinci yarısında gerçekten de bu evde kalmaya başlayarak seyrediyoruz. "Kendini bırak ve Tanrı'ya izin ver." mottosu ile kendine bir dünya kuran bu inanç dolu evde bir ateist olarak mücadele veren Ruben, sadece bu insanlarla değil kendi içindeki gürültü ile de baş etmek zorundadır. Kendi durumunu kabul etmeyen Ruben, işaret dilini çok zor öğrenir ve aslında tüm bu olanlara direnecektir.


Gerçek Bir Çatışma

Şunu şöylemeliyim ki, "Sound Of Metal" gerçek bir çatışma hikayesi. Bu çatışma daha hikayemizin kahramanı olan Ruben'in kendisinde başlıyor. Gürültü-sessizlik ve değişen bir hayat. Gerçek bir varoluşsal sancı içinde kıvranan bir davulcu görüyoruz. Dışarıda sessizlik olsa da içinde gürültü asla dinmiyor. Dinmeyen bir gürültüde dalgalı bir denizmişçesine oradan oraya savruluyor. Aklında ise tek bir hayal tek bir hedef var; metalin sesine tekrar kavuşabilmek ve sevgili Lou'ye ulaşabilmek. 

Kendine tüm bu karmaşada bir kimlik edinemeyen ve içindeki gürültüyü -bu gürültü kendine olan kızgınlığı- dindiremeyen Ruben, tüm varlığını, onu ve ulaşmak istediği o kimliği tanımlayan her şeyi elden çıkartıyor. İşte filmin bu kısmında bir an için Ruben'in yeni gerçekliğine inanacağını düşünüyorsunuz ancak bu büyük bir yanılgı. İspat edemediği eski gerçekliğine dönmeye hazırlanırken elinden çıkardıkları ile o ameliyatı oluyor ve aslında metalin sesine bu sefer de başka bir şekilde ulaşıyor.

Müziğin sonikliği önce sessizliğe gömülüyor sonra da bir umutla mekanikleşiyor. Ama yeni ses Ruben için eskinin tadını vermiyor. Anlamsız bir gürültünün içinde çare yine sessizlik gibi görünüyor.


Oscar Yemi

6 adaylığı için açıkçası bence listedeki şaşırtıcı filmlerden biri olan Sound Of Metal, bazı kategoriler için gerçekten avlamak için tutuşturulmuş bir yemden ibaret gözüküyor. Riz Ahmet'in oyunculuğu, diyalog dışında kullandığı mimikleri ve bedeni, çatışmayı ve zaman zaman dinginliği de bizlere yansıtması başarılı bir performansı aslında özetliyor, ancak güçlü bir aday listesinde ayakta kalamaz gibi duruyor. Büyük balık dururken kimse küçük balığı avlamayacaktır diyelim. Aynı durumun En İyi Film kategorisi adaylığında da görüldüğünü düşünüyorum. Sound Of Metal çarpıcı bir hikaye barındırsa da bu iki kategori için yarışta oldukça cılız gözüküyor.

Peki hiç mi kazanamaz? Hayır. En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu kategorisinde aday olarak karşımızda çıkan Paul Raci, bu kategori için sergilemiş olduğu dindar, sakin ve dingin, Tanrı'nın elçisi dinamiği ile göz kamaştırıcı bir biçimde olmasa da bence şanslı bir biçimde bu yarışta yer edinecek gibi duruyor.

Bunun yanı sıra Sound Of Metal'in çatışma hikayesi barındırması ve bu ikiliklerin içerisindeki düzlüğü bizlere aktarış biçimi nedeni ile En İyi Özgün Senaryo ya da En İyi Kurgu kategorilerinde şansının yüksek olduğunu düşünüyorum. 



Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.