Oscar Masası #9 Az Adaylılar | Toplu Değerlendirme

 


Oscar Masası Yazı Serisi Nedir?


İki yıl önce yaptığımız ve hem sizin hem bizim çok memnun kaldığımız bir seri olan Oscar Dosyaları yazı serisi, 2021 Oscarları için Oscar Masası ismiyle sizlerle buluşacak. Bu yazı serisinde filmlere daha çok Oscar organizasyonu üzerinden yaklaşacağız. Aday olduğu kategorilerden giderek, bizce hak edip etmediğinden tutun, hangi özelliklerin bu filmlerin aday olmasını sağladığına, filmlerdeki detaylardan tutun, ödülü kazanmalarını sağlayacak olan artılara veya kaybetmesine sebep olacak olan eksilerine değineceğiz. Her yazının sonunda da aday olduğu ödülü bize göre kazanma yüzdesini sizlerle paylaşacağız. Ana sayfamızdaki etkinlikler kısmından diğer Oscar içeriklerimize ulaşabilirsiniz. 

Tören bu gece. Filmleri değerlendireceğimiz son yazımız bu olacak ve bu yüzden de pek fazla ödüle adaya olamamış ama üzerine birkaç kelam söylemek istediğim filmleri bir araya getireceğim bu yazıda. Bu filmler Durk/Another Round, Ma Rainey's Black Bottom, White Tiger ve Soul. Hepsine yer vereceğimiz için diğer yazılardaki kadar yoğunlaşarak bakmayacağız filmlere; daha kısa bir şekilde, daha çok filme değineceğiz. Bugün aynı zamanda iki ayrı yazının birinde gönlümüzün kazananlarını, diğerinde ise tahminlerimizin listelendiği yazılarımız yayınlanacak ve geriye sadece oturup töreni izlemek kalacak. Bir aksilik olmazsa pazartesi günü de kazananlarla ilgili genel bir değerlendirme yapacağız. Planlamamızı da açıkladığımıza göre filmlere geçelim.



Bunun Burada Ne İşi Var!


İlk olarak uyarlama senaryo adayı White Tiger'ı aradan çıkartmak istiyorum.  Netflix filmi olan White Tiger bu sene tek bir adaylıkta yarışıyor olsa da önemli bir dal olduğu için izlemesek olmazdı. Konusunu da ilgi çekici bularak filme başladım ve başları gerçekten düzgündü. Pek fikrim olmayan Hint kültüründen ilginç bilgiler barındıran film farklı bir kültürü eğlenceli bir şekilde tanıttığı için beni kazanmayı başarmıştı. Fakat film bütün bu yükselişi yaklaşık 40. dakikadan sonra yıktı attı. Aniden her taraftan üzerimize klişeler yağmaya başlarken iyi olan bütün özellikleri kayboldu. Türk komedi filmi standartlarına dönüşürken, benim için de kalitesiz bulduğum diğer Netflix filmleri arasında yerini alıyor haliyle. Adaylar arasında ne aradığını anlamlandıramadığım ve büyük bir potansiyeli harcayan bir film olmuş White Tiger. Yine de kafa dağıtmak için pek de güzel bir film aramayan ve uzanırken bir yandan bazen gülümseten, bir yandan da Hint kültüründen öğeler izleyebileceğiniz bir film. Arkadaşlarıma önermem ama dediğim gibi kafa dağıtmak için bakılabilir. En iyi uyarlama senaryo gibi büyük bir dalda nasıl aday olduğu ise muğlaklığını koruyor. Hak etmediği çok açık.



İyi Ki En İyi Filme Aday Olmadı


White Tiger'ı aradan çıkarttığımıza göre üzerine biraz daha yoğunlaşacağımız filme geçelim: Ma Rainey's Black Bottom. Filmi aylar önce Netflix'te ilk yayınlandığı dönem izlemiştim, rahmetli Chadwick Boseman'ın vefatı haberine yakın bir zamanda. Filmi izlediğimde hakkında birkaç not almıştım, Oscar'da adaylıkları olacağını tahmin ettiğimden dolayı, bu yazıda paylaşmak adına. Bu notlar üzerinden filme yapacağım birkaç eleştiri var ancak öncesinde şunu da belirtmem gerek: Adaylıklar açıklandığında filmin önemli dallarda çok az adaylığı olması bence sevindiriciydi, çünkü izledikten sonra en büyük korkum en iyi film dahil pek çok dalda aday olabilme ihtimaliydi. 


Filmin bence ilk olarak büyük yanlışlarından biri yapaylığı. Işıkların düzeni gerçek hayatta göremeyeceğimiz şekillerde hazırlandığı için film boyunca bunun yapaylığını üzerimde hissettim. Öyle ki kimi sahnelerde ilk açılarda sarı ışık gözükmesine rağmen karakterimizin üzerine beyaz ışık yansıdığını fark ettiğim sahneler var. Bunlar benim gözümde filmi çok düşüren hatalar ve yarattığı yapaylık yüzünden filmden kopmamı da sağladı. Tabii ki bu bariz hatalar hata değil bir tercih de olabilir, teatrallik katmak gibi. Filmin pek çok yerinde teatral havası hissediliyor, oyunculuklardan tutun sinematografisine kadar. Yapılan bu teatral hava tercihi, bence filmin en büyük hatası çünkü zaten bir tiyatro uyarlamasını izliyoruz. Bir tiyatro uyarlaması teatral bir atmosfere sahip olacaksa ne anlamı var? Tiyatro versiyonunu izlemek istesek zaten var olan bir yapım olduğundan açıp izleyebilirdik. Tiyatro uyarlamalarının bence dikkat etmesi gereken en önemli şey üzerindeki tiyatro benzerliklerinden kurtulmak ve kendi ayakları üzerinde duran bir film olduğundan emin olmak. Öbür türlü zaten var olan bir yapımın kameraya alınmış yapay ve gereksiz bir versiyonu olmaktan öteye gidilemiyor maalesef. Bu film de yapmaması gereken şeyi bence hevesle, arzuyla ve koşa koşa bile isteye yapmış, sonuç olarak da ortaya çok kötü bir iş çıktığını düşünüyorum. Zaten bahsettiğim gibi bence ortaya çıkan iş bir film bile değil. Film olmaktan çok uzak, tiyatro olmaya çok yakın. Yine de kendini film sandığı için can sıkıcı.


Aynı zamanda içerisinde bir sürü yarım yamalak hikaye, anekdot barındırması da bence filmin denemesine rağmen iyi yapmayı başaramadığı bir diğer nokta. Tek bir bütün haline gelemeyen hikayeler de filmin oturaksızlığını güçlendiriyor. Yarım yamalak hikayelerden öteye gidemiyor. Aynı zamanda içeriğine rağmen filmdeki şarkı kullanım azlığı da bir diğer eksisi. Filmdeki esas nokta ise genç yaşta kaybettiğimiz önemli aktör rahmetli Chadwick Boseman. Filmde normal şartlar altında oscarı hak edecek bir performansı olmasa da, düzgün bir karaktere sahip olan ve  maalesef genç yaşta kaybettiğimiz oyuncu bu sene ödülle onurlandırılmalı. Muhtemelen öyle de olacak; Boseman'ın kazanmasına herkes kesin gözüyle bakıyor. Önemli organizasyonlardan biri olan SAG'da en iyi kadın oyuncuyu kazanan Viola Davis ise bence Oscar töreninde ödüle sahip olamayacak, iyi bir performans gösterse de zaten o derece iyi bir performansı bulunmamakta. Filmin kazanmaya en büyük aday olarak gördüğüm diğer kategoriler ise makyaj tasarımı ve kostüm tasarımı. Bu iki dalın en güçlü adayı olduğunu düşünüyorum. Bu sevimsiz bulduğum filmi geride bırakarak senenin en güzel yapımlarından birine çevirelim rotamızı.



Ruhlara Dokunan 'Çocuk Filmi'


Pixar. Bu adamlara gerçekten ne desek az. Her sene tamam bunun üstüne çıkamazlar diye düşünüyorum. Artık en üst noktaya geldiklerini, daha iyisini çıkartamayacaklarını... Yine de ne yapıp edip, daha iyisini çıkartmayı başarıyorlar. Soul herkese hitap edebilecek güçte, içinde çok güzel ve gülümseten sempatik tarihi detaylar, göndermeler bulunan ve daha önce animasyonlarda işlenmeyen konulara yer veren bir animasyon. Özellikle ölüm ve insanların yaşam amaçları gibi derin, felsefi ve daha önce hiçbir animasyonda görmediğimiz türden konulara yer vermesi bence en güçlü özelliği. Bir de bunu çok orijinal ve dokunaklı bir şekilde yapınca izlediğim en iyi animasyonlar arasında yer almayı kolaylıkla sağlıyor. Hem küçüklere hem de büyüklere keyifli vakit geçirtebilecek çok fazla özelliği bulunuyor. Bunun yanı sıra kaliteli müziklere de sahip ki bence ödül töreninde güçlü olduğu ve kazanacağı dallardan biri de bu. En iyi animasyona ise zaten herkes kesin gözüyle bakıyor, köküne kadar da hak ediyor. İzlemeyen herkese şiddetle önereceğim bir yapım ve Pixar ekibinin ilerdeki işleri için de müthiş bir beklentiye sahibim, kendi yükselttikleri çıtayı her seferinde kendileri geçiyorlar.


Lan Nerede En İyi Film Adaylığı?!


Gelelim yazımızın son filmine: Orijinal adıyla Druk, Amerikan versiyonuyla Another Round, Türkçe mealiyle ise Körkütük. The Father sonra senenin en iyi filmi bence Druk. En iyi yönetmen ve yabancı film kategorisinde yer alan film nasıl olur da en iyi film kategorisinde aday olamamış hiçbir fikrim yok. En iyi filme aday filmlerin en az yarısından daha iyi bir film olduğu kesin bence Druk'ın. Hem son derece keyifli anlar yaşatıyor size film hem de orijinal bir konuya sahip. En vurucu yanı ise bence filmin hayatı kendi içinde barındırması. Her yönüyle hayat dolu bir film Druk. Ana karakterlerimiz son derece samimi geliyor ve size hepsiyle günlük hayatta bu anları yaşama isteği uyandırmayı başarıyor senaryo. İkili ilişkilerle, yaşanan olaylar ve diyaloglara yedirdiği üstü çok da kapalı olmayan mesajlarla bir yandan hayatı anlatıyor, bir yandan da hayat dersi veriyor aslında. Gençleri konu almasıyla beraber herkesin içindeki genç parçaya da hitap ettiğini düşünüyorum, verdiği en büyük mesajlardan biri de bununla ilgili zaten aslında. Final sahnesiyle ise bence izleyicilere görebilecekleri en sıra dışı ve samimi sahnelerden birini armağan ederek filme güzel bir nokta konuyor. Yönetmen ve senarist Thomas Vinterberg çekimlerin 4. gününde ne yazık ki bir trafik kazasında 17 yaşındaki kızını kaybetmesine rağmen filmin çekimlerine devam ediyor çünkü kızı senaryosunu okuduktan sonra bu film için çok heveslenmiş. Özetle sete de artık bu filmi rahmetli kızı için ertelemeden yapmaları gerektiğini söyleyen Vinterberg, bu acıklı ve duygusal deneyimden yararlanarak, bunu bir arzuya ve motivasyona çevirerek ortaya bence çok özel bir yapım çıkarmayı başarmış. Final sahnesi de yönetmenin kızının özellikle görmeyi çok istediği bir sahne olduğu için Mads Mikkelsen bu sahne için hayatının en özel anlarından biri olarak yorumluyor ve tüm bu acılar yaşanmasaydı öyle bir performansı ortaya koymasının imkansız olacağını belirtiyor. Aynı zamanda bence son olarak Mads Mikkelsen zorlu bir rolde müthiş bir performans ortaya koymuş ve filmi yükselten önemli faktörlerden biri olduğu açık. İzlemeyenlere önerimiz, aday yapmayanlara ise sitemimiz bu film! 



Evet, az adaylığı bulanan 4 filmden bahsettiğimiz bu yazımızın sonuna geldik. Ödüller bu gece sahiplerine kavuşacak ve bizler de merakla bekliyoruz neler yaşanacağını. Umarız skandallara imza atılmadan geceyi kaparız. Sitemiz adına bence Oscar Masası serisinde çok iyi bir işe imza attık ve 15 civarında kaliteli Oscar yazısını sizlerle buluşturduk. Oscar Masası köşemizden hepsine ulaşabilirsiniz. Pazartesi günü yayınlanacak olan tören sonrası genel değerlendirme yazımıza da göz atmayı unutmayın!

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.