Trinity Rebirth Cilt 2 İnceleme | Spoilersız

 


Pandeminin etkisiyle beraber doğal olarak ülkemizde basılan Türkçe çizgi roman sayıları düşüşe geçti. Buna rağmen bizce takdir edilesi bir sıklıkla okurlarla yayınlarını buluşturan Yapı Kredi Yayınları, yeni bastığı Luthor ve Trinity Cilt 2 ciltlerini sizler için incelememiz adına bizlerle buluşturdu. Bu yazıda daha önce ilk cildini de sitemizde incelediğimiz Trinity Rebirth serisinin ikinci hikayesine göz atacağız. 


Baskı Kalitesi


YKY'nin artık çizgi roman piyasasının en iyi yayıncılarından birini olduğunu anlatmama gerek yok sanırım. Yıllardır çeviri veya balonlama hatalarına en az rastladığım yayınevlerinden biri. Bu kitapta da herhangi bir hataya rastlamadım, çok temiz bir baskıya sahip. Bu açıdan güvenle satın alabilirsiniz. Aynı zamanda içinde beş sayılık bir hikaye barındırmasına rağmen diğer kitaplara göre daha ince bir baskıya sahip ki bu da bence bir artı çünkü yabancı baskıların büyük kısmı bu tarzda oluyor. 



Hatırlatmak isterim, ilk cildi şahsen çok sevmiştim. Geçmişe duyduğu saygı, evrende yaşanan zorlu bir geçiş dönemini çok akıcı ve duygusal yoğunluğu elinde tutarak yansıtması takdir edilesiydi. Bu cilt için ise işler biraz daha farklı çünkü içinde iki tane tek sayılık geçiş hikayesi ve bir tane üç sayılık ufak bir hikaye bulunduruyor. İlk sayıyı sevdiğimi söyleyemem, Lex Luthor ile Ras Al Ghul'un birlikte başladığı ve yeni bir karakterle tanışmalarını konu alan bir sayıydı. Devamını ilerde göreceğimiz bir hikayenin başlangıç sayısıydı ve hem sayıya ısınamadım hem de devamını bu ciltte görmediğimiz için tamamen havada kalmış oldu. İkinci sayı ise üç ana karakterimizin diyaloglarıyla bezeli, ufak da olsa merak uyandıran aksiyonlar barındıran bir sayıydı. Özellikle Action Comics serisinde ileride anlatılacak büyük bir hikayenin temellerinin ilk defa atıldığı sayılardan biriydi. Önemli bir sayı olmasının yanı sıra merak uyandırmayı başardığını düşünüyorum. 3. Sayıda ise cildimizin de adını aldığı 'Ölü Uzay' hikayesi başlıyor. Cildin en keyifli sayılarının son üç sayısı olduğunu düşünüyorum. Yine de bence üç sayılık hikayelerin çok büyük bir kısmı hiçbir zaman dört-beş sayılık hikayelerin derinliğine ve kalitesine ulaşamıyor. Bu hikaye de bunun bir örneği. Haliyle ciltteki sayılar baştan sona güzelleşerek ilerlese de serinin ilk kitabına nazaran büyük bir kalite farkı olduğu ortada. 


İlk iki sayıdan, özellikle ilk sayıdan, memnun kalmamam normal çünkü ilk cildin yazarı olan Francis Manapul'un kaleminden çıkan işler değil. Haliyle ilk cildin kalitesini bu sayılardan beklemek haksızlık olur. Son sayılarda yer alan 'Ölü Uzay' hikayesinde ise Manapul sahibi olduğu koltuğu geri alıp bizi gizemli bir girişle başlayarak adım adım Justice League üyelerinin başından geçen bir uzaylı macerasına sürüklüyor. Her ne kadar New 52 zamanında yazarlığını yaptığı Flash serisini sevmesem de, Francis Manapul bu iki Trinity cildiyle saygımı kazandı. İlk cildindeki başarısını yazımızda zaten anlatmıştık fakat ikinci cildin de çok takdir ettiğim bir başka özelliği var ki; adam sayıların yazımından çizimine hatta sayının kapağının çizimine kadar önemli işlerin neredeyse hepsini kendisi yapmış. Bütün bunları kendisinin yapmasına rağmen belli oranda bir kaliteyi tutturması bence saygı duyulması gereken bir durum. Bundan sonra yazarın işlerine daha da önem vereceğim. 




Özetle Trinity Cilt 2 ilk kitaba göre düşüş yaşamasına rağmen ortalama hikaye kalitesini az buçuk tutturan, önemli olaylar yaşanmasa da iki tane hikayenin başlangıcına yer veren ve bir tane de keyifli minik bir hikaye barındıran bir cilt. Seriye girmeyi düşünenlere ilk cilt için girmelerini öneririm, onun da incelemesine sitemizden ulaşabilirsiniz. Rebirth serileri arasında bence çok iyi giriş yapan sayılı serilerden biriydi. Seriyi takip edenler ise zaten tutarlılığı sağlamak için bu kitabı muhakkak alacaklardır. YKY'nin bizlere ulaştırdığı Luthor cildini de en yakın zamanda sizler için inceleyeceğiz. Takipte kalın!


Notum: 6.5

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.