Spider-Man: The Spider's Shadow #1 İnceleme | Yine Simbiyotlar |


 Günümüzde çok fazla simbiyot hikayesi olsa da hayranlıktan dolayı sıraya düşünmeden girerim. Hele ki o hikaye Daredevil serisi ile şu anda çok sevdiğim Chip Zdarsky’dense daha da heyecanla girerim. İlk olarak bu serinin arkaplanını versem daha iyi olacak. Marvel, bu yaz gelecek olan “What If..?” dizisi için çizgi romanlarda bu başlığı yeniden canlandırmaya karar verdi. Eski serilerin aksine bu sefer marka bir sürü tek sayıdan oluşmayacak ve bu seri ile anladığımız kadarıyla mini seri şeklinde çıkacaklar. Şimdi ise yeniden doğan bu markanın ilk ve güçlü örneği ile karşı karşıyayız. 

Hikaye Amazing Spider-Man #258 zamanlarında geçiyor. Peter son zamanlarda yorgun hissetmekle beraber kabuslar da görmektedir. Bunun üzerine ne olduğunu anlamak için Fantastic Four’un binasına gider ve kostümüne baktırır. Reed Richards ise kostümün canlı olduğunu söyler. Buraya kadar söylediklerim ana seride de yaşanan olaylardı ama hikayenin asıl saptığı kısım burası. Seri “Spider-Man o an kostümü bırakmaktansa onla kalmaya devam etseydi ne olurdu?” sorusunu soruyor. Peter’ın kişisel hayatı hiç olmadığı kadar karanlık bir hal almıştır ve taşıdığı kostüm ile ona yaklaşan tehditler durumu hiç de iyi hale getirmemektedir. 


Genelde "What If...?" hikayelerini sevmeyen birisiyimdir. Bunun sebebi ise tek bir sayıda çok fazla şey anlattığını hissetmemdir. Bunun mini seri olması ise hikayenin daha iyi nefes almasını sağlıyor. Mesela bu sayının ilk yarısı tamamen size o zamanı hatırlatma ve Peter’ın hayatında neler olup bittiğini anlatma görevini taşıyor. Ki sayının bu kısımları ortaya hoş etkileşimler ve güzel aksiyon katsa da gayet düz hissettiriyor. Zaten daha önce yaşanan şeyler olduğundan onlarca kez gördüğümüz olaylar dönüyor. Benim için sayının asıl sizi kaptığı kısım saptığı alan.

Seri genel kurgusundan sapmaya başlayınca daha karanlık bir yol almaya başlıyoruz ve Chip Zdarsky hiç beklemeden asıl yumruğu atıyor. Seriye de çok güzel bir başlangıç yapıyor. Dürüst olalım Peter’ın simbiyot kostümünü tutma fikri ve bunun varyasyonları orijinal bir fikir değil. Daha önceden de gördük. Bu seriyi diğerlerinden ayıran taraf o karanlığı ve Peter’ın karakterini çok iyi yansıtması. Eğer seri düşündüğüm gibi bir yol izlerse son zamanlardaki en karanlık Spider-Man hikayesini okuyacağız. Zdarsky’nin yazımı gerçekten parlıyor ve muhteşem anlar sunuyor. 


Pasqual Ferry ise sayının çizeri ki çok iyi bir iş çıkarmış. O bahsettiğim karanlık atmosferi Matt Hollingsworth’ün renkleri ile çok güzel aktarmış. Bunun yanında aksiyon güzel bir dinamiğe sahip ve son olarak bu serideki simbiyot tarafından ele geçirilmiş Peter dizaynını çok beğendim. Venom’dansa biraz daha örümceğimsi bir görünüm vermiş. Tarz olarak nasıl tanımlayacağımı bilemiyorum ama bazı yerlerde bir tık Phil Noto’yu andırmadı değil. Çok sallamış da olabilirim ama çizimin kendisine ait bir sesi var. 

Marvel’ın uzun zamandan sonraki ilk What If hikayesi güzel bir başlangıç yaptı. Dediğim gibi en orijinal fikre sahip değil ve sayının ilk yarısı baya tanıdık gelişiyor. Yine de yazım ve çizimin kaliteli olmasıyla beraber Zdarsky’e baya büyük bir güvenim var. Normalde tek sayıda işlenen bir fikrin mini seride olacak olması bir sürü büyük potansiyel sunuyor ve benim bundan umudum var. Konu simbiyot olunca da zaten direkt oltaya takılacağımı biliyorsunuz. Sayıya samimi ve umut dolu bir başlangıç puanı vermekle beraber buradan sonra daha yükselmesini istiyorum.

Notum: 8.0


Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.