Venom #34 İnceleme | Sona Doğru |


 Küçük bir ertelenmeden sonra Venom konuşmaya, daha da önemlisi King In Black konuşmaya sonunda geri döndük. Kısaca şu ana kadar geldiğimiz yer hakkındaki yorumlarımı söylemem gerekirse her şey çok yerinde. Ana hikayemiz artık sona geliyor ve her şey o kadar havalı ki...Venom serisinde okuduğumuz ara sayılar ise ortaya ilginç konseptler atan köprü sayılar oldu. Uyarmam gerek; bu inceleme şimdiye kadarki tüm Venom ve King In Black sayıları hakkında spoiler içermekte. Ayrıca sayıya notumu verdikten sonra büyük bir spoiler içeren an hakkında içten düşüncelerimi belirteceğim. 


Açıkçası hikayeyi özetleme kısmı çok uzun olamayacak çünkü pek bir şey olmuyor. Hatırlamıyorsanız Eddie Brock korkunç bir kaza geçirdikten sonra simbiyot Araf’ına düşmüştü. Burada ise Flash Thompson’ın bulunduğu bir ekip toplamıştı. Gerçek dünyada savaş kızışırken Araf sarsılmaktadır ve bu da Eddie için bir kaçış şansı olacaktır. Bir ışık ise Eddie’nin dönmesine yardım etmektedir. 



Bu sayıyı zevkle okudum. Bunun sebebi ise bir yükseliş sayısı olmasıydı. Donny Cates’in çok iyi yaptığı bir şey varsa o da karakteri aşırı aşağı çekip, ezip durmasıdır. Bu sayede de karakter yeniden yükseleceği zaman daha heyecanlanırız. Bu sayıda da bu oluyor. Eddie’nin uzun zamandır acı çekmesi ardından karakter yeniden ayağa kalkıyor ve kanatlarını açıyor. 


Bunun yanında sayı finali de çok iyi hazırlıyor. Eddie'nin hikayesi direkt olarak bir önceki King In Black sayısının son paneline bağlanıyor. Karakterin bir sonraki olaydaki psikolojisini hazırlıyor ve inanılmaz bir beklenti oluşuyor okuyucuda. Marvel mantıklı bir karar vererek bu sayı ile son King In Black sayısını aynı gün çıkardı ve bu kesinlikle sayı hakkındaki düşüncelerimi değiştirdi. Eğer aralarında birkaç hafta olsa bu sayı sonu dışında gereksiz hissettirirdi ama aynı gün çıktıklarından birbirilerinden yararlanıyorlar. 



Iban Coello... Ne diyebilirim ki? Kendisi şu anda Marvel’daki en hareketli, en akıcı çizimlerden birine sahip. Venomized gibi serilerde daha önce görmeme rağmen ilk kez bu seride kendisine aşık ettirdi beni. Çizer tüm potansiyelini benimsedi ve ortaya bu muhteşem işi çıkarttı. Jesus Aburtov’un da hem karanlık hem de parlak renkleri ile büyük bir katkısı var. Coello’yu ileride kesinlikle daha farklı ve daha büyük projelerde görmek istiyorum. 


Böylece Venom serisindeki son King In Black ara sayısını konuşmuş olduk. Çok güzel köprü görevi gören ve daha fazlasını da verebilen sayılar oldu bunlar. Ne kadar bu sayıyı sonu dolayısıyla çok beğensem de ardından gelen King In Black sayısını direkt okumasam bu sayı işlevsiz gelirdi. Hikayeye olan puanımı gelecek Venom sayısında görebilirsiniz ki aynı zamanda serinin de son sayısı olacak. Bir sonraki incelemede ise King In Black’i kapatacağız. Aynı zamanda sayıyı okuyanlar veya spoilerı önemsemeyenler notumu verdikten sonraki spoiler içeren düşüncelerimi okuyabilirsiniz. 


Notum: 7.8



SPOILER VAKTİ!



Teşekkürler Cates. Tüm seri boyunca onca minik dürtmelerden sonra Flash Thompson’ı bu hikayeye getirmen yetmezmiş gibi üstüne karakteri yeniden canlandırdığın için teşekkürler. Sizi bilmem ama Flash Thompson benim en sevdiğim simbiyot taşıyıcısıdır. Bunda biraz daha çizgi roman okumaya başladığım dönemde Agent Venom olmasının getirdiği bir etki var ama karaktere bayılıyorum. Karizmaya, karaktere ve diğer gereken her şeye sahip. Aynı zamanda Thompson’ı daha da önceden tanıyanlar nasıl bir karakter gelişimine sahip olduğunu bilir. Dan Slott’un son döneminde öldürülüşü de zayıf hissettirmişti ve harcanmıştı. Şimdi ise sahalara Cates sayesinde geri dönüyor ki keşke o yazmaya devam etseydi. Cates, bu seride Brock’a sevgisini gösterirken Thompson’a olan saygısını da gösterdi ve çok güzel bir şekilde ele aldı. Umarım bir sonraki kişi de bu kalitede devam ettirebilir.

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.