F9: The Fast Saga İnceleme | Limit Yok!


 Sinemaların ülkemizde yeniden açılmasıyla beraber bunu kutlayabileceğimiz ve özlemimizi giderebileceğimiz ilk film gelmiş bulunmakta. Fast and Furious serisinin heyecanla beklenen 9.filmi sonunda geldi ve bugün burada bu önemli filmi konuşmak için toplandık. İlk olarak söylemem lazım ben bu seriyi çok seviyorum. Hikayesi ne kadar kötü olursa olsun eğleneceğimi bildiğim ve çılgınlaştıkça daha da sevdiğim bir seri. Bundan dolayı bu incelemeyi serinin yaptıklarına alışmış ve daha da fazlasını görmekten zevk alan birisinin gözünden okuyacaksınız. 


Olayı biliyorsunuz: Artık istediği aile hayatını kurmuş Dominic Toretto, büyük bir olay için 4.kez son seferliğine bir göreve çıkar. Ekibi ile çıktığı bu kısa görev ise hiç de düşündükleri gibi kolay olmayacaktır. Dom’un kayıp kardeşi Jacob birden belirir ve ekibimize musallat olmaya başlar. Gerisi zaten geliyor. Dünya tehdit edici virüsler, çılgın aksiyon, inanılmaz araba dönüşleri ve daha fazlası bu filmde! 



İlk olarak söylemem lazım hikaye hiç de iyi değil. Kardeş çatışması işleyeceğini düşünürken çok yüzeysel dokunuyor, karakter bir yerden bir yere geçsin diye tesadüfi olaylar yaşanıyor, duygusal olması gereken bir an 5 dakika içinde unutturuluyor. Peki ben bunları filmi izledikten bir hafta sonra hatırlayacak mıyım? Tabii ki de hayır. Hikaye bu filmde en az umursayabileceğim şey ve film de çok umursamamış. Bu tarz bir filmde olması gereken çatışma, riskler ve olay örgüsünün hepsi var. İyiler mi? Çok da değil ama bu filme bunları aşırı iyi bir şekilde görmek isteyerek gitmek sizin hatanız olur.



Asıl olaylara girmeden önce hemen birazcık karakterlerden bahsetmek istiyorum. Bilmeyenler için bu filmde bazı dramalardan dolayı Dwayne Johnson’ın Hobbs karakteri bulunmuyor ve kesinlikle hissediliyor. O karakterin kattığı karizmatik bir komedi vardı. O olmadığında ise filmde Roman ve Tej tüm komedi yükünü taşıyor ve hiç de fena bir iş çıkarmıyorlar. Her filmde oyunculuğu kötüleşen Vin Diesel’ın karakteri Dom ise her zamankinden daha havalı ama daha sönük. Kardeşi ile olan ana çatışması havalı gelirken yeterince uğraşmayıp flashback sahnelerine yedirmek istemişler ki baya sıkıcı olmuş. John Cena tarafından oynanan kardeşi Jacob ise başta gerçekten karizmatik ve tehditkar gelse de filmde çok bir şey yapmıyor. Aynı zamanda bu film serideki en çok karakteri bulunduruyor olabilir. 3.filmden karakterleri geri getirmekle birlikte Han gibi bir karakter de dönüyor. Bu spoiler sayılmaz çünkü tüm pazarlamada kullanılmış bir karakter. Döndüğünü görmek güzel ama her zamanki gibi orada olmak için gelmiş. Yine de her ana karakterin filmde yaptığı bir şey olması ve en az bir havalı anının bulunması güzel. Kısaca karakterler serinin yapısını her zamankinden daha iyi biliyor ve daha çok eğlenmekle beraber güzel etkileşimler sunuyor. 



Tüm filmi taşıyan etmenden önce ilk ciddi eleştirimi sunmak istiyorum. Bu son birkaç F&F filmine göre daha düşük bir tempoda. Fragmanda artık çoğu anını gördüğümüz 3 ana aksiyon dışında film genellikle sakin ilerliyor. O aksiyonlardan da full zevk almak için fragmanları atlamanızı tavsiye ederim. Gelelim asıl sorun bu sakinlikte. Seriye yakışmayan bu davranış arada sizi sıkabiliyor ve bir sonraki aksiyon veya çılgın an için dakika saymanıza sebep oluyor. Hele ki filmde gereksiz fazla olan flashback sahneleri geldiğinde sinirim bozulmaya başladı. Sanki aksiyon aralarını nasıl dolduracaklarını bilememişler gibi. 


Altın yumurtayı konuşma vakti geldi gibi. Benim ve daha bir sürü kişinin bu seriyi severek izleme sebebi, aksiyon. Yukarıda dediğim gibi filmde 3 ana aksiyon ve giderek daha da çılgınca ve güzel oluyor. Her filmde daha ne yapabilirler diye sorarken her zaman yeni ve heyecan verici bir şey bulmayı başarıyorlar. Geçtiğimiz filmde uzaktan bir ordu dolusu araba kontrol edilirken bu sefer daha da yenilikçi ve eğlenceli bir şey bulmuşlar. Benim de deyişimle Car-ate’yi daha da yüksek bir seviyeye taşımışlar. Bu seride artık bir sınır yok okurlar. Yanan uçaklardan kaçmalar, apartmandan apartmana araba ile atlamalar, helikopter çekmeler ve karakterlerin hareketlerini önceden tespit edebilen cyborg Idris Elba’dan sonra her şey olabilir. Geçtiğimiz senelerde muhabbet arasında öylece söyleyip dalga geçtiğimiz şeyleri artık bu filmlerde bulabiliyoruz ve açıkçası söylemek gerekirse eğleniyorum. Eğer ekranda gördüğünüz şeyin mantığını sorgulamazsanız ve anı yaşarsanız kesinlikle siz de eğleneceksiniz. Daha önce de dediğim gibi aksiyonlardan maksimum kapasitede eğlenmek istiyorsanız tavsiyem fragmanları izlememeniz. 



F&F ile alakalı bir yazıyı açıkçası çok da uzatmak istemediğimden müzik ve efektler gibi noktaların her zamanki gibi olduğunu söyleyerek yazıyı kapatmaya geçiyorum. 


Sizi bilmem ama ben beyaz atletimi giyeceğim, haçlı kolyemi takacağım, Corona biramı açacağım ve havalı bir arabanın ön koltuğunda bir sonraki filmi bekleyeceğim. İstediğim çoğu şeyi yapsa da beklediğimi alsam da aradaki tempo sorunları ve çok bariz geliştirilmesi gereken bazı noktalardan dolayı F9 serinin son birkaç filminden daha düşük kaldı. Yine de aksiyon ve eğlence açısından kesinlikle bir önceki filmden daha akılda kalıcı. Bu filme bir puan vermeyi düşünmüyorum çünkü F&F artık film bariyerlerini kırdığından bir not verilmesi zor bir seri. Eğer serinin çılgınlığına alışıksanız ve sinemalara dönüp eğlenceli bir zaman geçirmek istiyorsanız izlemenizi tavsiye ederim.

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.