Wonder Girl #1 İnceleme


 DC’nin Future State’inde sevdiğim sayılı serilerden bir tanesi Wonder Woman'dı. Hikaye olarak aşırı güçlü olmasa da muhteşem çizimi ve atmosferi ile beni yakalamıştı. O iki ayın kesinlikle en öne çıkan yeni karakterlerindendi. Şimdi ise karakterin ana DC evreninde parlama zamanı geldi. Hadi Brezilya kökenli kahramanımız Wonder Girl’ün serisi nasıl bir açılış yapmış bakalım. 


Hikaye olarak çok bir şey yaşandığını söyleyemeyeceğim çünkü bu sayı biraz daha bize Yara Flor’u tanıtıyor. Küçüklük travmalarını peşinde tutan Yara, kökenini keşfetmek için Brezilya’ya gider ama gelişi sadece insanların ilgisini çekmez. Kahramanlar, kötüler, tanrılar ve yaratıklar onun varlığını hissetmeye başlar. Ne aradığını kendisi de bilmese de başkaları onu bulacaktır.



Dediğim gibi bu biraz daha tanıtım sayısı niteliğindeydi. Biraz geçmişini, azıcık kahramanlığını ve genel olarak da kişiliğini okuyoruz. Eğer ilk sayıdan büyük aksiyonlar bekliyorsanız hayal kırıklığına uğrayacaksınız. Kendisi sayıda kostümünü bile giymiyor. Yine de ben bu sayıyı beğendim. Ana sebebi ise karakterimiz Yara Flor. Kendisi Wonder Woman’a göre biraz daha eğlenceli ve meraklı bir karakter. Genellikle bu tarz “Tanıdığınız karakter gibi ama daha genç” olaylarını sevmesem de Yara farklı bir atmosfer katıyor hikayeye. 


Dürüst olmam gerekirse hiçbir zaman Wonder Woman hikayelerine giremedim. Çok uğraştım ama hiçbir zaman ısınamadım ve bir seride çok kalmadım. Bu seri ise okuduğum tüm Wonder Woman işlerinden daha iyi hissettiriyor. Karakterde de dediğim gibi ayrı bir atmosfer var. Bunun yanında Joelle Jones’un Brezilya mitosunu da seriye koyması farklı bir tat katmış. O mecralarda çok bilgili olduğumu söyleyemem ama okuduğum kadarıyla sayıda Brezilya mitosu ve kültürü güzel yansıtılmış.



Joelle Jones, sayıyı yazmakla beraber çiziyor da. Kendisinin daha önceki işlerini çok beğenmesem de çizim alanında kendisini çok geliştirdiğini düşünüyorum. Jones umarım seride çizer olarak kalmaya devam eder çünkü bu sayı son zamanlardaki en güzel gözüken DC çizgi romanlarından biri olabilir. Jordie Bellaire’in renklendirmesi muhteşem bir canlılık katıyor ve ikisinin birlikteliği inanılmaz sayfalar ortaya koyuyor. Hatta son sayfaya direkt olarak büyüleyici diyebilirim. Umarım bu anlarla daha fazla karşılaşırız. 


Sonuca gelirsek Wonder Girl gerçekten de farklı ve güzel bir başlangıç yaptı. Future State’te ilgimi çekerken burada duygularımı devam ettirmeyi başardı. Hikaye açısından çok güçlü başladığını söyleyemem ama çizim ve atmosfer bakımından çok güçlü. Şu an tek yapması gereken bunlara kaliteli bir hikaye eklemek. Serinin ekibine güvenmekle beraber ilk kez Wonder Woman-vari bir seriyi okuyup konuşacağım için heyecanlıyım. 


Notum: 7.8

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.