Oscar Ayı #1 | Nerede Kalmıştık?



 Oscar Ayı Yazı Serisi Nedir?


Üç yıldır sizler için hazırladığımız, artık sitemizin klasikleşen unsurlarından olan Oscar yazı serileri, bu sene Oscar Ayı ismiyle sizlerle buluşacak. Bugün günlerden 1 Mart ve bugünden itibaren sitenin inanılmaz büyük bir kısmı Oscarlar ile ilgili kimi zaman liste, kimi zaman analiz kimi zaman ise tahmin yazılarıyla dolup taşacak! Özellikle spesifik olarak filmlerle ilgili yazılarımızda aday olduğu kategoriler üzerinden bizce hak edip etmediğinden tutun, hangi özelliklerin bu filmlerin aday olmasını sağladığına, filmlerdeki detaylardan tutun, ödülü kazanmalarını sağlayacak olan artılara veya kaybetmesine sebep olacak olan eksilerine değineceğiz. Her yazının sonunda da aday olduğu ödülü bize göre kazanma yüzdesini sizlerle paylaşacağız. Ana sayfamızdaki etkinlikler kısmından istediğiniz senenin Oscar içeriklerine ulaşabilirsiniz. 

Evet, geldik yine malum döneme. Bundan yaklaşık 3 hafta önce Oscar adayları resmi olarak açıklandı ve biz de hemen ekip olarak görev dağılımı yaparak planlamalara başladık. Okurlarımız bilirler ki Oscar yazılarımızda genelde ağırlığı film analizlerine ve onlar özelinde tahminlere ayırıyoruz, aynı zamanda araya bilgi yoğunluklu liste yazıları da serpiştiriyoruz tabii ki. Bu sene ise hepsinden önce şöyle bir adaylıkları değerlendirdiğimiz yazıyla başlamak istedik bu yoğun döneme. Bu seneki adaylarla ve hatta bu sene adaylığa alınmayanlarla ilgili konuşulacak çok şey var ve bu yazı da aslında esas yazılara girmeden önce bu konuyu toparlamak için hazırlandı. 


Bereketli Yıl

Açıkçası bence bu sene çıkan filmler kalite olarak son 3-4 yılın en verimlileriydi. İnsanlar listesini yapıyor burada saymaya gerek yok ama özellikle son yıllarda gönül rahatlığıyla bu senenin en iyi filmleri bunlar diyebileceğim filmleri bulmakta zorlanırken bu sene tam aksine hangisine yer vereceğimi şaşırdım. Anlaşılan bu durum Oscarlar'a da yansımış olacak ki bu sene en iyi film kategorisinde tam 10 aday yarışıyor. Bu sayı geçen sene 8, ondan önceki sene ise 9'du. Son yılların en kalabalık adaylığıyla karşı karşıyayız kısacası. Bu da aslında bu senenin ne kadar bereketli geçtiğinin kanıtı. Bir sürü farklı dalda birbirinden kaliteli filmler çıktı ki bu da pandemi döneminde tamamen duraksayan sinema için bence çok sevindirici ve tatmin edici bir durum.


"Oha lan bu adaylıklar bizim mi şimdi?!"


Bunlar Burada Ne Arıyor?

Gelelim spesifik olarak adaylardan bahsetmeye. Her sene birkaç dalda aslında bu cümleyi kurduğumuz adaylar olabiliyor: 'Bunlar burada ne arıyor?' Açıkçası bu cümleye verilebilecek cevap, yani bu filmlerin neden aday olduklarının cevabı kimi zaman filmin PR çalışmalarının gücü oluyor kimi zaman ise o dalda başarılı olmamasına rağmen filmde yer verdiği temalar oluyor. Bu sene ise bunlardan en çok göze batanı Don't Look Up. Filmi ölümüne gömen ve bir film dahi olmadığını iddia eden tayfadan değilim şahsen, yine de çok beğendiğimi de söyleyemem. Bazı yerlerde çok kolaya kaçtığını düşündüğüm, kopuk ama yer yer de eğlenceli bulduğum anları olan bir film. Neyse, filmin zaten detaylarına Oscar'lar çerçevesinde ineceğimiz bir yazımız olacak, bunları oraya saklayalım. Filmin tam 4 adaylığı var ve bunların hepsi de önemli dallardan. Senenin en iyi filmlerini sorsanız aklımın ucundan dahi geçmeyecek olan bu film, en iyi filme aday. Filmin en olumsuz yönlerini bana sorsanız kurgusu derdim, ve evet, bu film en iyi kurguyu da aday. Cidden Netflix'i tebrik etmek lazım. Adamlar nasıl bir PR çalışması yürüttüyse, adaylıkları seçen akademi üyelerini nasıl kafaladıysa artık en 'Yok artık canım bu film de buraya giremez herhalde.' dediğim yerlere aday olarak filmini sokmayı başarmış. Akademi adına utanmamız, Netflix'i ise üstün başarısından dolayı tebrik etmemiz gereken bir durum. Bunun dışında ondan daha çok hak eden en az 3-4 film daha varken Spider-Man: No Way Home'un da en iyi görsel efekte aday olması yine şaşırtıcı olmayan ama akademi adına utanılması gereken bir durum. Yine adaylıkları dahi seçerken ne kadar adil olmadıklarını bizlere bir kez daha hatırlatmayı başardı adamlar. Bakalım ödül töreninde ne tür haksızlıklardan bahsediyor olacağız.



Ridley Scott: Ulan Ben Size Ne Yaptım?

Ridley Scott, tartışmasız bir şekilde tarihin en iyi yönetmenlerinden biri. Son yıllardaki işleri tartışılabilir de olsa bu sene taş gibi bir film yaptı adam: The Last Duel. Benim için açık ara senenin en iyi üç filminden biri The Last Duel, çok özgün ve yenilikçi yanlarının yanı sıra detaycı ve atmosfer yaratma konusunda türünün en iyi filmlerinden biri. Buna rağmen film hiçbir adaylık alamadı. Sıfır ya. Sıfır. En iyi filme aday olan filmlerin yarısından %100 daha kaliteli bir film The Last Duel, buna rağmen sıfır adaylık. Şimdi en az 3 adaylığı olan ve film demeye bile bin şahit isteyen filmleri burada saymak istemiyorum ama bu cidden ayıp. Bu adam size ne yaptı ya? Tarihin en iyi yönetmenlerinden biri olmasına rağmen, farklı alanlarda türünün en iyi filmlerine imza atmasına rağmen zaten şu ana kadar hiç ödül vermediniz adama, üstüne bu sene de hakkını yiyorsunuz. Ne dese haklı şu an Ridley Scott. Ayrıca bu durum da yıllardır tartışıla gelen Oscarlarda İngilizlere yapılan ayrımcılık tartışmasını da haklı olarak yeniden alevlendirebilecek nitelikte. 


Sevindirici Sürprizler

Yiğidi öldür, hakkını yeme... Oscarlar son yıllarda pek çok alanda kötüye gidiyor olsa da adaylıklarda sevindirici bir gelişme var: Sanat filmlerinin artışı. Geçmişte pek çok kez yılın en iyi filmleri olmasına rağmen 'festival filmi' diyerek dışlanan sanat filmleri son yıllarda gerek adaylık gerek de ödül olarak Oscarlardaki yerini arttırmış durumda. Bu sene ise bunun en büyük iki kanıtı Drive My Car ile Worst Person In The World ile oldu. En iyi orijinal senaryo dahil.... dallarında aday olan Worst Person In The World geçtiğimiz sene çıkan, festival festival dolaşıp çok ses getiren bir filmdi ve burda da önemli adaylıklar aldığını görmek gerçekten sevindirici oldu. Bu durumun bir diğer örneği olan Drive My Car ise yine çok ses getiren bir sanat filmiydi ki bu sene Oscarlarda en iyi filme dahi aday olmayı başarmış durumda. Bu tarz filmlerin adaylıklarının Oscarlar'da artması harika ve umarım bu durum daha da artarak devam eder ve devasa gişeli filmlere bu tarz içten filmlerin kafa tutuşuna tanıklık ederiz..




Gönüllerin Şampiyonu

Ah ulan ah... Adaylar açıklandığı zaman benim ve pek çok kişinin yaşadığı en büyük sürpriz bu oldu. Denis Villenue bu sene sunduğu başyapıta rağmen en iyi yönetmen dalında aday gösterilmemiş. Niye? İnanın bilmiyorum. Ridley Scott'a yapılan haksızlıkların sebepleriyle ilgili teoriler ürettim yukarda, ama buna cidden diyebileceğim bir şey yok. Canları istemedi herhalde. Tarihte eşine çok az rastlayabileceğimiz bir şekilde bir film en iyi filme aday olmasına rağmen o filmin yönetmeni en iyi yönetmene aday gösterilmedi. Zor gözüküyor, ama eğer büyük ödülü Dune kazanırsa ne olacak? Kim kazandırmış olacak bu filme büyük ödülü? Tartışmasız Denis Villenue. Ee? Akademi bir seneyi bile skandalsız geçirmeyi başaramıyor, belki de bunu tercih ediyor, bu senenin ilk skandalı ise her şeyden önce Denis'in muazzam başarısına rağmen aday olmaması oldu. Bakalım bizi başka ne skandallar bekliyor bu sene...

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.