Öyle Bir Geçer Zaman Ki | Evil Within


Biliyorum, biliyorum. Bu yazıya büyük ihtimalle konseptin ne olduğunu merak ettiğiniz için girdiniz bu yüzden size kısaca açıklayayım. Öyle bir geçer zaman ki, oyun bölümünde yer alacak yeni bir seridir. Bu seride eski oyunları inceleyip halen oynanır mı bunu tartışacağız. İlk yazımızın konuğu ise daha taze taze bitirdiğim Evil Within.


Evil Within, Shinji Mikami'nin uzun zamandan sonra tekrardan korku janrasına döndüğü yapımdır. Bu yüzden zamanında oyunun üstünde büyük bir yük vardı çünkü Mikami reis bu dünyaya RE4 serisi gibi bir baş yapıt bırakmıştı. Peki Evil Within beklentileri karşıladı mı? Daha doğrusu Re serisi gibi bir baş yapıt mı? Cevabım iki soru içinde evet! Evil Within hem hikayesi hem oynanışı ile benim için korku/gerilim janrasının en iyi oyunlarından biri olup çıktı. Normalde incelemelere hikaye ile başlardım fakat bu seride kısaca oyunun halen oynanıp oynanmadığından ve teknik özelliklerinden bahsedeceğim. 


Öncelikle oyun hem konsol hemde pc tarafında sık sık indirime giriyor bu yüzden oyunu neredeyse her indirimde görebilirsiniz fiyatı da indirim ile birlikte gerçekten makul oluyor. Teknik anlamda ise oyun beni FPS konusunda bir çok yerde deli etti. Konsollarda (Ben oyunu PS4'te deneyimledim.) sabite yakın bir 30 FPS sunmaya çalışıyor fakat bunu tutturamıyor. Oyunun genelde açık veya fazla düşmanlı kısımlarında FPS'in yerleri boyladığını hatırlıyorum özellikle oyunun son chapterları bunu özetler nitelikte. Hal böyle olunca oyunu Xbox One ve PS4 gibi eski nesil konsollarda oynarken sıkıntı yaşayabilirsiniz fakat PC'de daha iyi bir deneyim yaşayacağınıza eminim. Oyunun görselliği ise eskimiş diyebilirim o dönemde bile göze batan bu görsellik şuan "Bu ne abi PS3 oyunu mu oynuyorum ben" dedirtebiliyor. Yani anlayacağınız ışıklandırma ve kaplamalar gibi grafiksel özellikler çağın gerisinde kalmış. 


Bu kadar oyunu gömdük biraz da övelim. Evil Within'in hikayesi gerçekten çok sağlam. Şu dönemde korku hikayelerinin geneli ya Teen Slasher ya da "Ben saklanamayım o kovalasın" tadında ilerlerken Evil Within, kabus konsepti ve RE serisinden aşina olduğumuz muhimmat kontrolü ile birlikte bize farklı bir deneyim sunuyor. Aslında her şeyden daha detaylı bahsetmek çok isterim fakat spoiler vermek hiç istemiyorum bu yüzden hikayeyi sadece özetleyeceğim. 


Oyunda ki ekibimiz ile sık sık vakit geçirebiliyoruz. Böylece onlara rahatça ısınabiliyoruz. 


Sebastian Castalianos, özel bir dedektiftir. Bir kaç sene önce yaşadığı travmaları alkol ile çözmeye çalışsa da işini hiç bir zaman bırakmamıştır. Bir gün ekip arkadaşları, Joseph Oda ve Juli Kidman ile birlikte aldıkları bir bilgi sonucunda Beacon Mental hastanesine giderler. Onlara bu hastanede bir hastanın delirip bütün herkesi katlettiği bilgisi verilmiştir fakat Sebastian olayın daha farklı olduğunu düşünmektedir. Hastanede yaşadığı arbede sonucu bayılan Sebastian hem ekip arkadaşlarını kaybeder hemde ne yapacağını bilemez. Hastaneden bir şekilde kaçmayı başarır ve dünyanın yok olma eşiğine geldiğini görür fakat Sebastian'ı burada en çok zorluyacak şey ne yaratıklar ne de yıkılan dünyadır onu en çok zorluyacak şey kendi kabuslarıdır. Shinji Mikami reis hikayeyi size yavaş yavaş sunuyor ve merak unsurunu oyunun sonuna kadar koruyor bu da size oyunu oynamanız için bir sebep sunuyor diyebilirim. İlk başlarda hikayeyi çok iç açıcı bulmasam da sonlara doğru benim için bir başyapıt oldu, çıktı. Hikaye iyi fakat bir hikayeyi destekleyecek asıl şey nedir? karakterlerdir. Peki karakterler nasıl? Hikaye kadar övemeyeceğim fakat ben onları da sevdim ve benimsedim ya. 


Sebastian bildiğimiz alkolik dedektif rolü ile karşımıza çıksa da oyun boyunca bulduğumuz notlar ile birlikte geçmişine dönüyor ve neler yaşadığını öğreniyoruz. Sebastian'ın neden bunları yaşadığı aslında notlarla birlikte size yavaş yavaş veriliyor. Yani bunu bir puzzle gibi düşünebilirsiniz. Diğer karakterler içinde not ve ses kayıtları kullanılmış ve o kadar güzel yerlere koyulmuş ki biz oyuncular bunları kaçırmayıp hikaye hakkında daha fazla detaya sahip olabiliyoruz. Neyse konu yine dağıldı Sebastian güzel bir karakter arkadaşlar. İş arkadaşları Joseph ve Kidman ise iyi işlenmiş diyebilirim ama beni biraz hayal kırıklığına uğratan baş düşman oldu. Amacı her ne kadar mantıklı olsa da ve ona bazı noktalarda hak versem de hikayesi çok klişe geldi. Bunlar dışında diğer karakterlerde ortalama işlenmiş. Peki hikaye güzel, karakterler fena değil. Müzikler nasıl? (Oynanış diyeceğimi düşündünüz değil mi? Hayır, hayır ona sonra değineceğiz.)


Oyun çoğu zaman size hikayeyi çevre ve atmosfer ile birlikte veriyor. 


Müzikler gerçekten güzel. Boss savaşları ve cutscene'lerde çalan müzikler sizi diken üstünde tutmayı başarıyor. Özellikle kayıt odasına geçerken çalan Clair De Lune ve oyunun finalinde çalan Long Way Down aklınızda kalacak müziklerden sadece bir kaçı. 


Yine çok uzatmayayım dedim ama biraz uzatmış gibi oldum neyse oynanışa gelirsek. Oynanış Resident Evil serisine çok benziyor. Özellikle mühimmat kontrolü yapma, karakterleri öldürmek için farklı şeyler yapma gibi özellikler direkt olarak Resident Evil serisinden alınmış bu tabii ki de kötü bir şey demek değil çünkü Resident Evil serisi temelleri açısından çok iyi bir yapımdı. Bitti mi derseniz tabii ki hayır. Evil Within'in büyük abisinden örnek aldığı şeyler burada da bitmiyor. Bölümler arasında kayıt odaları olması ve 2-3 bölümde bir yeni bir silahın oyuna eklenmesi de abisinden aldığı özelliklerden. Çeşitlilik konusunda oyun bence en az RE serisi kadar iyi bir iş başarıyor. Sniper, Magnum, Shotgun gibi bildiğimiz silahlar haricinde bu oyunda bir arbaletimiz de bulunmakta ve çeşitli okları da yanında geliyor. Böylece neredeyse 10-15 saat süren bu oyunda sıkılmıyorsunuz.


Oyunda birde yetenek ağacımız bulunuyor bu ağacı ilk oynanışınızda bitirmeniz biraz zor bu yüzden bütün özellikleri açmaya çalışmayın (Ben yaptım oradan biliyorum :D). Özellikler genelde hep karakterimize pasif olarak etki ediyor işte canımızı artırıyor, silahlarımızda ki kurşunları artırıyor gibi gibi. Agresif özellikler neredeyse hiç eklenmiyor fakat zaten çeşitlilik konusunda iyi bir iş başardığı için bunu çok umursamıyorsunuz. Evil Within aksiyon haricinde pek çalışmayan bir gizliliğe de ev sahipliği yapıyor. Neden pek çalışmayan dedim çünkü ana karakterimiz Sebastian eğildiği zaman aşırı yavaş yürüyor ve düşman karaktere gidene kadar düşmanlar bizi fark ediyor böylece gizliliğin hiç bir amacı kalmıyor. Bu nedenle oyun boyunca gizliliği pek yapmamaya çalıştım. Tabii ki oyun bazı bölümlerde sizi gizlilik yapmaya zorluyor ama o bölümlerde ki düşman çeşitliliği sağolsun diğer bölümlerin aksine pek sıkıntı yaşamıyorsunuz. Adettendir vuruş hissiyatından da biraz bahsedeyim. Vuruş hissiyatı yeterli ve karaktere vurduğunuz hissediyorsunuz. Sadece Shotgun gibi silahların kafadan vurduğumuz da kesin olarak düşmanı öldüreceğinin bir garantisi yok bu yüzden o değerli merminizi küçük düşmanlara harcamak istemiyorsunuz. 


"Fazla yaklaşma kardeşim aklını alırım."


Evil Within ayrıca korku/gerilim oyunlarında ilk defa gördüğüm bir şeyi yapıyor. Bu da düşmanlarımızı kesin olarak öldürmek için yakmak. Oyunda bulduğumuz kibritler sayesinde düşmanlarımızı tamamen yok edebiliyoruz bunu yapmazsak düşürdüğümüz düşmanlar bir yerden sonra kalkabiliyor. Bu da oyuna düşünmemiz gereken farklı bir etken katıyor. Düşman demişken oyunda ki düşman çeşitliliği bence gayet yeterli. Düşmanların aynı sizin gibi gelişmesi ve bölümler boyunca zorluklarının artması çok iyi olmuş yani örnek vermem gerekirse ilk başta zombi varimsi düşmanlar gelirken sonlara doğru bize ateş eden ve öldürülmesi neredeyse imkansız olan düşmanlar karşımıza çıkıyor böylece çeşitlilik konusunda sıkıntı yaşamıyorsunuz. 


Tek kibrit ile bir çok düşmanı aynı anda yakmak çok tatmin edici. 


Fakat oynanışta gömeceğim bir kaç şey var bunlar oyunda ki bazı kısımların ve en kritik olanı da neredeyse bütün bossların tekrarlanması. Abi yani bunu neden yaparsın hiç ama hiç anlamıyorum. Düşman çeşitliliği desen yeterli, e bosslar ve bölüm dizaynı da keyifli. Sen neden bunları bize tekrar sunuyorsun ki? Tamam oyunun konseptine uygun ama bari farklı animasyon ve öldürme şekli getirseydiniz be abi. Ya hadi boss savaşlarının kendisi iyi olsa neyse de geneli mermi süngeri ve savaşması keyifli değil. Sırf tasarımları güzel diye de bunları övmemi beklemeyin. Bölüm tasarımları da sizi geriyor özellikle iç mekanların tasarımı sayesinde oyunun atmosferine rahatça girebiliyorsunuz. Özetlemek gerekirse  

bir kaç eksik haricinde oynanıştan memnun kaldım. Umarım ikinci oyunda bu eksikler düzeltilmiştir. 


Oyunda ki bossların tek iyi tarafı tasarımları. 


Evet, Öyle Bir Geçer Zaman Ki'nin ilk yazısının sonuna gelmiş bulunmaktayız. Bence korku/gerilim janrasını seven herkes Evil Within'i kesinlikle oynamalı fakat janrayı sevmeyenler indirimde alıp bir göz atabilir. 

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.